|
AK Parti 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na yine Kızılcahamam'daki Asya Termal Tesisleri'nde girdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açış konuşmasının öncelikli konusu 'demokratik açılım' oldu. Erdoğan, konuşmasında, açılımla ilgili oluşturulan korku atmosferini eleştirdi. Antik dönemin ünlü filozoflarından Eflatun'un, "Korkaklar hiçbir zaman zafer anıtı dikememişlerdir." sözüne atıf yapan Erdoğan, İstiklal Marşı'nın da 'korkma' diyerek başlamasına dikkat çekti. Korku üzerine ülke inşa edilemeyeceğinin altını çizen Başbakan, arka arkaya şu soruları sıraladı: "Eğer Alparslan korksaydı Malazgirt olur muydu? Orhan Gazi korksa Bursa, Fatih korksa İstanbul olur muydu? Mehmetçik korksa Çanakkale'de o destan yazılabilir miydi? Merhum Menderes korksaydı bu demokrasi mirasını bize bırakabilir miydi? Mustafa Kemal korksa bu cumhuriyet inşa edilebilir miydi? Özal korksa suikasttan sonra 'Allah'ın verdiği ömrü ondan başka alacak yoktur' diyebilir miydi?" "7 yıldır üretilen korkulara boyun eğmedik. Bundan sonra da korkmadan devam edeceğiz." diyen Başbakan Erdoğan, AK Parti kampında özetle şöyle konuştu:
KİRLİ SENARYOLARI GÖRÜYORSUNUZ: Hukuksuzluğa, çetelere göz yummadık, mafyaya eyvallah demedik. Kirli ilişkilere, örgütlenmelere asla hoşgörü göstermedik. Ne tür kirli senaryoların gündeme geldiğini, hukukun konusu olduğunu görüyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz inadına demokrasi dedik, hukuk dedik, adalet dedik. Millet, ülke, hizmet aşkına, 'cehennem olsa gelen göğsümüzle söndürürüz. Bu yol ki hak yoludur dönme bilmez yürürüz.' (Mehmet Akif Ersoy'dan)
KORKU TOPLUMU OLUŞTURMAK İSTİYORLAR: AB dedik, kimliğimiz tehlike altında dediler. Kıbrıs dedik, milli menfaatlerimiz tehdit altında, peşkeş çekiliyor dediler. Komşularla sıfır sorun dedik 'eksen kayıyor', Ermenistan dedik 'Sevr' dediler, çetelerle mücadele dedik 'sakın ha dokunma' dediler. Demokrasi dedik 'uzak dur' dediler, neyine lazım. Şimdi de milli birlik süreci diyoruz 'ihanet, hıyanet, müzakere, bölünme' diyorlar. Aynı korkak yaklaşımı sergiliyorlar.
İSTİKLAL MARŞI'MIZ 'KORKMA' DİYE BAŞLIYOR: İstiklal Marşı'mız 'korkma' uyarısıyla başlıyor. 'Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak...' Mesele bu. Korkarak değil, korkmayarak. Korku, aklın katilidir. Korku köleleştirir, korku üzerine ülke inşa edilmez. 7 yıl korkmadık, üretilen korkulara boyun eğmedik. Bundan sonra da korkmadan yolumuza devam edeceğiz.
KABADAYI OLMUŞLAR MAŞALLAH (MHP'YE): Seçime 1,5 yıl varken bırakıp kaçtılar. Şimdi bakıyorsunuz 'kabadayı' olmuşlar maşallah. Bizi erken seçimle tehdit ediyorlar. 4 yıllık süreyi devam ettireceğiz. Bu ülke, zamanında seçim yapmaya alışmıştır, bunu böyle bilin.
BUNLAR MİKSER: Tek meseleleri ülkeyi karıştırmak. Bunlar mikser. Görevleri bu. Milli birliğimizi, kardeşliğimizi pekiştirmek için hangi adımı attılar?
KURTULUŞ SAVAŞI'NDA ANALAR AĞLAMADI AMA DERSİM'DE AĞLADI: Bu yola anneler ağlamasın diye çıktık. 'Analar tabii ağlayacak' diye talihsiz ifade kullandılar. Çanakkale'de benim yürekli anam oğlunun başına kına yakarak askere gönderdi. 'Git vatanın için, toprağın için, memleketin namusu, şerefi, onuru için şehit ol' diyerek evladını cepheye gönderdi. Dersim'de analar ağladı. Gazi Mahallesi'nde, Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Başbağlar'da analar ağladı.
NECİP FAZIL'IN AĞZINDAN DERSİM KATLİAMI: Dersim'le ilgili Necip Fazıl şöyle der: "Mazgirt Tersemek nahiyesinin halkı doğranmakta... Merhamet sahiplerinden biri, birle on yaşı arasında 20 kadar çocuğu alıp bir derenin içine saklamıştır. Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor. En katı yürekliler bile, böyle müdafaasız mâsumlara silâh kullanamayacaklarını söylemeye mecbur kalıyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete uğruyor ve hayli sıkıntı mevzuu oluyor. Nihayet karanlık suratlı bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 mâsumun işi bitiriliyor." Ne o tablonun savunulacak bir tarafı vardır ne de bugün yaşanan manzaranın.
GÜN NUTUK ATMA DEĞİL, GÖZYAŞLARINI DİNDİRME GÜNÜ: Gün nutuk atma günü değildir. Gün süslü söylevler irat etme günü değildir. Gün, ölümlere çare bulma günüdür. Bundan gerisi lafı güzaftır.
HABUR NE KADAR İSTİSMARSA, ŞEHİT ANNESİNİ ELİNDEN TUTUP GETİRMEK DE İSTİSMAR: Habur Sınır Kapısı'ndaki durum ne kadar nahoşsa, ne kadar tahrik, istismarsa, bir şehit annesini elinden tutarak Meclis'e taşımak, slogan attırmak o kadar nahoştur, o kadar provokasyondur. Hiç kimse aziz şehitlerimizi kendi çarpık siyasi görüşlerine malzeme yapmasın.
EMPATİ YAPALIM: Doğu ve Güneydoğu'da olduğu gibi ülkenin her bir köşesinde yaşananları anlamaya çaba göstermek zorundayız. Empati yapmak, oradaki iklimi, ruh halini teşhis etmek zorundayız. Bunu yapalım ki; sorunu samimi bir şekilde anlayabilmelerini sağlayalım.
|