Mustafa Ünal

m.unal@zaman.com.tr

GÜNDEM Yazarlar Mustafa Ünal-Siyasete yumruk

Siyasete yumruk

 Başbakan Erdoğan’ın o cümlesini yazmak istiyordum. Cumhurbaşkanlığı adaylığının ilanı gibi çünkü. Erdoğan, hafta sonu bir grup medya yöneticisiyle bir araya geldi. İçeriği sadece bir gazetede yayınladı. O cümle şu: “Protokol cumhurbaşkanı değil, terleyen, koşan, koşturan cumhurbaşkanı...”

Adaylığı konusunda güçlü bir işaret bu. ‘Terleyen, koşan...’ derken kendisini tarif ettiğini söylemek mümkün. “Bir sinyal mi?” diye soruldu. Ne ‘evet’ ne de ‘hayır’ dedi. “Milletimizin takdirine bırakalım” demekle yetindi. Sürpriz mi? Değil. İlk akla gelen senaryo buydu zaten. 30 Mart sonuçlarını hemen herkes ‘Erdoğan’a Çankaya’nın yolunu açtığı’ şeklinde yorumladı.

 Başbakan da farklı düşünmüyormuş. Cumhurbaşkanı Gül’le konuşmuş olmalı. Gül herhalde gazetede okumamıştır. Bunların konuşulması için erken değil. Türkiye, cumhurbaşkanı seçiminin menzili içinde. Adayların tartışılmasından daha doğal bir şey olamaz.

 Muhalefet partileri de sürece kayıtsız değil. CHP, Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı aday arayışı içinde. Bazı özellikleri kamuoyuna açıkladı. Anamuhalefet partisinin stratejisi az çok belli. Erdoğan’la yarışacak, her kesimden oy alacak bir isim peşinde.

MHP lideri Bahçeli, grup konuşmasında Erdoğan’ın adaylığına sert ifadelerle karşı çıktı. Uzun uzun gerekçelerini sıraladı ve “Çankaya’ya çıkamaz.” dedi. Erdoğan’ın Bahçeli’ye cevabı ağır oldu.

 Dün Meclis’ten yansıyan nahoş görüntüler, cumhurbaşkanı seçiminin önüne geçti. Meclis ‘seçim molası’ vermişti. ‘Kaldığımız yer’ sancılıydı. Tansiyon yüksekti. Siyasi hava ağırdı. Komisyonlarda, Genel Kurul’da tekme tokat kavga eksik olmuyordu. Maalesef kaldığımız yerin çok ötesine geçildi. Perşembenin gelişi bu.

 CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, grup salonuna girerken saldırıya uğradı. Sıradan değil, ciddi bir saldırı. Aldığı yumruk darbeleri sonucu gözlüğü kırıldı. Yüzünde morluklar oluştu. Saldırganın adı belli. Bu yazıyı yazarken siyasi kimliği ve amacı aydınlatılabilmiş değildi. Bu, sıradan bir olay olarak görülemez. Kınamayla geçiştirilemez. Bir alarm.

 Meclis’in çatısı altında anamuhalefet partisi lideri yumruklanıyorsa orada söz çoktan bitmiş demektir. Bir siyasetçinin saldırıya uğraması ilk değil. Taner Yıldız ve Bekir Bozdağ da yumruklandı. Ancak bu saldırının Meclis’te olması, durumu daha da vahim hale getiriyor.   

 Kılıçdaroğlu, programını değiştirmedi. Aldığı darbeye rağmen grup salonuna gitti. Konuşmasını yaptı. Kışkırtmadı. Tahrik etmedi. Olgun davranış sergiledi. Partilileri sükunete davet etti önce. Ardından herkese ‘sağduyu’ çağrısında bulundu.

 CHP liderinin tutumu önemli. Bu tip olaylar kıvılcım gibidir. Bir başladı mı nerede duracağı belli olmaz. Siyaset tarihi, bunun olumsuz örnekleriyle dolu.  

 Cumhurbaşkanı Gül’den Başbakan Erdoğan’a bütün siyasi liderler Kılıçdaroğlu’nu arayarak saldırıyı nefretle kınadı. Ama yetmez. Siyasi iklimin yumuşaması, sıkılan yumrukların açılması, nefret dilinin terk edilmesi lazım. İktidarıyla muhalefetiyle siyasetin üslubunu, söylemini gözden geçirmesi lazım. Çarşambası böyle olan siyasetin perşembesini tahmin etmek zor değil.   

 Grup toplantıları bugün değil, öteden beri problemli. Neredeyse bir miting havasında geçiyor. Slogan, alkış eksik olmuyor. Kontrolü kolay olmayan kalabalıklar salonlardan kulislere taşıyor. Kılıçdaroğlu’na kadar yaklaşan saldırganın Meclis’e nasıl girdiği sorusunun cevabı grup toplantılarında saklı.

Meclis çatısı altında CHP liderine yumruklu saldırı, kaldığımız yerin çok ötesine geçildiğinin göstergesi. Ve bir alarm hali. Bu kadar yüksek tansiyonla yaşanamayacağının işareti. Ciddiye alınmalı.

9 Nisan 2014, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.