GÜNDEM Yazarlar Mustafa Ünal-Büyük fotoğrafın anlattığı...

Büyük fotoğrafın anlattığı...

Ne çözüm sürecinde olup biteni ne de Kobani politikasında yaşananı anlamak mümkün.

Bir dizi enstantane. Ya da puzzle’ın parçaları. 40 kişinin ölümüyle sonuçlanan 6-7 Ekim olayları tam analiz edilebildi mi? Hayır. Devletin acziyeti sorgulanamadı. Ama süreç hızlandı. Akil insanlar hatırlandı. Başbakan, hafta sonu bir araya geldi. Toplantı 10 saati aştı. Her şeyi konuşmuş olmalılar. Endişeleri de, umudu da... Sonuç? ‘Kamu düzeni’ sağlanmadan adım atılmayacak. Eksiklik yasalarda değil, mevzuat yeterli. Sorun, devlet iradesinde.

Çözüm planı BDP’nin elinde. Bir heyet Kandil’e gitti. Dönüşte Kandil’in duruşu ‘Söz bitti’ diye anlatıldı. ‘Dağ artık açıklama değil, adım bekliyor’ dendi. Yoksa? Açıkça söylenmedi ama satır araları tehdit dolu. Senaryo malum. Kandil sert, İmralı farklı mı? Değil. Öcalan da sözün ötesine geçmek istiyor. İktidar, taleplerin ne kadarını karşılayabilir? Ankara’da kafalar karışık. Örnek mi? Öcalan’ın durumu. Hükümetin etkili iki bakanı ‘Durumu iyileştirilebilir’ dedi. Kapıyı araladı. İyileştirmenin sınırı yok. Adada daha rahat ortamdan ev hapsine kadar geniş seçenek söz konusu.

Öcalan’ın durumunu içermeyen ‘çözüm planı’ düşünülemez. İktidar çevrelerinin ‘konuşmanın vakti geldi’ yorumları boşuna değil. Önce siz konuşun ama açık ve doğru konuşun. Öcalan’ın beklentisini tahmin etmek zor değil. Dışarı çıkmasına ‘evet’ mi denecek? Erdoğan, sürecin mimarı. Çankaya’ya çıkması kararlılığını değiştirmedi. Öcalan’ın durumu sorulduğunda hükümetin açıklamalarını tekzip etti. ‘İyileştirme falan yok, olamaz’ dedi. ‘Villa mı vereceğiz’ diye ekledi. Hangisi doğru diye sormak hakkımız. Erdoğan’ın PKK’yı IŞİD ile eşdeğer gören açıklamalarını da bu kapsamda değerlendirebilirsiniz. Cumhurbaşkanı, IŞİD örneğinde olduğu gibi dünyayı PKK terör örgütüyle mücadeleye çağırdı. Bakanların sözleri mi gerçeği yansıtıyor, yoksa Erdoğan’ın açıklamaları mı? Üçüncü bir şık daha var elbette. Çift dil, oyun planının parçası mı?

Ankara ‘çözüm planı’ üzerine yoğunlaşmışken terör örgütü Diyarbakır’da polise pusu kurdu. Bir polis ağır yaralandı. Devletin bir okulu ateşe verildi. Her şeyden önce çözüm süreci bir samimiyet, bir iklim değil mi? Sadece devletin güvenlik güçleri geri çekildi. Örgütün silahlı unsurları kırsaldan şehirlere indi. Bir gecede bölgeyi ateşe verecek güce erişti. Çözüm sürecinde inisiyatif büyük oranda karşı tarafa geçmiş durumda. Kobani de farklı değil. Zaten iki sorun iç içe geçmiş durumda. Kobani’de savaş IŞİD ile PYD arasında. İktidar ikisi arasında bir fark görmediğini deklare etti. Örgütün lideri Salih Müslim’i birkaç hafta önce Ankara’da ağırladı. PYD ile ABD yönetimi temas kurdu. Görüşmenin ötesine geçti. Kobani’de IŞİD’le çarpışan PYD güçlerine havadan silah yardımı yaptı. Washington, Ankara’ya sadece bilgi verdi. Müzakereye açmadı. Türkiye için silahların akıbeti soru işareti elbette. Bugün IŞİD’e karşı tamam ama yarın Türkiye’ye dönerse ne olacak?

Havadan ABD yardımı yetmedi, Türkiye karadan koridor açtı. Peşmergelerin Kobani’ye geçişine izin verdi. Üç gün önce Kobani, PYD, peşmerge politikası farklıydı, bugün farklı. Kobani politikasında Türkiye’nin inisiyatifi kaybettiğini söylemek yanlış olmaz herhalde. Ankara mı? KCK ve PKK ile mücadele eden polislere operasyon yapmakla meşgul. Tek tek enstantaneler de çok şey anlatıyor ama büyük fotoğrafa bakıldığında durum size de ürkütücü gelmiyor mu? [email protected]

22 Ekim 2014, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.