Mümtaz'er Türköne

m.turkone@zaman.com.tr

GÜNDEM Yazarlar Mümtaz'er Türköne

Koltuk değnekleri

Adil bir hükme ulaşmak istiyorsanız, “bu krizi kim yarattı?”  sorusu ile işe başlamanız lazım.  “Dershaneden yana olanlar” ve “dershaneye karşı olanlar” ikilemi akla zarar bir kutuplaşma. Kimsenin dershaneye kudsiyet atfettiği yok.

Kaldırılmasının da kutsal bir amaca hizmet etmesi söz konusu olmayacağına göre, sadece “neden” ve “niçin” sorularına makul cevaplar arıyoruz. Millî Eğitim bürokrasisi işi-gücü bıraktı, bu sorulara cevap yetiştirmek için ortalıkta dört dönüyor. Bulabildikleri sağduyuya uygun bir cevap yok. Yukarıdan bir emir: “Kapatın!” Hepsi o kadar.

Dershaneler, çökmüş olan eğitim sisteminin koltuk değnekleri. Sistem, bu koltuk değnekleri ile ayakta duruyor. Bakanlığın iddiası: Bu koltuk değneklerini alırsak eğitim sistemi yürümeye, hatta koşmaya başlayacak. Ancak Yeşilçam filmlerinde karşınıza çıkacak türden böylesine bir mucizeye inanmamız bekleniyor. Ya mucize gerçekleşmezse? “Ne kaybederiz?” diye sorabilirsiniz. Cevap: Koskoca bir eğitim sistemi, yaz-boz tahtası mı?

Böylesine keskin tartışmaların tek faydası, sorun hakkında hepimizi düşünmeye ve öğrenmeye sevk etmesi. Bu arada eğitim sisteminin sorunları konusunda ortalama bilgi ve bilincin ne kadar düşük düzeyde olduğu ortaya çıktı. Millî Eğitim Bakanlığı’nın her ilerlemeye ve gelişmeye set oluşturan keskin bir bürokratik geleneği var. Bakanlık kendini yenileyemiyor; çağın icaplarına ayak uyduramıyor. Her öğrenciye tablet dağıtmak elbette bir ilerleme; ama kendiliğinden gençlerin dile, temel bilimlere ve matematiğe daha yatkın olmasını sağlamaya yetmiyor. Dün eğitime “Atatürkçü nesiller” yetiştirme misyonu yüklenmişti. Dün başaramadığı misyonu, bugün “dindar nesiller” için nasıl başaracak? Eğitimde devleti torna tezgâhı gibi gören bu anlayışın değişmesi lazım. Millî Eğitim Sistemi’nin en temel sorunu, istihdam ettiğimiz sayıları bir milyona yaklaşan öğretmenlerin sınav değerlendirmesine itibar edememesi. Merkezî sınav ve ona bağlı bir zorunluluk olarak test usulü, öğretmenlerin verdikleri notlara güvensizliğin eseri. Öğretmen öğrenciye diploma veriyor, bir üst kademeye geçmesinde payı bulunmuyor. Peki, bu durum sürmeli mi? Ortaöğretim başarı puanı uygulaması, bu güvensizliğe yönelik endişeleri artırdı. Merkezî sınav sistemini ve test usulünü değiştirmediğiniz takdirde, okuldaki öğretmenin talebi karşılaması mümkün değil. Test usulünü savunan kimse yok. Yerine bir şey koyun, hemen kaldıralım. Devlet neyi yaparsa kötü yapıyor. Allah’tan özel okullar dişe dokunur düzeye geldiler de, devlet okulları için de sağlıklı bir mukayese imkânı doğdu. Sonuç olarak, eğitim sisteminin kör topal yoluna devam etmesi dershaneler sayesinde. Dershaneler birer koltuk değneği gibi yerinden kıpırdamayan eğitimi ayağa kaldırıyor ve çökmesini engelliyor. Kapatılırsa ne olur?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu soruya verdiği bir cevap yok. Gerçek hayatta çelişkili iki cevap var. Birincisi, artan sınav sayısı ile kapatılan dershanelere daha fazla ihtiyaç olacak. İkincisi, bu artan talep parası olanlar için bir şekilde karşılanacak. Merkezî sınav sistemi ve test usulü devam ettiği sürece başka çareniz yok. Okul her hal ve şartta, test sınavına hazırlık yapılan bir yer olamayacak. Halk evlerinde ve okullarda yapılan takviyeler -daha önce de denendiği üzere- ihtiyacı karşılamayacak. Belki de en kötüsü, okul öğretmenleri arasında sınıf geçme ile özel dersin birbirine karıştığı yaygın suistimallere kapı açan bir rekabet ortamı doğacak. Kriz bir eğitim sorunu olarak değil, bir siyasî sorun olarak doğdu ve aynı şekilde sürüyor. Bakanlığın dershanelerin kapatılmasından doğan boşluğu doldurmak adına hiçbir hazırlığı olmadığına; ve uzun zamandır eski bakanların bu kapatma işine direndiklerini öğrenmiş bulunduğumuza göre elde edilecek neticenin de eğitime dair olması beklenmemeli. Beklenen bir siyasî sonuç olmalı. Eğitim sistemini ayakta tutan koltuk değneklerini ortadan kaldırmak, siyasete ne kazandırabilir?

28 Kasım 2013, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.