Melih Arat

m.arat@zaman.com.tr

EKONOMİ Yazarlar Melih Arat-Yumurta nasıl civciv olur?

Yumurta nasıl civciv olur?

Deniz, büyük bir sınava hazırlanıyordu. Bunun için her gün giderek artan sayıda soru çözüyordu.

20-30-40 derken 200'e kadar çıkıyordu. Ne var ki, 200'e çıktığı gün kafası çok yoruluyor; baş ağrısı oluyordu. Ertesi gün hiç çalışmıyor ve ortalama 50 soruyla devam ediyordu. Ancak çözdüğü soru sayısını yetersiz buluyor ve üzülüyordu.

Babası, "Denizcim sen bizim kızımızsın, sınavı kazansan da kazanmasan da kızımızsın. Ama bir yola baş koyduysan gereken kararlılığı göstermen gerekiyor. Kararlı davranmıyorsun. Yumurta tavuktan çıkıyor; ama asıl önemli olan civcivdir. Civcivin olması için tavuğun yumurtasının üzerinde 21 gün boyunca oturması gerekir. Eğer 21 günden kısa oturacak olursa civciv olmaz. Tavuk, 21 günlük bu sürede yem yemek için çok az ve çok kısa süre yerinden kalkar; işini bitirir bitirmez de yumurtasının üstüne döner. Böylece bir bebeği, bir civcivi olur. Ama kümesin içinde durmadan gezse tozsa yumurta civcive dönüşmez. Zaten bizim evlerimize giren yumurtalar; tavuğun yumurtanın üstünden kalktığı yumurtalardır. Tavuk yeterince yumurtasının üstünde çalışmazsa yumurtasını başkası alır. Sen de sana ayrılan sürede sınava hazırlığa asılmazsan, çalışmazsan, sınav sonucunda istediğin yeri başkası alır. Ödüller, yolculuk esnasında değil, tüm yola katlanabilenlere verilir. Maraton 40 km ise ödül, ilk on kilometrede en hızlı koşana değil, 40 kilometreyi tamamlayabilene verilir. İşte senin sınavına hazırlık sürecin de bir maraton. Sınav günü de maratonun son etabı. Önceden yapılan tüm çalışmalar, bu maratonun son etabını geçmek için. Deneme sınavında birinci olman ya da kendi çalışmanda 300 soruya çıkman yetmez. Daha iyisini yapmalısın." dedi.

"İstersen bu cumartesi seni çok sevdiğin bir yer olan Tuzla'ya götüreyim; biraz yürüyüş yapar, çok sevdiğin köftelerden yeriz." diye ilave etti.

Cumartesi günü Deniz hazırlandı. Kahvaltıdan sonra apartmandan inince arabaya doğru yöneldi. Babası, "Hayır yürüyerek gideceğiz, hem yürürken yolda konuşuruz." dedi. Deniz, şaşırdı; "Baba nasıl yürüyeceğiz, çok uzak?" dediyse de babası oralı olmadı ve yürümeye başladılar. 10 kilometre sonra, "Baba 10 km oldu, ben çok yoruldum." dedi ve mola verdiler. 20. kilometrede de bir mola verdiler. Deniz; "Babacığım Tuzla'ya devam etmesek. Sanırım sağ ayak başparmağım su topladı." diye konuştu. Babası, "Sen bilirsin, ama devam edersek, bu senin hayatında önemli bir olay olacak. Kızcağız, topallaya topallaya yüzü acı içinde yürümeye devam etti. Babası da kızının haline üzüldüğü halde, bir taksiye ya da otobüse binmeye yeltenmemişti. Üstelik babasının da ayakkabıları vurmaya başlamıştı.

Tuzla'ya vardıklarında saat 14.00 olmuştu. Deniz'in ayakları ve bacakları kopacak gibi olmuştu. Tuvalette ayaklarına baktığında tüm ayak parmaklarının su topladığını gördü. Sonunda ünlü köfte salonuna girdiler ve o leziz köftelerden yediler.

Köftecide Deniz; "Baba, anladım bütün bunları neden yaptığını; eğer biz bugün yeterli kararlılığı göstermeseydik; bu köfteleri yiyemezdik, eğer bir insan 6 saatte 30 km yürüyebiliyorsa bir öğrenci de günde 200 soru çözebilir ama lütfen eve yürüyerek dönmeyelim. Biliyorsun bir sınavı geçince oturup yeniden aynı sınava hazırlanmıyorsun." dedi.

5 Ekim 2008, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.