REKLAMI KAPAT
Nazan Bekiroğlu

KÜLTÜR Yazarlar Nazan Bekiroğlu-“Sinekli Bakkal” ve nostalji

“Sinekli Bakkal” ve nostalji

Halide Edib’in romanları üzerine doktora hazırladığım yıllardı. Sinekli Bakkal’ın baskı sayısı zihnimi uzun süre meşgul etti. “Baskı” kavramının ofset, bilgisayar gibi tekniklerle altüst olmadığı zamanlardı. Bir roman bir gecede 20-30 baskıyla çıkmıyordu henüz. Böyle bir ortamda Sinekli Bakkal Türk edebiyatının en çok basılan öyleyse en çok okunan romanı unvanına sahipti.

    Hem Sinekli Bakkal hakkında yazılmış yazılardan hem benim yaptığım mini öğrenci anketlerinden anlaşıldığı kadarıyla bu durum farklı bileşenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştı. Yazarın fırtınalı ve renkli hayatı; romanın CHP armağanını kazanması, kuvvetli bir reklam kampanyası ile desteklenmiş olması, lise ve üniversite müfredatında yer alması, hafız bir kızın aşkını muaşakasını anlatması; doğu batı, celal cemal, tasavvuf şeriat meselelerini işlemesi; II. Abdülhamid saltanatı gibi tartışmalı ve kırılmalı bir zeminde şekillenmesi; halkın o dönemin sosyal yaşantısına özlem duyması gibi pek çok sebep vardı. Bunlarla birlikte bütün kılçıklarına rağmen Sinekli Bakkal’ın akıcı ve eğlenceli dili.

    Fakat hepsinden önce roman hakkında hemen herkesin işaret ettiği husus Sinekli Bakkal’daki “nostalji” idi. Halide Edib Sinekli Bakkal’ı yazdığında, yıl 1935, bir tür gönüllü sürgünle yurtdışındadır. Romanda o kadar canlı anlatılan II. Abdülhamid dönemi ve o hayat çoktan mazi olmuştur. Üstelik II. Abdülhamid ve onun temsil ettiği devlet anlayışı Halide Edib’in siyasi duruşuyla onaylanmaz. Yine de romanın sayfalarından buram buram sızan mazi özlemi romanın asıl rengini verir. Halide Edib’e hayatının romanını yazdıran şeyin nostalji olduğunu düşünmek bence mümkündür.

    Sinekli Bakkal’da vakanın işlenişinde, karakterlerin geçirdiği ani değişimlerde yer yer ortaya çıkan kartonlaşma ve acelecilik dikkatlerden kaçmasa bile sosyal rengin canlılığı ve zenginliği hakkında kimsenin itirazı yoktur. Meğerki Adıvar’ı bir tür Pierre Loti oryantalizmiyle yaftalayanlar.

    Benim için de Sinekli Bakkal öncelikle sosyal dokusuyla güzel ve önemlidir. Özellikle I. Kısım’da, kaybolmuş bir devrin sahneleri, tipleri, karakterleri, olayları, inanışları resmigeçit eder. Neler yoktur ki bunların arasında?

    Karagöz, ortaoyunu, hıdrellez eğlencesi, kandil, kınagecesi, ramazan, bayram, mukabele, mevlit, türbe, evliya, adak, jurnal, cuma selamlığı, sürgün, esaret, gebelik ve aşerme, gebe kadın rüyası, cin peri inancı, sütnine, cuma namazı, cenaze… Mevlevi dedesi, mahalle imamı, bakkal, komiser, orta oyuncu, zenne, sokak satıcısı, cami kayyumu, külhanbeyi, tulumbacı başı, tulumba takımı, bahçıvan, yamak, çamaşırcı, eskici, evliya, alafranga musiki hocası, cüce, Çingene, Jön Türk, zaptiye nazırı, mabeyinci, Çerkez cariye, halayık, odalık, haremağası, saraylı, şehzade, efendi, kadın efendi, padişah, …

    Ancak bir kısmı hayatımızdan çoktan çıkmış bunca karakter ve hayat sahnesi roman boyunca bir kurgu etrafında bir araya getirilmiştir. Yani Halide Edib anlatmaz, gösterir. İzah etmez, tarih bilgisi vermez, hayatın içinde canlandırır. Ufak bir dokunuş, bir Japon oymabaskısı gibi, sahnenin ya da tipin devamını okuyucunun kendi içinde tamamlamasını sağlar. Hepsinin hayat içinde bir karşılığı, okuyucunun zihninde arka planı vardır. Romanda canlılık dediğimiz zaten daha başka nedir ki?

    Belki bu yüzden küçük birkaç çizgiyle gösterilse de Gözpatlatan Muzaffer aklımızda bu kadar canlı kalır. Başlangıçta II. Abdülhamid devrinin sorgucularından biri olan Gözpatlatan, Meşrutiyet’in ilanından sonra yeni rejimin en meşhur savunucularından biri kesilir. Geçen devre en önce o lanetler savurur. Aynı sebeple yaşlıca Selim Paşa’ya duyduğu aşka rağmen sarayda bir Efendi’ye eş olan cariye Kanarya’nın hikâyesi bu kadar dokunaklıdır. Saray çevresinden Nejat Efendi’nin güzelliği o kadar rahatsız edici ve “dejenere”dir. Saraylarının bahçesinde kaptancılık, tulumbacılık oynayan koca şehzadeler o kadar içimizi acıtır. Ve romanın en dokunaklı hikâyeciği olan Bilal ve Rabia aşkı bu kadar romans tadındadır.

24 Mayıs 2015, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.