2013’ün kitapları

2013’ün kitapları
HABERLER KİTAP ZAMANI
7 Ocak 2014, Salı

2013 ülkemizde iyi romanların, öykü kitaplarının, şiirlerin yayımlandığı bir yıl oldu. Dünya edebiyatından seçkin eserler dilimize kazandırıldı. Geçen yıldan öne çıkan 30 kitabı derledik. Kronolojik sırayla hazırlanan listemizin yarısını şiir ve öykü kitaplarıyla romanlar, yarısını ise kurgu dışı eserler oluşturuyor.   

KURGU (Şiir-Öykü-Roman)

GİDEN BİR KEDİNİN ARDINDAN, FERİT EDGÜ, NOTOS KİTAP

“Küçürek veya başka bir deyişle minimal öykülerin Ferit Edgü yazınında önemli bir yeri vardır ki, Giden Bir Kedinin Ardından, da söylemek istediğini en yalın biçimde, en az sözcükle anlatıyor. Ferit Edgü’yü tanıyan okurlar için keyifli bir yolculuk… Edgü ile yeni tanışacak okurlar içinse çok şey vaat eden bir kitap…” (“Bir Kedi ve Bütün İnsanlar İçin”, İnan Çetin, sayı: 85)

SUSMAK NASIL DA YORUYOR İNSANI, NECATİ TOSUNER, İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

“Kitabın bir yerinde şöyle diyecektir anlatıcı: ‘Duvarı tanımlamak daha kolay. Taşı, betonu, kumu, kireci, suyu, harcı, sıvası var, görünüyor. Taşı nasıl taş üstüne getirirsen, belli, taş nasıl duvar oluyor? Peki, boşluk nasıl boşluk oluyor? […] Öldün, boşluk oluyor.’ Necati Tosuner, 50. yazarlık yılını Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı gibi etkileyici bir romanla selamlıyor.” (“Susmak da Yorar”, Mehmed Mehmedoğlu, sayı: 85)

ÖLÜMLE BAŞ BAŞA, PéTER NÁDAS, ÇEV.: GÜN BENDERLİ, CAN YAYINLARI

“Péter Nádas, insanın başına gelenlerle nasıl geriye dönülemez biçimde değiştiğini sadece keskin bir gözlemci, bir ‘tanrı yazar’ gibi değil aynı zamanda böyle zarif ayrıntılarla biçimlendirerek, okurun o hikâyede özgürce, kendi duygusal çalkantılarıyla dolaşmasına da müsaade ediyor ve sanırım haklı şöhretini biraz da esneyebilen bu bakışına borçlu.” (“Hayatı ve Ölümü Çocukça Anlatan Yazar”, A. Esra Yalazan, sayı: 85)

TEK BACAKLI YOLCU, HERTA MÜLLER, ÇEV.: ÇAĞLAR TANYERİ, SİREN YAYINLARI

“Tek Bacaklı Yolcu mülteci olmayı, hiçbir zaman bir yere ait olmamayı odağına alsa da bu unsurlara bütün bütün bel bağlamıyor. Romanı esas önemli kılan, gerçekten mülteci, gerçekten ‘sakatlanmış’, gerçekten yara almış bir mültecinin zihnine girip onun iç dünyasını benzersiz bir dille anlatması.” (“Yaralı Bir Mülteci”, Ali Emiroğlu, sayı: 86)

MEL’UN, SELİM İLERİ, EVEREST YAYINLARI

“2010 Haziran’ında Mel’un’a başlarken buralara yol alacağımı kestiremiyordum, belki bir uzun öykü... Ama yıllar boyunca aklımı karıştırmış birçok mesele çıkageldi; önüne geçemiyordum. Git git Sayru Usman’ın tutsağı oldum. Şimdi ondan ayrıldım mı, kestiremiyorum. İkide birde karşıma çıkıyor, şunlar şunlar da vardı, yazmadın diyor...” (“Bir Vehmin Peşinde Bir Ömür”, Söyleşi: Can Bahadır Yüce, sayı: 86)

HEBA, HASAN ALİ TOPTAŞ, İLETİŞİM YAYINLARI

“Görünürde büyülü, zaman zaman parçalı bir hal alsa da başı sonu belli bir hikâye anlatıyor Toptaş. Fakat metin, anlattığı olaydan ziyade, roman boyunca belirli bir duyguya çalışmasından alıyor gücünü. Kırılgan, yalnız, pişman, heba olmuş hayatların dünyasına eğilirken oradan benzersiz bir roman çıkarıyor yazar. Özellikle anlatıcının bizzat kendisinin sahneye çıktığı final bölümü unutulmaz güzellikte. Hasan Ali Toptaş’ın Uykuların Doğusu’ndan sekiz yıl sonra yazdığı altıncı romanı Heba, şimdiden Türk edebiyatının klasiklerinden olmaya aday, etkileyici bir yapıt.” (“Heba Olan Hayatlar”, Ali Emiroğlu, sayı: 87)

LAZARUS PROJESİ, ALEKSANDAR HEMON, ÇEV.: S. ÇINGAY, EVEREST YAY.

“Edebi eserlerimi olmasa da, Boşnakça başka şeyler yazıyorum. Amerika’nın olduğu kadar Bosna kamuoyunun da bir parçasıyım. Bu konuda bir tercihim yok, çünkü iki dilde de çalışan aynı zihin. Alışılmış milliyetçi söylem, kendi öz benliğini, ruhunu ancak anadilinde ve kültüründe tam olarak ifade edebileceğin şeklindedir. Ben edebiyatın ulusal özerkliğin değil, bireyin özerkliğinin alanı olduğuna inanıyorum.” (“Edebiyat Ulusun Değil, Bireyin Alanıdır”, Söyleşi: Can Bahadır Yüce, sayı: 87)

RADETZKY MARŞI, JOSEPH ROTH, ÇEV.: AHMET ARPAD, CAN YAYINLARI

“1932 yılında tamamlanan Radetzky Marşı, bir aile üzerinden imparatorluğun hikâyesini anlatırken, bir yandan da faşizmin ayak seslerini daha o günlerden duyabilmemiz için pek çok işaret bırakır bize. Tıpkı Stefan Zweig gibi, Joseph Roth da gündelik yaşamdaki küçük işaretler yardımıyla, yaklaşan tehlikeyi haber verir. Nasyonal sosyalizmin ayak sesleri roman kahramanlarının gündelik koşuşturmalarındaki yalan ve hileler arasında kendini sıklıkla hissettirir.” (“Joseph Roth’dan Bir Başyapıt”, Ali Emiroğlu, sayı: 88)

BÜTÜN ŞİİRLERİ, K. P. KAVAFİS, ÇEV.: ARİ ÇOKONA, İSTOS YAYINLARI

“Kavafis, kişiliği ile hemen dikkati çeken, dizeleriyle hemen göze batan, ‘o’ olduğu ilk dizeden belli olan bir şair. Basit, sıradan, günlük olaylardan söz eden dizelerdir bunlar. Bu günlük olaylar bazen tarihte bilinen veya hayali bir insanla, bazen kendisiyle ilgilidir. Ve şairin gücü de tam bu sıradanlıktadır: Şiiri, şiirselliği günlük yaşamımızda bulmuştur; davranışlarımızda, ahlâkımızda, korku ve kaygılarımızda.” (“Kavafis İstanbul’da”, Herkül Millas, sayı: 89)

KIZIL DARI TARLALARI, MO YAN, ÇEV.: ERDEM KURTULDU, CAN YAYINLARI

“Her ne kadar yazarın dünya görüşü ve ülkesindeki muhaliflere karşı takındığı olumsuz tavır adını gölgelese de Mo Yan Kızıl Darı Tarlaları’nda okura fark ettirmeden yaptığı zaman geçişleri, en dehşetli sahnelerde bile ortaya çıkan kara mizah, etkileyici doğa tasvirleri ve masalsı diliyle neden Nobel aldığını gösteriyor. Tarih ve savaş üzerine ama asıl insan ve doğa üzerine etkileyici bir roman Kızıl Darı Tarlaları.” (“Darı Tarlalarında Tarih, Savaş ve İnsan”, Ali Emiroğlu, sayı: 90)

MEZARIMDAN YAZIYORUM, MACHADO DE ASSIS, ÇEV.: ERTUĞ ALTINAY, JAGUAR KİTAP

“Mezarımdan Yazıyorum, 64 yaşında ölen Brás Cubas’ın öldükten sonra yazdığı otobiyografisidir. Machado de Assis, hiçbir otobiyografinin tamamlanamayacağı gerçeğiyle muzipçe oynar romanda. Bu oyuna, kitabı mezarındaki kurda ithaf ederek başlar. Kurgu da olsa, tamamlanmış tek otobiyografinin yazarıdır anlatıcı Brás Cubas. O da yazarın başka pek çok kahramanı gibi eylemlerinin sonuçları hakkında çok da düşünmeden yol alır otobiyografisi boyunca.” (“Bir Ölünün Otobiyografisi”, Başak Bingöl, sayı: 93)

BENİ SORARSAN, GÜLTEN AKIN, YAPI KREDİ YAYINLARI

“Akın’ın şiirleri esasen insan sevgisinin derin tezahürleri ile dolu. Şair, hayatı ve toplumu olumlu bir bakışla ele alıyor. Sezai Karakoç’un o muhteşem, ‘Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır’ dizesini hatırlatırcasına insana ve hayata merhametle, şefkatle yaklaşıyor. Bunun bir sonucu olarak toplumcu uğrağında mazlumlarla dayanışma içinde oluyor ve mazlumlar arasında en çok kadın ve çocukların acılarını, yoksulluklarını dile getiriyor.” (“Gülten Akın’dan 80. Yaş Şiirleri”, Ali Galip Yener, sayı: 94)

MADAM SAMATYA, İBRAHİM YILDIRIM, DOĞAN KİTAP

“Selim İleri’nin Sayru Usman’ından sonra aynı yıl içinde İbrahim Yıldırım’ın ‘ruhu yarılmış’ Murat’ıyla karşılaşmak, romanımızdaki kahraman profillerinin zenginleşmesi, farklılaşması açısından bile çok önemli. İbrahim Yıldırım, ‘Üç günde bir şüpheli ölenlerin cenaze namazlarının kılınması halkımız tarafından yıllar boyu vaka-i adiye denilen hukuk terimiyle değerlendirilmiş.’ derken, yakın siyasal tarihimiz kadar hepimizin gözlerinin içine de bakıyor.” (“Deliliğin Dolambacı”, Mehmet Öztunç, sayı: 94)

TILSIM, ROBERTO BOLAÑO, ÇEV.: Z. H. ATEŞ, PEGASUS YAYINLARI

“Tılsım, Roberto Bolaño’nun en iyi kitabı değil. Ama en tılsımlısı olabilir pekâlâ. Bir kere, fazlasıyla şiirsel bir kitap karşımızdaki: Tılsım gibi doğaüstü olaylara yol açması gayet mümkün görünüyor. Gecelerin içinde bir yarasa gibi dolaşan kadın kahramanımızı (kendisi ince, uzun boylu, sarışın bir şair) ve onun kafasına nüfuz etmek suretiyle Meksikalı bir kuşağın ömrünü seyrediyoruz.” (“Tılsımlı Kuşağın Yaprak Dökümü”, Kaya Genç, sayı: 96)

SOLGUN ATEŞ, VLADIMIR NABOKOV, ÇEV.: YİĞİT YAVUZ, İLETİŞİM YAYINLARI

“Yazarın İngilizce yazdığı, edebi türler hakkındaki sınıflamaların sınırlarını sorgulatan, metinlerarası ilişkilerle örülü bir bulmacayı andıran romanın çevirisi için öncelikle Solgun Ateş’in metni ve yazarıyla ilgili pek çok dinamiğin farkında olunması, metnin özenle çözümlenmesi gerekiyordu. Bu açıdan, Yiğit Yavuz çevirisiyle okura sunulan Solgun Ateş, romanın Türkçedeki olabilecek en iyi karşılığı denilebilir.”  (“Pencereden Görünen O Solgun Ateş”, Başak Bingöl, sayı: 96)

KURGU DIŞI

RİSALE-İ NUR’DA KÜLLÎ KAİDELER, ALİ ÜNAL, ŞAHDAMAR YAYINLARI

“Ali Ünal’ın büyük bir emekle ortaya koyduğu bu devasa eser, zihinleri ve kalpleri Risale-i Nur’a ve ondaki küllî kaidelere, pırlanta düsturlara yönlendirme, nihayet Risale-i Nur’u ve İslam’ı anlamaya katkıda bulunma gibi bir fonksiyonu yerine getireceğinden, aynı zamanda bu sahadaki yeni çalışmalara öncü olacağından çok kıymetli.” (“Bir Risale-i Nur Atlası”, Cem Mert, sayı: 85)

SARAYDAN SÜRGÜNE, AFİFE REZZEMAZA, TİMAŞ YAYINLARI

“Sultan Vahdettin, Türkiye’de ‘resmi tarih’ anlatısının ısrarla gözlerden kaçırmak istediği ama sivil tarih anlatısının ısrarla gündeme getirdiği bir isim. Saray nedimelerinden Afife Rezzemaza’nın hatıralarından oluşan Saraydan Sürgüne adlı kitap raflardaki yerini aldı ve Sultan Vahdettin’in hayatını bir kez daha gündeme getirdi. Gözü hep sarayın dışında tutulmuş Türkiyeli okurlar için içeriden bir göz olan Rezzemaza Hanım’ın anıları, elbette kıymetli ve ilginç olmanın ötesinde anlamlar taşıyor.” (“Sarayda Son Günler...”, Mehmet Öztunç, sayı: 86)

BİR OKUR OLARAK, VIRGINIA WOOLF, ÇEV.: SELİ BEYHAN, ALAKARGA YAYINLARI

“Alakarga Yayınları, Virgina Woolf’un eleştirel denemelerini bir araya getiren Bir Okur Olarak’ın ilk cildini yayımlayarak değerli bir işe imza attı. Woolf’un yazıları, içerik özellikleri bir yana, yirminci yüzyıla damgasını vuran eleştiri kuramlarını öncelemesiyle tarihsel açıdan da dikkate değer.” (“İyi Eleştirmenler, Yazarlardan mı Çıkar?”, Ömer Ayhan, sayı: 87)

KAFKA, KARAR YILLARI / KAFKA, KAVRAMA YILLARI,  REINER STACH, ÇEV.: SEZER DURU, SEL YAYINCILIK

“Sanırım Kafka hakkında ‘büyük’ bir biyografi yazmaya cesaret edemeyenler tam da bu noktada vazgeçtiler. Onlara hak vermek lazım. Bir hayat hikâyesinde bilardo topları gibi birbirine çarpıp dağılan olaylar arasında tarihsel, psikolojik, felsefi bağlar kurarken edebi bir eser yaratmayı arzulayarak bir ömür heba etmek öyle herkesin cesaret edebileceği bir iş değil. Stach’ın farkı bu işte.” (“Yeni Bir Kafka Biyografisi”, A. Esra Yalazan, sayı: 89)

SAHİH-İ MÜSLİM TERCÜME VE ŞERHİ, İMAM MÜSLİM, HAZ.: AHMED DAVUDOĞLU,  IŞIK YAY.

“Müslim hadis kitapları içinde Buhari ile birlikte ‘sahih’ kategorisinde yerini alan, hadis adına en sağlam rivayetlerin bulunduğu, konu yelpazesi alabildiğine geniş bir eserdir. Bu iki özelliği Müslim’i başlı başına kaynak kitap yapmaya yetiyor. Bu kaynak eserde hadisleri okumakla Efendimiz’e (aleyhissalatü vesselam) doğru yapacağımız yolculukta şerhleri ile merhum Davudoğlu hocamız devreye girecek ve engin ilmiyle yolculuğumuza ayrı bir boyut kazandıracaktır.”(“Ramazan Okumaları İçin: Sahih-i Müslim”, Ahmet Kurucan, sayı: 90)

İRADE HAREKET İSYAN: NURETTİN TOPÇU’NUN ENTELEKTÜEL BİYOGRAFİSİ 1, MEHMET BİRGÜL, DERGÂH YAY.

“Bu şümullü çalışmaya salt bir Nurettin Topçu biyografisi diyemeyiz. Daha fazla bir şey. Topçu’nun görüşlerinin de ince ince tahlil edildiği bir kitap. Buna ilaveten, Topçu’yla aralarında ideal, düşünüş, ahlâk, hedef, zaman bakımlarından ortaklıklar bulunan, onu bir şekilde etkileyen, ilgilendiren veya onun bir şekilde tesir ettiği, ilgilendiği mühim kişilerin biyografileri de bu çalışmanın içinde ayrı ve tekmil odacıklar olarak karşımıza çıkıyor.”(“Bir Şahsiyetin İzdüşümü: İrade, Hareket, İsyan”, Turan Karataş, sayı: 91)

KENDİ RUHUMUZU ARARKEN, M. FETHULLAH GÜLEN, NİL YAYINLARI

“Soru-cevap bir usul olarak medreselerde hoca-talebe münasebeti içinde geçerli bir öğretim metodu. Hocaefendi yıllar önce bunu camilere, kahvelere, sohbet ortamlarına taşımış. Prizma serisinin dokuzuncu kitabı olan Kendi Ruhumuzu Ararken, bunun günümüze yansıyan ve tarihe miras kalacak olan bir ürünü. Bu açıdan bakınca başka eserleri de var: Asrın Getirdiği Tereddütler, Fasıldan Fasıla ve Kırık Testi serileri. Bu dört serinin onlarca kitabı toplam yüzlerce baskı yaptı. Dile kolay. Sözlü geleneğin başarısı gözüyle bakabilirsiniz buna.” (“Kendi Ruhumuzu Bulmak İçin”, Ahmet Kurucan, sayı: 93)

LEYLİM LEYLİM, AHMED ARİF, İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

“Mektuplar uzunca bir kesintiye uğrar. Araya evlilikler, çocuklar, başka şehirler ve kitaplar girmiştir. Ahmed Arif ilk kitabının ardından bir daha şiir yayımlamaz. Leylâ Erbil, mektuplaşmanın kesilmesinden tam 18 yıl sonra, 1977’de Eski Sevgili kitabını çıkarır. Ahmed Arif son mektubunu kitap yayımlanır yayımlanmaz gönderir Leylâ Erbil’e. Kısacık ama çok etkileyici bir mektuptur bu: ‘Eski Sevgili’yi roman boyutlarında ele alabilirdin,’ der Ahmed Arif, devamında ise kolay kolay unutulmayacak şu imalı sözleri yazar: ‘Adını bana danışsaydın ‘Eski’ yerine ‘Ölümsüz’ ya da ‘Sonsuz’ olmasını isterdim. Uygunu, yakışığı budur çünkü.’” (“Leylâm, Merhametsiz Ömrüm”, Tevfik Bardakçı, sayı: 93)

HAYAT DÜZEYLERİ, JULIAN BARNES, ÇEV.: S. RİFAT KIRKOĞLU, AYRINTI YAYINLARI

“Bir yazarın kaybettiği karısından geriye kalan boşluğu anlattığı bu denli etkileyici bir metne daha rastlamak zordur kanımca. Bunun iki sebebi var: Yazar bir yandan yas deneyimini ve sonuçlarını anlatırken, bir yandan da bu deneyimin taraflarından biri olsa bile kendisini inceleme konusunun hayli çekici yönlerine çok fazla kaptırmadan ‘yas’ meselesi üzerine sağlıklı bir tartışma alanı açıyor.” (Yukarılara Yükselmek, Aşağılara İnmek”, Ali Emiroğlu, sayı: 94)

SİYAH SERT BERLİN, ENİS BATUR, REMZİ KİTABEVİ

“Enis Batur bir şehrin nasıl okunacağını kitabın sayfalarını açmamıza mahal vermeden göstermeye başlıyor. Siyah ve sert; bir demir leblebi çağrışımıyla baş başayız, ki şehrin tarihine az çok aşina olanları yadırgatmayacak bu önerme. Yazar, okunma güzergâhı tuzaklarla dolu Berlin’i iki ana hatta ayırırken, sıkça düşülen yanılgıyı bertaraf ediyor: ‘(Hayır Doğu ve Batı Berlin’i değil, eski ve yeni Berlin’i) karşı karşıya getirme tasarısı.’” (“Bir Şehir Nasıl Okunur?”, Ömer Ayhan, sayı: 94)

SİNAN ÇAĞI, GÜLRU NECİPOĞLU, İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ YAY.

“Necipoğlu’nun çalışması hem Sinan ve ‘gelenek’ adıyla yapılanların neden yanlış olduğunu, hem de zannedilenin aksine, İstanbul’un ideal decorum’unu belirleyen bu mimari hamlenin, Sinan ya da Sultan Süleyman’ın failliğinden çok ‘mimarbaşı, hâmileri ve toplum arasında müzakere edilerek oluşan zımni kurallar’la denetlendiğini ortaya koyuyor.” (“Öncesi ve Sonrasıyla Sinan Çağı”, Emrah Pelvanoğlu, sayı: 94)

GEÇMİŞ YAZ DEFTERLERİ-BULANIK DEFTERLER, HİLMİ YAVUZ, YKY

Gerek Geçmiş Yaz Defterleri’ndeki gerekse Bulanık Defterler’deki yazılar, şair Hilmi Yavuz’un kendisini hem özne hem nesne olarak inşa ettiğinin ve aslında bunu hayatta ve şiirde de yaptığının göstergesi. Yaşayan ve dile getiren; yaşadığı için yazan, yazdığı için yaşayan bir Hilmi Yavuz’un var olduğunu belgeliyor.” (“Boşluktan Doluluğa Açılan Sayfalar”, Yılmaz Daşçıoğlu, sayı: 95)

AŞK ESTETİĞİ, BEŞİR AYVAZOĞLU, KAPI YAYINLARI

“Gerçek nedir? Estetiğin ana sorunlarından biri bu. Duyu organları ve akılla kavranılan şeyler midir gerçek? Yoksa duyuların kavrayış alanının dışında bir ‘Hakikat’ mi var? Ayvazoğlu’nun eserinin asıl konusu bu. Ayvazoğlu Müslüman sanatçıların trajedi karşısındaki tavırlarına, süslemeci sanatlara ve hikâyelerimize dair derine inmeden, ayrıntıda boğulmadan önemli tespitler yapıyor.” (“Cihanın Cânını Arayanlar”, Alâattin Karaca, sayı: 95)

NASIL YAŞANIR YA DA BİR SORUDA MONTAIGNE’İN HAYATI, SARAH BAKEWELL, ÇEV.: EMRE ÜLGEN DAL, DOMİNGO KİTAP

“Sarah Bakewell’in kaleme aldığı Nasıl Yaşanır ya da Bir Soruda Montaigne’in Hayatı adlı, Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü sahibi biyografi hem Montaigne’in hayatıyla ilgili önemli bilgiler veriyor hem de biyografi türüne yeni bir biçim kazandırıyor. Eserini deneme türüne yaklaştıran, öte yandan biyografinin sınırları içinde tutmayı başaran Bakewell’in kitabı, yaklaşık 400 yıl öncesinden günümüze ışık tutan Montaigne’in hayatına olduğu kadar denemelerine de yeni bir gözle bakmamızı sağlıyor.” (“Montaigne’den Dersler: Nasıl İyi Yaşanır?”, Ali Emiroğlu, sayı: 95)

ASYA’NIN BATIYA İSYANI, PANKAJ MISHRA, ÇEV.: AHMET FETHİ, ALFA YAYINLARI

“Said’in başyapıtı Şarkiyatçılık’ta epistemolojiye, iktidarın bilgi alanı üzerinden inşasına getirdiği taze bakış açısının bir benzeriyle Pankaj Mishra Asya’ya bakıyor. Alfa Yayınları’nın dilimize kazandırdığı Asya’nın Batıya İsyanı adlı kitabında yazar, öncelikle episteme’yi bizzat Asyalı düşünürlerin risalelerinden alarak düşünce tarihçileri arasındaki farkını ortaya koyuyor. Kitabın kahramanları, bizzat isyanı gerçekleştiren Asyalılar.” (“Asya’nın Ruhu, İsyanı ve Geleceği”, Veli Dedeoğlu, sayı: 95)

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber