GÜNDEM Yazarlar Mehmet Kamış

Gelecek dönemin en kritik eşiği mahalli seçimler

2014’teki mahalli seçimler, göründüğünden çok daha önemli bir seçim olacak. Yerel seçimler ile Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin art arda olması, 3 Mart 2014 tarihini çok daha önemli hale getiriyor.

Çünkü bu seçim önümüzdeki dönemde hem başkanlık sistemi, hem yeni anayasa hem de yeni cumhurbaşkanı seçimi konusunda önemli bir test imkanı sağlayacak. Sandıktan çıkacak sonuçlar, Türkiye’nin geleceği için son derece önemli olan bu tartışmaların nasıl bir seyir izleyeceğini gösterecek. Dolayısıyla mahalli seçimlerin Türkiye’yi derinden etkileyeceğini tahmin etmek hiç de zor değil.

Bu seçimlerde herhangi bir siyasi partinin başarısının beklentilerin altında kalması, bütün partilerin diğer hayati konulardaki siyasi hesaplarını da derinden etkileyecek. Her partinin gündemini yeniden gözden geçirmesi gerekecek. Yani mahalli seçimlerdeki başarı ya da başarısızlığın siyasi hesaplardaki bütün dengeleri derinden etkilemesi kaçınılmaz olacak. Bu nedenle belediye seçimleri şimdiden sadece belediye seçimleri olmaktan çok öteye geçmiş durumda. Mahalli seçimlerin böylesine kritik bir hal alması, ister istemez herkesin gözünü belediye hizmetlerine çevirmesine neden oluyor. Başbakan’ın pazar günkü belediyeler ve şehirlerle ilgili konuşması da bu açıdan çok önemliydi.

Kentler, kentlerin rantları, emsaller üzerinde oynanan oyunlar, şüphesiz fısıltı gazetesinde konuşulan konuların başında geliyor. Sürekli emsal değişiklikleri, sürekli değiştirilen imar planları, tarlaların, tarım alanlarının, ormanların ve parkların imara açılması ve bu yolla elde edilen büyük kârlar dedikodu kazanını bir hayli kaynatıyor.

Başbakan’ın tam da böyle bir zamanda bu konulara eğilmesi ve yaptığı konuşmada söyledikleri bir hayli önemliydi. “Bizim neslimiz maalesef aldığı o değerli mirası, ne yazık ki aynı şekilde ileriye taşımadı. Biraz ağır olacak belki ama adeta ihanet etti. Çünkü yaşadığım, doğduğum, büyüdüğüm İstanbul’da sadece bir ilçenin içinde bir rivayete göre 398, bir rivayete göre 800’e yakın caminin yerle bir edildiğini tarihi belgeler ortaya koyuyor. Bu tarihe ve sanata bir ihanettir.” tespitinde bulundu.

Başbakan, beton şehirler yüzünden artık çocukların çocukluğunu yaşayamaz hale geldiğine dikkat çekti. Yüksek binalar inşa etmenin de bir maharet olmadığını vurguladı. Tam tersine, alçak ve yatay binalar yapılmasını tavsiye etti. Erdoğan, “Bir dönem idrakini kaybetmiş, ruhuna yabancılaşmış, özünden uzaklaşmış mimarlar, belediye reisleri eliyle şehirlerimizin vecdi tüketildi. Medeniyet tasavvuru olmayan, geçmişten beslenip geleceği inşa etmek yerine, köksüzlükten beslenip açlıkla, hırsla, tamahla betonlar dikenler yüzünden bizim neslimiz gerçekten viran bir miras devraldı.’’ dedi ki, bu sözler kent üzerine kafa yoran, şehirler ve tarihimiz için dertlenen herkesin tereddüt etmeden altına imza atacağı sözlerdi.

Başbakan, dile getirdiği tespit, uyarı ve tavsiyelerde çok haklı! Geçmişten kalan, dedelerimizin bize bıraktığı kentleri imar değişiklikleriyle kimliksiz, kişiliksiz kadük şehirlere dönüştürdük. Kentleri torunlarımıza taşıyacağımız dede mirası olarak değil de paralarımıza para katacağımız rant bölgeleri olarak gördük. Oysa, kendi ruh köklerimize uygun bir kent modeli gelistirebilirdik. Kentleri geçmisiyle barışık yaşanabilir yerler haline dönüştürebilir, bütün siyasi gücümüzü bu yolda kullanabilirdik.

Her neyse umut ediyorum ki, bütün belediyeler Başbakan’ın ikazlarını dikkate alır ve az kalmış bu vakti iyi değerlendirir. Yoksa seçim döneminde sıkıntı kaçınılmaz olur.

3 Nisan 2013, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.