Mustafa Ünal

m.unal@zaman.com.tr

GÜNDEM Yazarlar Mustafa Ünal-Evet, guguk devleti

Evet, guguk devleti

Dizi senaryosundan ‘tutuklama’, iki yazı ile bir haberden ‘operasyon’, sadece Türkiye’yi değil her devleti ‘guguk devleti’ yapar.

Orada hukuktan söz edilmez. Adaletten dem vurulmaz. Bu ülkede hukuk zaten sorunluydu. Mahkemeler kolay tutuklama kararı veriyordu. Tutukluluk süreleri uzundu.

Şimdi yerlerde sürünüyor. Devlet hukuk vasfını tümüyle yitirdi. Düne kadar ağır yaralıydı, bugün sizlere ömür. Adaletin sadece görkemli beton sarayları kaldı. Türkiye artık bir hukuk devleti değil. AKP iktidarı ülkeyi isteyerek ve bilerek guguk devletine dönüştürdü. AKP’nin ne akı kaldı, ne de adaleti. Ekrem Dumanlı’nın serbest bırakılması bu gerçeği değiştirmiyor. İki yazı bir haberden dolayı yurtdışı yasağı bile akla ziyan. Delil diye sunulan sadece haber ve yazı. STV’den Hidayet Karaca ‘dizi senaryosundan’ tutuklandı. ‘Silahlı örgüt yöneticisi’ olmakla itham edildi. Ortada ne silah var, ne eylem. Tek eylem bir televizyon dizisi. Silah mı? Herhalde yargı dizide rol icabı kullanılan silahları gerçek sandı. Biraz tanıyanlar Karaca’nın silahla uzaktan yakından ilgisi olmadığını bilir. Eylem de, silah da, örgüt de hayal. Tek gerçek hayal üzerinden tutuklama kararı vermek. Dünya yargı tarihi bu kadar temelsiz, dayanaksız bir soruşturmaya sahne olmadı. Oyun içinde oyun.  

Kararı veren olağan yargı değil. Süreç doğal yollarla yürümedi. Ankara yol haritasını çizdi. İktidar konuştu. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar... ‘İnlerine girilecek’ dedi. Operasyon yapıldı. Hükmü siyaset verdi. Yargı gereğini yaptı. İstim arkadan geldi.

‘Sulh Ceza Hakimliği’ bu tip davalar için özel kurgulandı. Her hakim özenle seçildi. Sır mı bu? Değil. Bütün Türkiye’nin bildiği gerçek. Amaç ‘hukuku kullanarak’ Ankara’nın işaret ettiği muhalifleri sindirmek. Hırsızlara ‘hırsız’, yolsuzluk yapana ‘yolsuz’, rüşvet alana ‘rüşvetçi’ diyenleri susturmak.

Aynı Sulh Ceza Hakimliği, Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında ‘yakalama kararı’ çıkardı. Önce AKP’nin propaganda bültenleri yazdı. Başbakan Yardımcısı ‘Hayır, Gülen mi dosyada yok.’ dedi. Başbakan yürütülen bir çalışmadan söz etti. Kimin yürüttüğü belli. Önce siyaset sonra yargı. Ankara’da pişmeden Çağlayan Adliyesi’ne düşmez. Hedef ‘kırmızı bültene’ dönüştürmek. İthama 28 Şubat’tan aşinayız. Örgüt, terör, silah... Hocaefendi ilk defa bu tip iddiaların muhatabı olmuyor. 28 Şubat’ta hakkında iddianame tanzim edildi. Yargılandı. Sonuç beraat oldu. O dosya yıllar önce kapandı. Bu kez dosyayı aynı iddialarla açmak siyasal İslamcı AKP iktidarına nasip oldu.

28 Şubatçıların bulamadığı örgüt, silah ve eylemi keşfetmek için AKP harekete geçti. Ankara işareti verdi, yargı düğmeye bastı. Dosyanın içi boş. Dizi senaryosu ve iki yazı bir haberden farksız. Elde 5-6 yıl önceki ‘Tahşiye’ uyarısından başka bir şey yok. Bırakın hukuku guguğun bile mesafe alması mümkün değil. İktidarın propaganda bültenlerinde, gazete sayfaları ve ekranlarda ‘haber konusu’ olmanın ötesine geçmez. 14 Aralık operasyonu Türkiye’yi guguk devleti yaptı. AKP’nin ‘Yeni Türkiye’sinin’ vasfı ‘hukuk’ değil ‘guguk’.  Adalet beklenmez. Herkes bunun farkında. Sessizliğin nedeni malum. Korku... Umutsuzluğa gerek yok. Olağanüstü dönemler kalıcı olmaz. Yoksa 28 Şubat 1000 yıl sürerdi.  

Hal-i pürmelalimiz bir Ahmet Kaya şarkısındaki gibi: Yaprak döker bir yanımız/Bir yanımız bahar bahçe... Türkiye de aynı. Bir yanı yapraklarını dökerken, diğer yanında doğum sancıları arasında kutlu bir bahar yeşermekte.

21 Aralık 2014, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.