Bu iddianın doğru olup olmadığı, Genelkurmay Başkanlığı adına basını bilgilendirme toplantıları yapan generale soruldu. Yetkili general iddiayı doğruladı. İlgili mevzuata atıfta bulunarak tutuklu komutanın açığa alınmadığını ve görevine devam ettiğini açıkladı.
Genelkurmay'ın açıklaması, Kayseri Valiliği tarafından hazırlanan ve internet sitesinde yer alan protokol listesiyle de doğrulandı. Olayı hatırladınız sanırım. Protokol listesinde il jandarma komutanı olarak J.Kd.Alb. Cemal Temizöz'ün ismi yer alıyor.
Albay Temizöz'ün ismi, altı aydır faili meçhul cinayetlerle birlikte anılıyor. Diyarbakır özel yetkili cumhuriyet savcılarınca yürütülen soruşturma sırasında şüpheli olarak tutuklandı. Hakkında iddianame düzenlenerek, dokuz defa ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldı. Yargılaması tutuklu olarak devam ediyor.
Jandarma Albay Temizöz görevine devam ederken geçtiğimiz hafta Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan ve iki emniyet müdürü hakkında, uyuşturucu madde operasyonunda suçla bağlantıları bulunduğu iddiası ile soruşturma başlatıldı. Görevli mahkemenin serbest bırakma kararına cumhuriyet savcılarının itiraz etmesi üzerine Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan dün tutuklandı ve tutuklama kararının Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ulaşması üzerine Emin Arslan görevinden uzaklaştırıldı. Hakkında idari soruşturma başlatıldı.
Tutuklamanın bir ceza mahkûmiyeti olmadığında tereddüt yok. Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmadan bir tutuklu suçlu ilan edilemez. Tutuklama bir tedbirdir. Elde edilen delillerle şüphelinin suç işlediğine dair kuvvetli şüphe bulguları elde edilirse, şüphelinin delilleri karartması, tanıkları baskı altına alması, delilleri yok etmesi veya kaçması ihtimallerini dikkate alan mahkeme şüpheli hakkında tutuklama kararı verir. Yargılaması tutuklu olarak devam eder. Mahkûmiyet alması halinde tutuklu kaldığı günler mahkûmiyet süresinden mahsup edilir. Beraat etmesi halinde ise mağduriyeti söz konusu olur. Bu nedenle de tutuklama kararı veren mahkeme delilleri ince eleyip sık dokuyarak kararını verir. Yanlışlıkları en aza indirmek için de şüphelinin itiraz hakkı vardır. Diğer taraftan ayda bir defa şüphelinin tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmediği yeniden incelenir, tutukluluğun devamı veya tahliyesi yönünde karar verilir.
Tutuklanan kişi kamu görevlisi ise, hakkında yürütülen adli soruşturma ile birlikte idari soruşturma da sürdürülür. Adli ve idari soruşturma birbirinden bağımsız olarak yürütülmekle birlikte, soruşturma makamları toplanan delillerden karşılıklı olarak istifade ederler. Soruşturma sonunda adli yönden dava açılmaya gerek görülmeyen bazı eylemler idari yönden disiplin suçu oluşturabilir. Bu çerçevede memurun açığa alınması ve/veya disiplin cezasına çarptırılması söz konusu olabilir. İdari makamlar bu konuda delilleri ilgili mevzuata göre takdir eder.
EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI HEMEN GÖREVDEN ALINDI
Kamu görevlisi tutuklanmış ise durum ne olacaktır? Sivil veya asker bir kamu görevlisinin tutuklanması ve hakkında taksirli suçlar hariç ağır hapis cezasını gerektiren bir suçtan veya asgari haddi beş yıl daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kamu davası açılması halinde kamu görevlisi açığa alınmaktadır. Yargı ve yürütme erklerinin yetki ve görev alanlarının birbirinden ayrı oluşu sebebiyle bu konuda takdir yetkisi idarededir. Mahkeme tutuklama kararı verir ama görevinden uzaklaştırma/açığa alma işlemine müdahale etmez. Bu yetki idare adına ilgili bakan veya atamaya yetkili makamdadır. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan olayında olduğu gibi, tutuklanan kamu görevlisi derhal görevinden uzaklaştırılmaktadır. Uygulama bu yöndedir ve hukuka uygun olan da, tutuklanan kamu görevlisinin açığa alınmasıdır.
Tutuklu Jandarma Komutanı'nın göreve devam ettirilmesini hukuk içinde makul göstermek mümkün değildir. Mahkemelerin tutuklama kararlarındaki hassasiyetleri göz ardı edilerek, görevi sırasında işlediği iddia olunan suçlardan dolayı ağırlaştırılmış müebbet ağır istemiyle yargılanan sanık kamu görevlisinin, ister sivil ister asker olsun açığa alınmamasında hukuka uygunluk yoktur. Hele emir verme mevkiinde olanlar için açığa alma daha da önem arz etmektedir. Aksi hal Türkiye'yi, cezaevi içinden askerî birliğe komuta edilmesi gibi bir garabetle karşı karşıya bırakacaktır. Yazının konusu olay bu tartışmayı gündeme getirmiştir.
Şimdi şu sorular cevap beklemektedir: Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan bir kamu görevlisinin işlediği iddia olunan suçlar nedeniyle idari bir soruşturma başlatılmış mıdır? Mahkemenin ciddiye alarak tutuklama gerekçesi yaptığı deliller, idari soruşturmada değerlendirilmiş midir? Böylesine ağır suçlarla itham edilen bir görevlinin görevine devam etmesi sakıncalı değil midir? Cezaevinde de olsa görevine devam ettiğine göre, cezaevinden göndereceği yazılı emirler komutanın astları tarafından uygulanacak mıdır? Verilen veya verilmesi muhtemel bu emirlerin konusu suç teşkil ettiği ve yeni bazı suçlar işlendiği takdirde bunun sorumlusu kim olacaktır? Sadece emri veren ve uygulayan mı, yoksa altı aydır tutuklu olan sanığı görevinden uzaklaştırmayanlar mı? Sanığı görevden uzaklaştırması gerekenin yasalar gereği Milli Savunma Bakanı olduğu düşünülünce iş daha da içinden çıkılması zor yorumlara yol açmaz mı? Çetelerle, illegal yapılanmalarla, silahlı terör örgütleriyle mücadelede kararlı ve istikrarlı bir tavır sergileyen, adli makamların taleplerini karşılamada hassas davranan hükümetin bir bakanı ve askerî makamlar aynı titizliği neden göstermiyor?