Altın Portakal’ın yeni hedefi 2071!

HABERLER KÜLTÜR
8 Ekim 2012, Pazartesi

Bu yıl 49.su düzenlenen Altın Portakal Film Festivali dün yapılan ‘renksiz’ açılış töreni ile başladı. Yarım asrı geride bırakan festivale yakışmayan bu açılış, yine alıştığımız politik mesajlar ve uzun protokol konuşmalarının gölgesinde kaldı.

49. Altın Portakal Film Festivali, ‘unutulmayacak' bir açılış töreniyle başladı. Son yılların en kötü, renksiz ve sönük açılışı önceki akşam yapıldı. Tören sonrası sinema adına iki görüntü kaldı akıllarda. Biri festivalin onur konuğu Türkan Şoray'ın sahneye çıkışı, diğeri ise Macar yönetmen Istvan Szabo'nun ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü' alması.

      Yarım asra dayanmış bir festivalin kıdemine ve köklülüğüne yakışmayan bu sıradan açılış, festivallerin organizasyon konusundaki becerilerini bir kez daha gündeme getirdi. Muhtemelen festival yürütme kurulu, her yıl ‘Daha kötüsünü nasıl yapabiliriz?' diye toplanmıyordur. Fakat önceki akşam izlediğimiz tören “Acaba?” sorusunu akla getiriyor. Cannes, Berlin ya da Venedik gibi ‘A Sınıfı' festivalleri geçtik; hiç olmazsa İstanbul Film Festivali'nin son yıllarda yaptığı sade ama planlı, etkili ve coşkulu açılış törenleri örnek alınsa bu kadar ‘yerel' kalınmazdı.

    İlginçtir, törende sahneye çıkıp da sinema hakkında kelam edenler  sadece Şoray ve Szabo oldu. ‘Sultan'ın sahneye çıkışı başlangıç için umut verici olsa da, Festival Başkanı Mustafa Akaydın'ın, Türk sinemasının sultanını “Atatürk Cumhuriyeti'nin gerçek sultanı” diye takdim etmesi, törenin gideceği yönün habercisiydi. Ardından, Macar yönetmen Istvan Szabo'nun ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü' alması, açılışın prestijini artırması için iyi bir fırsat oldu. Fakat sonrasında ödül almak ve vermek için sahneye çıkan diğer konuşmacılar alışıldığı üzere siyasî mesaj verme ya da sıkıcı protokol konuşması yaparak gecenin ‘rengini' tayin etti. Yeri gelmişken, festivallerde protokol konuşmalarının artık bu tarz törenlerden çıkarılmasının zamanı geldi de geçiyor. Nitekim önceki akşam festival konukları da bu konudan rahatsız olduğunu alkışlı protestolarıyla zarifçe gösterdi. Ömür Gedik'in müzikli sahne şovunu merak edenler sosyal medyaya bakabilir. O bölümü hiç olmamış kabul ederken, İlker Aksum ile İclal Aydın'ın uyum ve sunum konusundaki başarılarıyla isimlerini gecenin ‘iyileri' hanesine yazdırdığını not düşelim.

    Bu tür törenlerde alıştığımız, memleket meselelerine dair ilk mesaj Güler Ökten'den geldi: Savaş olmasın, çocuklar ölmesin! Herkesin katıldığı bu temenniden sonra törenin siyasi çıkışı Cihat Tamer'e aitti. Tamer, geçtiğimiz yıl Rutkay Aziz'e düşen rolü üstlenip gecenin siyasî söylevini irad etti. ‘Ucube' benzetmesinden mevzuya giriş yapan Tamer, AK Parti Kongresi'ne atıfta bulunarak festivalin yeni hedefini de açıkladı: “Ülkemizin üzerinde kara bulutların dolaştığı, ‘Ben böyle sanatın içine tükürürüm.' diyen büyüklerimize, ‘Ucube' deyip heykel yıkan sayın büyüklerimize rağmen yarım asrını devirmeye çalışan bir Antalya Altın Portakal Film Festivali yaşıyorsa, sevgili gençler sayesinde. Altın Portakal Film Festivali sanata ve kültüre baş koymuş, gönül vermiş gençlerle 2023'e hatta 2071'e kadar yaşayacak!"

    Neyse ki, festival sadece açılış ve ödül törenlerinden ibaret değil. Dün başlayan ulusal yarışmada M. Çağatay Tosun'un ‘Derin Düşün-ce' ve Ahmet Sönmez'in ‘Elveda Katya'sı ile ulusal yarışma başladı. Bugünün programında ise ‘Evdeki Yabancılar' ile ‘Güzelliğin On Par' Etmez' filmleri var.

Avşar: “Bu filmi yarışmadan kovuyorum”

Festivalin ikinci gününe, ulusal yarışmada gösterilen M. Çağatay Tosun’un yönettiği ‘Derin Düşünce’ damgasını vurdu. Filmin gösteriminden sonra Jüri Başkanı Hülya Avşar, kuraldışı bir şekilde fikrini daha salondayken bildirdi: “Ben bu filmi hiç beğenmedim. Kesinlikle yarışmadan kovuyorum!” Olayı, filmi Avşar’la aynı salonda izleyen sinema eleştirmeni Coşkun Çokyiğit Twitter’dan ve blogundan duyurdu. Baba-kız arasındaki sıra dışı ilişkiyi ve toplumdaki küçük çocuklara tecavüzleri anlatan film, söyleşi çadırında da Antalyalı izleyicilerden büyük tepki gördü.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber