|
Türkiye'de her yüz kişiden biri çölyak hastası. 'Ömür boyu süren gıda alerjisi' olarak bilinen rahatsızlığa yakalananlar, yiyebildikleri ürünlerin çok pahalı olması sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşıyor. Çölyak hastalığı, buğday, arpa, çavdar ve yulaftaki gluten denilen, ekmeğe elastikiyetini ve kabarma özelliğini veren proteine karşı bağırsaktaki reaksiyondan kaynaklanıyor. Teşhisi koymak da çok zor. Bu nedenle Güneydoğu illerindeki hastalar Ankara'ya sevk ediliyor.
Diyarbakır'da yaşayan İlknur, Sedat ve Sedanur çölyak hastalığıyla pençeleşen üç kardeş. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf katkılı hiçbir şey yiyemiyorlar. Arkadaşları gibi istedikleri zaman bisküvi ya da çikolatanın tadına varamıyorlar. Gluten maddesi çıkarılarak imal edilen ithal ürünler ise onların alacağı kadar ucuz değil. Üç kardeş, binlerce çölyak hastası gibi Sağlık Bakanlığı'nın kişi başına verdiği 2 kilogram un, 1 kilogram ekmek, 2 paket makarna, 2 bisküvi ve 3 çikolatayla hayatlarını sürdürmek zorunda. Glutensiz erzakı ay sonundan önce bitirirlerse eczanelerde kilosu 30 TL'ye satılan unu almak mecburiyetinde kalıyorlar. Ancak babaları işsiz. Bu durumda mecburi diyet başlıyor. Küçük bedenler, devasa bir olgunlukla sabrediyor açlığa.
Çölyak teşhisi konulan hastaların, yaşamak için çok iyi bir diyet yapmaları gerekiyor; ancak ürünlerin çok pahalı olması ve her ilde bulunmaması birçok problemi beraberinde getiriyor. Bir çölyak hastası, restoran, pastane ve kafelerde yemek yiyemez. Yediği her gıdayı sorgulamak ve çoğu kez katıldığı davetlere, özel yiyeceklerini beraberinde götürmek zorundadır.
Diyarbakır'da bir yıl önce kurulan Güneydoğu Çölyakla Yaşama Derneği, hastaların ortak sıkıntısını çözmek için çalışıyor. Çölyak hastası olan öğretmen Veysi Çoban, dernek kurmak için 7 kişiyi zor bulduğunu, ancak şu an binin üzerinde hastaya ulaştıklarını söylüyor. Çölyak hastaları için 1 kilogramlık üründe gluten miktarının 20 miligramı geçmesi halinde zehir etkisi oluştuğunu anlatan Çoban, bu nedenle hastaların glutensiz ya da glutenden arındırılmış özel ürünler kullanmak zorunda olduğunu dile getiriyor. Piyasadaki ithal glutensiz ürünlerin çok pahalı olduğunu anlatan Çoban sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bunun dışında sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ürettiği ve daha ucuz olan ürünler var, ancak piyasada her zaman bulunamıyor. İstettiğimizde fiyatı kadar kargo ücreti ödüyoruz. Neredeyse tüm çölyak hastaları yoksul kesimden. Ekmek temel ihtiyaç maddesi ve çölyak hastası glutensiz ekmeği alamıyorsa devletin destek olması gerekir. Şu anda devlet, bir çölyak hastası için ayda sadece 2 kilogram glutensiz makarna, bisküvi gibi gıdaları temin ediyor. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu bu ürünlerin bedelinin küçük bir kısmını karşılıyor. Örneğin 25 liralık ürünün 5 lirasını veriyor. Devletin, bedelinin beşte birini karşıladığı yabancı ürün piyasada genellikle bulunmuyor, bulunsa da hastaların alım gücü yok.''
HER ŞEYE KIVAM ARTIRICI OLARAK
BUĞDAY KATILIYOR, DONDURMA BİLE YİYEMİYORUZ
Yaşadıkları sıkıntıları aşabilmek için pirinç unu, mısır nişastası ve mısır unu karışımını tüketmek zorunda kaldıklarını anlatan Çoban, "Evden çıktığımızda aç kalıyoruz. Çünkü her şeye kıvam artırıcı olarak buğday unu karıştırılıyor. Yoğurt ve dondurmada bile kıvam artırıcı olarak un kullanılıyor. Bilmeden yediğimizde bizde zehir etkisi yapıyor ve hayatımızı mahvediyor. Çölyak hastası çocuklarım okula gittiklerinde paraları olsa dahi kantinden alabilecekleri bir şey yok. AB kriterlerine göre ürünlerin üzerine glutensiz işareti konulduğunda rahat edeceğiz.'' diye konuşuyor.
Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde ikamet eden ve 3 çocuğu da çölyak hastası olan Turan Aydın, çocuklarına diyet için gereken glutensiz ürünleri almakta büyük güçlük yaşıyor. Turan, İstanbul'da 5 TL'ye satılan unun Diyarbakıra getirene kadar kendisine 9 TL'ye mal olduğunu dile getiriyor. Çölyak hastası Zeynep İçli, hastalığını 6 ay önce öğrenmiş. Şiddetli karın ağrısı nedeniyle yıllardır doktora gittiğini anlatan İçli, "Son olarak Elazığ'a sevk edildim. Orada çölyak olduğumu öğrendim. Bakanlık aylık 180 TL tutan erzakın 80-90 TL'sini karşılıyor. Gerisini ödemiyor. Benim gibi yüzlerce hasta var. Yaşamak için bu parayı nereden getirsin?" dedi. Abdulkadir Çapan ise 1,5 yaşındaki kızı Elçin Yaren'in çölyak olduğunu yeni öğrendiğini belirtti. Devlet memuru olan Çapan, eczanelerde satılan ürünlerin çok pahalı olduğunu, hastalara devlet desteğinin artırılması gerektiğini kaydediyor.
Ekmek fabrikaları diyet ürünler üretmeli
|