GÜNDEM Yazarlar Mustafa Ünal

Hangisi devrim: Sezer’den Gül’e mi, Gül’den Erdoğan’a mı?

Erdoğan ‘cumhurbaşkanı’ olarak göreve başladı. Yemin töreni, Anıtkabir’i ziyaret ve devir teslim.

Gün boyu Erdoğan’ın attığı her adım ekranlara taşındı. Sıradan bir olay değil, önemli gelişme kuşkusuz. Ancak öylesine abartılı yorumlarla olağanüstü anlam yüklendi ki... Şaşırmamak elde değil. Oysa Erdoğan tek başına 12 yıldır ülkeyi yönetmekte. Görevi devraldığı isim de yabancı değil. “Kardeşim” dediği Abdullah Gül. Erdoğan’ın milletin oylarıyla seçilen ilk cumhurbaşkanı olduğu aşikâr. Bu yeni ve siyasi açıdan değerli bir durum. Fakat geçmişi sıfırlayan ve tarihi yeniden başlatan olağanüstü bir siyaset olayı mı? Bence değil. Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı da kıymetliydi. Zor dönemde asker cumhurbaşkanı geleneğine son verdi. Siyasetin önünü açtı. Arkasından gelenler o yoldan ilerledi. Bugünkü siyasi iklimde payı büyük.

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı hem siyasi hem de demokratik açıdan Erdoğan’dan daha anlamlıydı. Seçilmesi kolay olmadı. 5 aya yayıldı. Ankara’nın puslu havasına rağmen 367 duvarını, internet muhtırasını aştı. Seçimden hemen sonra milletin değil ama vekillerinin oylarıyla Çankaya’ya çıktı. 7 yıl önceki seçimin sonucunu belirleyen aktör milletti yine. Ve görevi devraldığı isim Ahmet Necdet Sezer’di. Doğru dürüst devir teslim töreni yapılamadı. Sezer’den Gül’e geçişin keskinliğini düşünebiliyor musunuz? Hangi ülke, hangi toplum bu kadar keskin virajı savrulmadan alabilir. Sarsıntılara rağmen Türkiye başardı.

Gül, Meclis’te seçildiği gün ne yazmışım diye baktım. Yazıya koyduğum başlık enteresan: Yeni Türkiye. O gün yazdığım doğruydu. Gül, gerçekten Yeni Türkiye’nin kapılarını açtı. Eğer ‘devletten millete geçiş’ten söz edeceksek bu Çankaya’nın Sezer’den Gül’e devredilmesiyle gerçekleşti. Gül’den Erdoğan’a devir teslim ‘devletten millete geçiş’ anlamına gelmez. Dense dense, “Emanet kardeşten kardeşe teslim edildi.” denebilir.

Erdoğan, ekranlarda, gazete sayfalarında sıkça tekrarlandığı gibi cumhurbaşkanlığını devletten millet adına teslim almadı. Çankaya’yı ‘kardeşi’ Abdullah Gül’den devraldı. Yeni Türkiye’nin belki yeni evresinden bahsedilebilir. Yoksa olağanüstü siyasi anlamlar yüklenmesi gerçeği yansıtmıyor. Maalesef bu bakış Erdoğan’ın Anıtkabir yazısına yansıdı. Atatürk’e hitaben, “Vefatınızın ardından cumhurbaşkanı makamıyla cumhur arasındaki irtibat zayıfladı.” dedi. Turgut Özal’a, Abdullah Gül’e haksızlık değil mi? Şu cümle de dikkat çekici: “Bugün 23 Nisan 1920’da ilk adımlarını attığınız büyük Türkiye ruhunun, özünün, hayal ve ideallerinin dirildiği gündür.” İzaha muhtaç. İlk Meclis siyasi çeşitliliği ve amansız muhalefetiyle tarihe geçti. Kastedilen siyasi çoğulculuk mu? Öyleyse mevcut halin tercümesi değil bu.

Bütün gözlerin çevrildiği yemin töreninden yansıyan manzara Meclis’e yakışmadı. Kılıçdaroğlu, rezervlerine rağmen Genel Kurul’a katılmalıydı. CHP milletvekillerinin protestosu şık olmadı. 15 günlük sürenin siyasi ve hukuki açıdan tartışmalı olduğu doğru. Erdoğan’ın seçilmiş cumhurbaşkanı olarak politik faaliyetlere katılması demokrasinin ruhuna uygun düşmedi. Bir gün önce partisinin kongresinde sert, gergin ve ötekileştirici üslubunu sürdürdü. Muhalefet partilerine veryansın etti. CHP itirazlarını Meclis kayıtlarına geçirmek istedi. Meclis Başkanı Çiçek, ‘özel gündem’ gerekçesiyle CHP’nin talebini reddetti. Ellerindeki içtüzük kitapçığını fırlatan CHP milletvekilleri iktidar partisi sıralarından yükselen ‘yuh’ sesleri arasında Genel Kurul salonundan ayrıldı. Dün Meclis boykotunun ve protestonun ne zamanı ne yeriydi. MHP ve HDP de Erdoğan’ın üslubundan hoşnut değil. Tavırlarını farklı şekilde ortaya koydular. İlk günden söylemiş olayım, Erdoğan’ın Çankaya’sı çok olaylara gebe...

29 Ağustos 2014, Cuma
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.