Mustafa Ünal

m.unal@zaman.com.tr

YORUM Yazarlar Mustafa Ünal-Sol nasıl kurtulur?

Sol nasıl kurtulur?

Bir meslektaşın itirafından üzüntü duydum, seçim sabahı isyan halinde aynen şöyle dedi: '30 yıldır oy kullanıyorum hep kaybediyorum arkadaş. Bugüne kadar hiç kazanamadım. Bizim kaderimiz mi bu?' Hangi partiye oy verdiğini tahmin etmek zor değil. Benim çevremdeki insanların psikolojisi ise tam tersi. Son birkaç gün içinde şu sözleri çok duydum: 'Hep kazanıyorum, oy verdiğim parti her seçimden zaferle çıkıyor. Hep galibiyet, hep galibiyet... Ara sıra sırf heyecan olsun diye kaybetmek isterim.'

Sol, seçimde hep kaybeden taraf oldu. Çok partili sistemde 1950'den bu yana hiç tek başına iktidar çıkaramadı. Sadece iki seçimde, 1977 ve 1999'da ipi önde göğüsledi. Her ikisi de solun lideri Bülent Ecevit'ti. Malum, Ecevit sola yeni soluk getirdi, halkın değerlerini anlamaya çalıştı. 'İnançlara saygılı laiklik' dedi sözgelimi, tasavvuf kültüründen söz etti, tarikatları sosyal olgu olarak niteledi. Karşılığını da gördü. Ecevit dışında partisini birinci yapan başka sol lider yok. Son seçimde sandık en sert solu vurdu. Koalisyon öngörüyordu, milletvekili sayısını azalttı. Birleşik solun yüzde 20'lik oyu tarihinin en düşük seviyesi. Seçime tek başına katılmasına rağmen oylarını hatırı sayılır oranda yükseltemedi. Anamuhalefet partileri her zaman iktidar alternatifidir. Çünkü hükümetin yıpranmasından en çok anamuhalefet yararlanır. AK Parti sağlı sollu eleştirilere rağmen oylarını yüzde 60 oranında artırırken CHP yerinde saydı. Yüzde 20 solun potansiyeli değil. Hemen her seçimde sağdan sola, soldan sağa oy geçişleri yaşanıyor. 1999 seçimlerinde solun toplam oyu yüzde 30'ların üzerindeydi. 2002'de 22'lere düştü, şimdi 20'ye...

Herkes soruyor: Bu gidiş nereye? Sol siyaset tükeniyor mu? CHP de sorguluyor, dışarıdaki sol siyasiler de... Sol niye bu halde? CHP yönetimi önümüzdeki hafta seçim sonuçlarını masaya yatıracak. 'Nerede hata yaptık?' sorusuna cevap arayacak. Muhalifler ayakta. Faturayı Deniz Baykal'a kestiler. Koltuğu bırakmasını istiyorlar. Mustafa Sarıgül taraftarları dün parti önünde gösteri yaptı. Solun sorunu lider değil. 'Deniz Baykal gitsin, biz gelelim' diyenler sorunu kişiselleştiriyor. Kamuoyunda lider olarak ismi dolaşanların Baykal'dan daha başarılı olmaları mümkün değil. Solun sorunu yapısal. Sol siyaset, toplumu doğru okuyamıyor. Toplumun gittiği yönü kavrayamıyor. Türk toplumu çok dinamik... Yerinde durmuyor. Sürekli değişim halinde. Bir örnek vereyim; Bir zamanlar 'Ezan okunurken susmak, dedesinin hacı veya hoca olması' muhafazakârlık alameti olarak yeterliydi. Belli merkezlerde köpürtülen 'Çılgın Türkler' efsanesi gerçeği yansıtmıyordu. Toplumun istikametini göstermiyordu. Cumhuriyet mitingleri de aynı şekilde toplumun doğal dinamikleriyle oluşmadı. Nerelerde tezgahlandığını bilen biliyor. Bir mühendislik projesi olarak devreye sokuldu. Siyasî bir getirisi yoktu. CHP yönetimi bunu anlayamadı. Ulusalcılığı, Çılgın Türkler rüzgârını, cumhuriyet mitinglerini bir ucundan tutacağı uçan halı sandı. Fena yanıldı. Son dönemde CHP ile özdeşleşen fotoğraflara bakınız; Meclis'i boykot, siyasetin sorunlarına Anayasa Mahkemesi'nden çözüm aramak, 367 kararını savunmak, Genelkurmay bildirisine arka çıkmak, Cumhurbaşkanı Sezer'le örtüşmek... CHP olağanüstülüğün yanında yer aldı, normalin değil. Krizin tarafı oldu. Sol, öncelikle bu görüntünün dışına çıkmalı.

İlk günün sıcağıyla konuşan Onur Öymen'in 'Bu sonuçların mantığı yok' türü yorumları bundan sonraki yenilgilere davetiyeden başka anlam taşımaz. Deniz Baykal, Anadolu solu, Şeyh Edebali gibi çıkışlarla aslında soruna doğru teşhis koydu; ancak çare üretmekte aynı başarıyı gösteremedi. Bunda partinin değişime direnen katı ideolojik yapısı etkili oldu. Sol kendisiyle hesaplaşmalı, toplumla değil. CHP gerçeklerle yüzleşir toplumun merkezine doğru açılırsa sandık umuda dönüşebilir. Yoksa hep yenilgi hep yenilgi...

NOT: Artık geleneksel hale gelen Balıkesir İmam Hatip Lisesi, nam-ı diğer Toygar Koleji mezunlarının yıllık buluşması bugün... Nice zamandır sessizliğe gömülen okulun bahçesi gerçek sahipleriyle yine şenlenecek. Doğrusu unutulmaya yüz tutmuş dostlukları tazelemek, simaları silikleşmiş arkadaşları hatırlamak, üzeri küllenen anıları canlandırmak için kaçırılmayacak fırsat. Yolu Toygar'dan geçen herkese duyurulur.

29 Temmuz 2007, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.