|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, statükoya meydan okudu, statükoyu savunanların 'daha fazla şehit ve daha fazla ölüm' istediğini savundu. Erdoğan, "Açık söylüyorum, 'statüko devam etsin' demek, ölümlere, çatışmalara, yıkıma, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ortak olmak demektir." dedi. Dersim isyanı sonrası idam edilen Seyit Rıza'nın, "Evlad-ı Kerbela'yız. Bihatayık, ayıptır, zulümdür, günahtır" sözlerinden alıntı yapan Başbakan, CHP'li Onur Öymen'e yüklendi. "Kerbela muamelesini onaylar şekilde Meclis kürsüsüne taşımak, millet sevgisiyle, insan sevgisiyle nasıl bağdaşır?" diye sordu. Alevilerin de, Sünnilerin de Kerbela faciasını dinleyerek, Peygamber'in torunlarının nasıl katledildiklerini okuyarak büyüdüğünden söz eden Erdoğan, cinayetin ne derece feci olduğunun Kerbela örneği üzerinden belleklere yerleştiğini söyledi. CHP'nin sıkıştığı yerde Atatürk'ün ardına sığındığını belirten Erdoğan, "Kendi köhne zihniyetlerini Atatürk'ü istismar ederek perdelemek istiyorlar. İnanıyorum ki benim Alevi kardeşim, bu istismarcıların gerçek yüzünü görecektir. Biz bir dil sürçmesinin, yanlış anlamanın, algının peşine düşen, onu istismar eden siyasetçilerden olmadık. Ancak burada bir dil sürçmesi, bir yanlış anlama, bir yanlış aksettirme durumu yok. Burada bir zihniyetin, bir niyetin, bir bakış açısının dışa vurumu var." ifadelerini kullandı.
MUHALEFET KONUŞURKEN ÇOCUKLARI TV'DEN UZAK TUTUN: Parti genel merkezindeki Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda ağırlıklı olarak demokratik açılım üzerine konuşan Başbakan, şunları söyledi: "Meclis oturumunda CHP ve MHP liderlerinin kullandığı ifadeleri şöyle alt alta koyup lütfen bakınız. Benim burada o ifadeleri tekrar etmeye terbiyem müsaade etmiyor. Lütfen bu liderler konuşurken, çocuklarınızı televizyon başından uzaklaştırın. Bu öfkeyi, nefreti, seviyesiz üslubu görmesinler.
STATÜKONUN DEVAMI DAHA FAZLA ŞEHİT DEMEK: Bu ülkede bir terör meselesi var mı? Statükonun devam etmesi demek, daha fazla şehit demektir, daha fazla ölüm demektir. Ne diyorlar 'bırakın anneler ağlasın', bunu demek vicdansızlıktır. 'Anneler tabii ki ağlayacak' demek merhametsizliktir. Ölümleri, katliamları, işkenceyi masum yavruların mağaralarda boğazlanmasını onaylamak hatta ve hatta yüceltmek, sevgiden, şefkatten, merhametten nasibini almamaktır, alamamaktır.
KURUMLAR YIPRATILMAMALI: Yargıya intikal etmiş konuların kurcalanmasına anlam veremediğini belirten Başbakan, şu şekilde konuştu: "Medyanın bu noktadaki hassasiyet göstermeyişinin bedelinin ülkemize ne kadar ağır olduğunu burada hatırlatmak istiyorum. Olay yargıya intikal etmişse bu işi bu kadar kurcalamanın ne anlamı var? Bırakın yargı bunu zaten araştırıyor, götürüyor. Son olarak dün bir gazetede bununla ilgili bir kampanya var. Bu kampanyalar tabii ki bu kurumlarımızı zedeliyor, yıpratıyor. Tahrip ediyor, tahrik ediyor ve bunları bizler doğru bulmuyoruz. Yargıya intikal etmişse, artık burada bizler izleyelim; takip edelim."
KILIÇDAROĞLU BİR İLERİ İKİ GERİ
Başbakan, konuşmasında CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nu da eleştirerek şunları söyledi: "Ne yazık ki bakıyorsunuz Tuncelili, Nazimiyeli, o da tutmuş oradan bu sözleri alkışlıyor. Daha sonra manevra yapıyor. Daha sonra tepkiler gelince 'bizde biat kültürü yok' diyor. Sonra yeni bir manevra yapıyor. Yani bir ileri iki geri." ZAMAN
|