GÜNDEM Yazarlar Mustafa Ünal

Yalanlar üstüne...

Gözaltına alınan polislerden 31’i tutuklandı. Diğerleri serbest. İlk gün Çağlayan koridorlarındaki kulisler ‘30 civarında polisin tutuklanacağı’ yönündeydi.

İddiayı bazı avukatlar seslendirdi. Söylenti şeklinde Twitter mesajlarına yansıdı. Sonuç kulisi doğruladı. Bu bile soruşturmanın ‘kumpas’ olduğunu anlatmaya yeter de artar. Tutuklanan isimlerdeki isabet oranı da aynı şekilde. Hukukun gereği veya dosyanın kabarıklığı değil gerekçe. Ankara’nın öyle buyurması... Tutuklanmasını arzu ettiği polis müdürlerinin kimler olduğunu tahmin etmek zor değildi. Büyük fotoğraf çok net. Hiçbir fluluk yok. Gerçeğin herkes farkında. Örtmek isteyenler de...

Amaç suçu ortaya çıkarmak, suçluyu cezalandırmak değil. Başbakan Ergenekon ve Balyoz davalarının ‘savcısıydı’ ama ‘kumpas’ oralarda bu kadar ayağa düşmemişti. Erdoğan ‘iktidar mücadelesinin’ gereği olarak o davaları baştan sona yönetti. En ince ayrıntısına kadar müdahil oldu. Bugün Doğu Perinçek’le, Dursun Çiçek’le, Çetin Doğan’la ittifak içine girme çabaları bu gerçeği değiştirmez. Son operasyonda ‘kumpas’ veya ‘kurgu’ göstere göstere, çok açık yapıldı. Sağır sultanın duyacağı, kör padişahın göreceği netlikte... Bizzat Erdoğan’ın açıklamaları yeter. İtiraf en yetkili ağızdan geldi. ‘Cemaatle savaşın’ altyapısını nasıl oluşturduklarını adım adım anlattı. Sulh ceza hâkimliğinin neden ihdas edildiğini açıkça söyledi. ‘Onlar götürecek bu işi’ dedi.

Kumpas gizli kapaklı değil. İktidar kanun çıkardı, ardından tamamen hükümetin kontrolüne giren HSYK’nın Birinci Dairesi gereğini yaptı. İstanbul’da cemaatle savaşacak en uygun hâkimleri görevlendirdi. 6 hakimden üçünün ismine kamuoyu aşinaydı. HSYK ‘yanlış’ olduğunu bile bile Başbakan’a hayranlığını gizlemeyen, 17 Aralık sanıklarını tahliye eden yargıçları sulh ceza hâkimi olarak atadı.

O hâkimler de kendilerine güvenenleri mahcup etmedi. Ankara’nın beklentilerini boşa çıkarmadı. İradenin dediği oldu. Sahur vakti, ters kelepçe, ‘kaç İsmail kaç’, uzun gözaltı ve sistematik işkence gibi rezaletlerin sonunda 31 polisi tutukladı. ‘Uzun tutuklama’ yargının kronik sorunuydu. Şimdi buna ‘süreyi aşan gözaltı’ eklendi. Sorgu süreci aynı şekilde. Hâkimin ifadesini almadığı polisler var. Kararı dosya üzerinden verdi. ‘Savunma hakkı’ en ilkel hukuk sistemlerinde bile kutsaldır. Ve sonuna kadar kullanılır. Gelin görün ki Çağlayan’da 2014 Türkiye’sinde polis avukatlarının savunmasından rahatsızlık duyan bir süreç yaşandı. Siyasi duruşuyla bilinen İstanbul Barosu bile isyan etti hukuksuzluklara. Kararın gerekçesi ‘tutuklamaları’ izah etmekten ve kamu vicdanını tatminden çok uzak. ‘Başta devletin zirvesi olmak üzere herkes dinleniyor’ paranoyası üzerine oturtulmuş bir karar. Suça ilişkin güçlü delil yok. Suçüstü halde de yok. Bu kararın hukuk tarihine geçeceği kesin. Hukuktan, vicdandan yoksun bir karar.

Karar iradeyi memnun etmiş olabilir ancak ‘özel kurgulanmış’ sulh ceza hâkimliği müessesesi daha ilk işinde çöktü. Bu kadar fazla hukuksuzluğu hiçbir sistem taşıyamaz. Sorgu sürecini sağlıklı yönetemediği, kararın gerekçesine bile yansıdı. Polislerin tutuklanması aylardır gazete köşelerinde kalemlerini ‘kara propaganda’ için kullanan ‘elemanları’ pek mutlu etti. ‘O da dinlendi, şu da dinlendi, yetmedi bütün Türkiye dinlendi’ gibi algı notlarıyla ne kadar köpürtmeye çalışsalar da nafile. Zira dosya ortada. İddialar ve gerekçeli karar da. Bırakın düz metni satır aralarından bile olağanüstü sonuçlar çıkarmak mümkün değil.

Devlet içinde veya polis teşkilatında yanlış yapanların, hukuksuzluklara imza atanların varlığı şüphe götürmez. Bunun için hukuktan sapmadan, kumpasa yeltenmeden daha ciddi, daha inandırıcı soruşturma gerekiyor. Karar verirken ‘İrade öyle istedi’ diyerek değil. ‘Paşa gönlüm öyle istedi’ diyerek hiç değil. Sahi Deniz Baykal ve MHP yöneticilerine kurulan kumpas ne oldu? Yıllar geçti. Bir santim ilerleme sağlanamadı. Neden? Kılıçdaroğlu’nun iddiası soruşturmaya değmez miydi? MHP yönetiminin verdiği bazı ‘ip uçlarının’ üzerine neden gidilmedi? Bunların sahur operasyonuyla ‘ne alakası var?’ demeyin, ‘çok alakası var’.

‘Hokus pokusla’ bir süre ‘göz boyanabilir’ ama hiçbir kumpas uzun sürmez. Yalanların üstünde oturulmaz. Elbet bir gün çöker... .

1 Ağustos 2014, Cuma
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.