İskender Pala

i.pala@zaman.com.tr

KÜLTÜR Yazarlar İskender Pala-Kahire’nin kahrı

Kahire’nin kahrı

Nefer-titi!.. Mısır’ın güzel kızı!  Üç bin yılın sevgilisi!..    Nefer-titi!.. Firavunlara meydan okuyan kadınlık onuru!.. Bugün yurdunda kan dökülüyor, bugün çocukların süt emerken öldürülüyor Nefer-titi!   Memfis”in ruhu yıkılıyor; Kahire sancıyla kıvranıyor.

    Nefer-titi, ey “Güzelden gelen!” güzel!.. Çirkinlikler dimağları parçalıyor yurdunda, Gize ile Fustat’ın yolları ayrı çıkmaz sokaklarda kilitleniyor. Ülken yırtılıyor Nefer-titi, Nil bulanık akıyor. Keops ile Kefren’in kemikleri sızlıyor bu zulümden. Ulu torunun Ramses bile Kadeş’te bunca kan dökmemişti senin. Nefer-titi, topraklarında oğul ile atanın arasına silahlar giriyor.

    Nefer-titi!.. Şimdi yaşıyor olsaydın, bir mabette kan akıtılmasına asla izin vermezdin. Sokakta insan boğazlayan vahşi elleri kırdırır, meydanlarda katliam yapacak silahları ilelebet tarihe gömdürürdün. Nefer-titi, yurdunda neler oluyor, farkında mısın?..

    Nefer-titi! Alvaris’te, Teb’de, Nube’de yirmi hanedan ve yüzlerce firavun ile yaşadı adın. Tutankamon’lar, Aton’lar geldi geçti. Ardından Romalı Sezarlar, Antonius’lar… Kimisi güneşin oğlu dedi kendisine, kimisi ayın kulu. İşlerinde iyi olan da vardı, zalim olan da; başarılı olan da vardı, sünepe olan da. Bugün piramitlerin veya mozolelerin içinde yatıyor değil de tepesinde oturuyor olsalardı Nefer-titi, yurtlarında bu katliamları yapanlara bakıp evlatlıktan reddederlerdi şüphesiz. Sahi Nefer-titi, Ramses Meydanı’nda bunca cana kıyan, bunca zulmü reva görenler senin torunların olamaz, değil mi?

    Nefer-titi!.. Üç bin yılın güzeli Nefer-titi!.. Sen kocan Akhenaton’un hep yanında, her mücadelesinde onunla aynı meydanda olmuştun. Bugün meydanlarda kocan, kardeşin, baban, ağabeyin darbecilere karşı mücadele veriyorsa, Nefer-titi; adın Vahide, Saniye, Salise yahut Rabia olsa ne fark eder; Zeynep yahut Ayşe, Adile veya Adeviye…

KAHREDEN  KAHİRE

Hibe!..  Mısır’ın güzel kızı!.. Gelecek bin yılın sevgilisi!...

    Hibe!.. Katliamlara dur diyecek kadınlık onuru!.. Bugün yurdunda kan dökülüyor, bugün çocukların süt emerken öldürülüyor. Yakub’un hasretiyle gözler kör oluyor Hibe, Yusuf’lar masumiyetin elinde zindana düşürülüyor. Nil’den akıp gelen sepetin kutsal ruhu susuyor, Musa’nın çocukları ölümler seyrediyor, doya doya ölümleri seyir eyliyor. Meydanlar ve caddelerde kan var Hibe, evlerde dehşet  ve korku… Ama imdat için yedi kollu şamdanda bir tek mum yanmıyor Hibe, Sina dağından  yahut Tuva’dan bir esenlik ışığı belirmiyor. “Durun!” demişti Musa oysa,  “Durun, ben bir ışık gördüm; belki size ondan bir kor getirir, yahut ışığın yanında bir yol gösteren bulurum.” Heyhât, Musa’nın çocukları sus-pus Hibe.

    Hibe!..  Ey güzellikleri ruhunda toplayan güzel!.. Adaletli Ömer zamanında İslamlaşan ülkende Ömer’in torunları şimdi adaletten sapıyor, Amr ibn As’ın sevgiyle yönettiği şehri şimdi evlatları şiddetle yönetme hevesiyle yol azdırıyorlar. Adeviye ile Tahrir’in yolları ayrı çıkmaz sokaklarda kilitleniyor ve ülken yırtılıyor Hibe, Nil kıvranıyor. Amr ibn As ile Zübeyir b. Avvam’ın kemikleri sızlıyor akan kandan. Ulu atan Mu’tasım Billah bile bunca zulme uğramamıştı. Hibe, topraklarında oğul ile atanın arasına silahlar giriyor ve Ömer’in torunu olduklarını iddia eden cümle krallar, nedense zalimden yana söyleniyorlar.  

    Bir mabette kan akıtılmasına izin veremezsin sen, vermeyeceksin Hibe!.. Bir sokakta insan boğazlayan vahşi ellere dur demezsen sen, sen olmazsın çünki.

    Hibe!.. Sen darbeci bir babanın kızı, eli silahlı bir askerin eşi olabilirsin. Babanın veya kocanın yaptığı apaçık zalimlik olursa başkaldırmayacak mısın? Hibe, sen Kleopatra’nın gücünü ruhunda, Rabia’nın imanını yüreğinde  taşıyorsun. Sen asil kız Mehra’nın arkadaşı, belki ta kendisisin. Kimlerin kahramanlık ruhunu taşıyorsun bir bilsen!.. Hattab oğlu Ömer’den Abdullah b. Zübeyir’e, Selahaddin Eyyubi’den Yavuz Sultan Selim’e kaç yönetim ve kaç hanedandan kaldı sana bu miras. Emeviler, Abbasiler, Tolunoğulları, Fatımîler, Eyyubiler, Memlukler ve daha niceleri. Her bireri o topraklara İslam nurunun şecaatini, adaletini, müsamaha ve sevgisini sindirmişti. Şimdi Hibe, şimdi bunları yeniden tesis için gayret sana düşüyor. Bugün o kahramanlar mezarlarından başını uzatıp bakıyor olsalardı, bir zamanlar uğruna kanlarını döktükleri yurtlarında kan dökenleri evlatlıktan reddederlerdi şüphesiz.

    Hibe!.. Mısır’ın güzel kızı!.. Feth Camii’ndeki selama (esenlik ve barış) şiddetle cevap veren darbeciler senin baban, ağabeyin veya kocan ise sen buna sessiz kalamazsın değil mi?

    Hibe!..  Biliyorsun, şehrinde  Napolyon’un da ruhu dolaşıyor. Gel gelelim o ruhu taşıyan ikiyüzlü Batı kulüpleri senin acını yalnızca seyrediyor ve masa altından el ovuşturuyorlar. Yazık, kahrolunacak kadar yazık!..

    Hibe!.. Silahların hükmetmediği barışçı ve özgür bir gelecek için mücadele meydanına atılanları yalnız bırakamazsın sen!.. Senin asil ruhunda bunca vahşete tahammül olamaz. Hatta sen, Nil kıyısında değil de Sakarya yahut Dicle, Ren yahut Volga yamaçlarında olsan da, adın Adeviye veya Mehra değil de Ebru yahut Tuğçe, Maria yahut  Natasha olsa da  R4BİA’ya destek için sesini duyurursun, kabuğunu kırarsın. Sen Hibe, sen gelecek bin yılın sevgilisisin.

20 Ağustos 2013, Salı
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.