Nazan Bekiroğlu

KÜLTÜR Yazarlar Nazan Bekiroğlu-Kiralık Konak’a yeniden bakarken

Kiralık Konak’a yeniden bakarken

Üzerimde tedirginlik, içimde sıkıntı. Büyük bir şey olmadan önce ağaca, taşa, suya, toprağa, hepsinden evvel göklere sinen o “Bir şey olacak” alâmeti.

Çünkü masal gemileri saz söz, alâyiş ve cümbüş, yaldız ve parıltı içinde batarken kuşların dili evveldir. Büyük bir şey olacağını ağaçlar daha erken fark eder. Gökler daha önce sezer. Çünkü onların fıtratı insanların fıtratı gibi bozulmaz. Yaratıldıkları hal içre kalırlar yaşamları boyunca, değişmezler. Fıtrata müdahale edildiğinde bunu fark etmek de fıtratı bozulmamışların özelliğidir. Fırtına en erken, pürüzsüz denizin sathında hissedilir bu yüzden ya da munis ağacın yaprağında; betonarme duvarlarda değil. Bir fırtına kopacağını, bir muhalif rüzgârın eseceğini en evvel onlar hisseder. Fıtratı bozulmuş insanlarsa “Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler.”

Bu sıkıntıyla Yakup Kadri’nin Kiralık Konak romanını yeniden elime alıyorum, en önemsediğim kısmı açıyorum. Bizzat Naim Efendi’nin, büyük bir şey olmazdan evvel göklerde ya da yerde beliren alâmetlerden birine benzetildiği sayfalar.

Yakup Kadri Kiralık Konak’ta üç kuşağın (Tanzimat, Meşrutiyet ve I. Cihan Harbi) zihniyetini gözden geçirir. Romanın simgeler dilinde her yanı döküldüğü, modası geçtiği için kiraya çıkarılmış olan Tanzimat konağı, batan bir masal gemisi gibi, dağılmaya doğru giden Osmanlı’yı temsil eder. Bir Tanzimat bürokratı olan Naim Efendi ise Kiralık Konak’ın onu son ana değin terk etmeyen sakini ama aynı zamanda o yıkıntının sebebidir. Çünkü nesiller ve ideolojiler birbirlerini etki tepki ilkesiyle biçimlendirirken ölümcül ihmaller, ortaya karikatürler ya da heyulâlar çıkarır.

Tanzimat, Yakup Kadri’ye göre sorgulanması gereken bir zihniyettir. Tanzimat zihniyetinin temsilcisi olarak iyi niyetlidir Naim Efendi. Gafil de değildir, hain de. Fakat o kadar iyi niyetle başlatılan hamle, İstanbul’un ortasına bıraka bıraka ruhunu şeytana satmış, Nişantaşı partilerinde keyif çatan tuzu kuru insan örnekleri bırakarak geçip gitmiştir. Masum gençler ise cephede can vermektedir. Neticede bu gün Naim Efendi’nin damarlarında işleyen zehir kendisi ve kendisi gibilerin elleriyle kendi bahçelerine dikilmiş zakkumun tohumundan ve özsuyundandır. Sebep o zihniyetin kendisi, sonuç ortaya çıkan yeni insan tipidir.

Kiraya çıkarılmış konağı görmek için gelen genç nesilden insanlar ile ölüm ve yaşam arasında gidip gelen, hıçkırık nöbetleriyle sarsılan, kadidi çıkmış Naim Efendi’nin karşılaşması Türk romanının en acıtıcı sahnelerinden biri olarak canlanır gözümüzde. Gelenler, yeni devrin ürünü bir mebus bey, karısı, annesi ve kız kardeşidir. Kadınlardan yayılan koku kapıyı açan uşağı ilk anda serseme çevirmiştir. Erkeğin parmaklarında yüzükler, kadınların kulaklarında küpeler. Gözlerinde insanı ve eşyayı hor gören, sonradan görme fakat küstah ve kibirli bir bakış vardır. Kadınların en genci ayağını kundurasının içinde bile yere basmaktan iğrenir gibidir. Ama romandaki cümleyle “İstanbul’da parmakla sayılmaya başlayan o eski Osmanlı konaklarından birini, Naim Efendi’nin konağını böyle hafif bir ökçe darbesiyle ta esasından yıkıveren mahlûk hiç şüphesiz herkesten ziyade Naim Efendi’nin eseridir.”

Naim Efendi’ye gelince, hayat şöyle dursun romanlarda bile eşine rastlanmayan bu adam, yeni bir devrin eşiğindeki alâmete benzemektedir. “Hani eski tarihçiler milletlerin hayatında belirecek büyük olaylardan önce gökte ve yerde birtakım harikulâde hadiselerin belirdiğini söylerler. Naim Efendi, işte bu işaretlerden biridir.”

Tam da bu yüzden Kiralık Konak’ta Yakup Kadri’nin asıl meselesi “Neden?”dir. Niçin böyle oldu? Anlarız ki yargıladığı, zihniyetin kendisi değil onun yöntemi, insanın özünü görmezden gelmesidir. Dolayısıyla bu sorgulamada sadece Tanzimat zihniyetinin uygulamadaki zaaflarının değil insanı ihmal eden, onun özüne yatırım yapamayan her pratiğin eleştirisini görmek mümkündür. Naim Efendi’nin kaderinden anlarız ki insanı ihmal eden her ideoloji kendi yarattığı nesil tarafından boğulmak mecburiyetindedir.

23 Kasım 2014, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.