Nazan Bekiroğlu

KÜLTÜR Yazarlar Nazan Bekiroğlu-Bâb-ı cümel

Bâb-ı cümel

* Dünya üzerine kendisinden bir sevgi bırakanın adıyla...

* Bütün rüyalarım dosta dair. Ama henüz içinde dost görünmüyor.

* Elinde olan kıymetini bilmiyor, kıymetini bilecek olana da vermiyorlar. Felek işte!

* Yâ Rabbi, birisinin hazır bulunmadığı bir mecliste beni o birisi hakkında imalı, istihzalı konuşmaktan muhafaza et, muhafaza et, muhafaza et!

* Hiçbir işimi şansa bırakmam. Onun için şansım daima yaver gider benim.

* Umumun beğenisine cevap vermeyen eserler hakkında hüküm verirken dikkatli olmak gerek. “Kral çıplak” demenin cazibesine kapılıveririz de çoğu kez, kral giyiniktir, biz çıplak kalırız. Hafazanallah.

* Eleştirmeni, eleştirmekten çıkarıp da sataşmaya sevk eden şey belki dokunmanın hevesidir.

* Hadsize haddini bildirmek lâzım. Ama eleştiri de haddini aşmaya dönüşmemeli.

* Okumam gereken bunca sınav kâğıdı varken kalbim ve zihnim neye saat gibi çalışmaya başlıyor ki?

* Ders anlatmayı hep sevdim. Sınav yapmayı, hayır. “Benim Üniversitelerim”de sınav ve yoklama yok.

* Süre giden bir tanışıklık sürecinde sevmek başlangıçtan beri vardır. Fark etme ân’ı sevmenin başlangıcı değil, var olan fakat bilinmeyen bir sevginin fark edilişinden ibarettir. Seviyordum ama sevdiğimi bilmiyordum. İşte şimdi fark ettim.

* Aşk başlayınca kalbin içinde bir tel kopar. İnsanı hayata bağlayan mantıksallığın teli.

* Hayalin de zamanı var. İtidal!

* Birbirlerini kendileri olarak o kadar çok sevenler sonunda birbirilerine dönüştükleri için mi yitirirler aşkı?

* Her zaman yenen galip değildir bazen de yenilenin mağlûp olmadığı gibi.

* Gece geçtiğim yollara sabah olup da gündüz gözüyle baktığımda gördüm uçurumları. Cahilin cesareti. Şimdi sağa çektim bekliyorum.

* Aşkın enkaz hali.

* Sâhûr: Gece uyanıklığı. Pervanenin hâli.

* Allah’ım artık yoruldum. Bana bir güzel rüya göster.

* Ne ibret yanı ilgilendiriyor beni tarihin ne tekerrür edebilirliği. Bu yüzden tarihi tasavvur ile yetinmek hevesinde değilim. Dünde, bugünde ve yarında müşterek olanın formülü ile ilgiliyim.

* Çok gençtim, “Böyle bir dünyada bile ebedi yaşamaya razıyım” demiştim. Şimdi hayır, böyle bir dünyada ebedi yaşamak istemiyorum.

* İnsanın, dünyanın cennet olmadığından şikâyet edebilmesi için melek olması gerek. İstifsar meleklerin hakkı.

* Allah’ım, tamam, dünya cennet değil ama cehennem de olmasın.

* Bu dünya, uğradığımız derin haksızlıkların rövanşını alacağımız bir yer değildir.

* “Olanda hayır var” derler. Olmayanda da. Çünkü o da bir olandır.

* Ya bu kadar sabırlı olmasaydım ya da bu kadar derinden kırılmasaydım.

* Şu yaralı çocuğa, şu kanayan hayvana, şu kırık dala sanki bir tek ben üzülüyorum koskoca dünyada. Öyle yalnız öyle üzgünüm ki.

* Kim hatırlar martıları? Herkes çekildikten sonra kumsalı?

* İnsan sevmez, kedi sevmez, köpek sevmez, yeşil nedir, toprak nedir bilmezsin. Ağacı sevmez, ormanı sevmez, dalı yaprağı sevmezsin. Yo, böyle değil aslında. Ağacı ancak kendi evini gölgelendirdiğinde sever, doğasever kesilirsin. Çek elini üstümden. Gölge etme başka ihsan istemem.

26 Ekim 2014, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.