SPOR Yazarlar Adını ‘kör top’ koydum

Adını ‘kör top’ koydum

Sık sık karşımıza çıkan ve içimizi sızlatan o acı haberleri hatırladım bir anda: “Kör kurşuna kurban gitti.”

Bazen parkta oynayan çocuk, bazen düğün alayını balkondan seyreden teyze, bazen bastonuyla evine dönen amca, bazen hayatının baharında delikanlı, bazen de beyazlar içinde bir gelin. Nereden geldiği belli olmayan uğursuz, haydut bir kurşunla hayata veda eder. Bize de memleketimize özgü ardı arkası kesilmeyen bu tür dramların hüznünü yüreğimizde hissetmek kalır.

Henüz 8. dakikada Robben’in ceza alanı içerisine o meşhur sol ayağıyla gönderdiği top, kör kurşun misali yürüdü gitti filelerle buluştu. Önce Semih’in kafası yetişemedi, ardından Ömer Toprak hamle yapamadı ve son celsede Volkan, bu davetsiz misafirin nereden geldiğini anlayamadı.

    Türkiye açısından çok kötü bir başlangıçtı. Saracoğlu’nda iklim bir anda kışa döndü. Robben, Lens, Sneijder’in sürüklediği Van Persie’nin kendini gösterdiği Hollanda ataklarıyla meşgul olduk bir süre. Ardından yavaş yavaş içimizdeki Brezilya hevesi uyandı. Aldık topu Hollanda sahasına taşıdık. Arda, Selçuk, ilk on birde şans bulan Olcan, oyunu öne yıkmaya çalışan Mehmet Topal ve ataklara destek veren Hasan Ali ile kendi şarkımızı söylemeye koyulduk.

    Bu defa da deha ile delilik arasındaki o ince çizgiyi anımsatan bir nüans dikildi karşımıza. Galiba sıradanlıkla klas arasında da böyle bir fark var. O farkı Hasan Ali’nin ortasına Umut’un yükselişinde gördük. Topun gelişine göre bir zamanlama yapabilse, vuruşunu irtifa kaybettiği anda yapmak zorunda kalmayacaktı ve büyük ihtimalle topun gittiği yer fileler olacaktı. Burak, boş pozisyonda önüne yuvarlanan topu, ayağından fazla açmadan kontrolünde tutabilse Cillessen, kalesinden fırlayıp hayallerimizi hevesimizde bırakmayacaktı. Ya da Mehmet Topal, kaba bir dokunuş yerine nazik bir pas bırakabilse Arda’nın önüne net bir pozisyon daha heba olmayacaktı.

         Yani mesele stratejiden önce beceriydi. Elbette Fatih Terim’in Gökhan Töre ile maça başlamayıp ikinci yarıda bu oyuncuya mecbur kaldığını anlaması tartışılacak. Ancak bu tercih mevzuundan ziyade Milli futbolcuların sırtlarına geçirdiği sıradanlık gömleğini sorgulamamız gerekir. Arda’sından Selçuk’una kadar bu maçta hepsi o kadar sıradandı ki…

    Hollanda’nın ikinci golünü Saracoğlu tribünlerinin çok sevdiği Kuyt’ın pasında dün gece taraftarın hedefindeki isim Sneijder’in kaydetmesi ise 90 dakikaya özgü bir başka ilginçlikti.

     Son söz: Galiba, sadece Hollanda’ya yenilerek Brezilya hedefini kaybetmedik. Aynı zamanda yürümemiz gereken yolun düşündüğümüzden çok daha fazla olduğunu anladık.

16 Ekim 2013, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.