GÜNDEM Yazarlar Hüseyin Gülerce

Tek yol, hal dili ve insanî demokrasi…

Kuvvet dengesinin Müslümanlar aleyhine olduğu bugünün dünyasında ne yapılabilir? İslam’ın, Peygamber Efendimiz’in (sas)  önderliğindeki ilk yıllarına ve daha sonraki dönemlerdeki yayılmasına bakıldığında, asıl tesirin hal dili ile olduğu görülecektir. Zaten, dini zorla kabul ettirmeye çalışmak, bizzat dinin özüne aykırıdır.

Bugünün dünyasında kuvvet dengesi olmadığı gibi Batı hegemonyası, küreselleşme olgusu ile gücünü, etkisini, sömürüsünü devam ettirme azim ve kararlılığı içindedir. New York’taki 11 Eylül 2001 terör saldırısı, Batı’ya, bu yönde tarihî bir fırsat sunmuştur. Saldırıdan beş gün sonra, dönemin ABD Başkanı George W.Bush, ulusal güvenlik konusunda danışmanlarıyla Camp David’de yaptığı istişare toplantısının ardından başkent Washington’a dönüşünde, Amerikan vatandaşlarına hitaben yaptığı konuşmada, “Terörizme karşı bu Haçlı Seferi, zaman alacaktır, Amerikalılar sabırlı olmalıdır.” demişti. Bu konuşmadan sonra Afganistan ve Irak işgal edildi. Medeniyetler çatışması tezi, İslam düşmanlığına dönüştü. Ama en önemlisi Ortadoğu ve İslam coğrafyasının tamamında, kanlı mezhep çatışmaları yayıldı, derinleşti. Birbiri ile asla karşı karşıya gelmesi düşünülmeyen Müslümanlar, ailelerin içine varasıya kadar düşmanlık, kin ve nefret sarmalına hapsoldular.

George W. Bush’tan sonra Barack Hüseyin Obama’nın iki dönemdir Başkan olması, “Haçlı Seferi”nden vazgeçme ya da dünyadan özür dileme anlamına gelmedi. Bush Afganistan ve Irak’ı işgal ederken, Obama döneminde de Libya, Suriye ve Msır’da yeni bir sayfa açıldı. Ortadoğu’nun üzerine “Arap hazanı” çöktü. Mısır’da darbeye yol verildi ve Avrupa ile birlikte ısrarla, darbeye darbe denmedi… Batı, kendi insanlarına dönük olarak demokrasi, insan hakları, özgürlükler savunuculuğu yaparken gözündeki merteği görmedi. Hatta Mısır darbesini savunan sanki kendileri değilmiş gibi başka ülkelere demokrasi ve hukuk karnesi vermeye devam ettiler/ediyorlar…

İslam coğrafyasının ve bilhassa Türkiye’nin bütün iç meseleleri, Batı’nın doğrudan ilgi alanı içinde, takibinde ve kontrolündedir.

Mümin, Allah’a olan kulluk şuuru, imanı, O’nun rızasına talip olma hedefi ile sorumluluklarından ve vazifelerinden asla vazgeçemez. Hayır ve iyiliklerde yarışmaktan, kötülüklere mani olmaktan asla vazgeçemez. Ancak kuvvet dengesinin olmadığı, kuvvetin Hak namına kullanılamadığı bugünün dünyasında, ne yapılacaktır?

Şahsi düşüncem, Peygamber Efendimiz’in (sas) örnek ahlakında, yaşayışında ve O’nun yolundan giden sahabi efendilerimizin, onların çizgisindeki sadık kulların yolundaki en tesirli dili kullanmaktır: Hal dili… Bugünün maddileşen, yönetimler katında zalimleşen ve hayatı sadece dünyaya indirgeyen, dolayısıyla manevi açlık çeken insanımıza ve insanlığa, yeniden insanlığı hatırlatmaktır. Hazır fert, ferdî hürriyetler, evrensel insanî değerler öne çıkmış iken, fikir ve ifade hürriyet, din, vicdan, ibadet özgürlüğü şarkıları terennüm edilirken, tam da küresel bir barış hasreti çekilirken, en sağlam, en tesirli yol evet, hal dilidir. Bu dilin insanî karşılığı mutlaka olacaktır. İnsanî değerlerde buluşacak yeni nesiller, insanî demokrasiyi kuracaklardır. Savaşlardan, kutuplaşmalardan, terörden bıkmış usanmış insanlık, barış adalarına kuracağı köprülerle insana yakışır bir baharı yaşayabilir.

Biz sadece hal dilinin, güzel ahlakın, insanî duruşun temsilcileri olarak bir vazife yapabiliriz…

NOT: Yıllık iznimi kullanacağımdan, yazılarıma bir süre ara veriyorum.

14 Mayıs 2014, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.