Nazan Bekiroğlu

KÜLTÜR Yazarlar Nazan Bekiroğlu

Robenson’u tam nüshasından okumak

Robenson Crusoe’yu ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum. Ortaokul yıllarında olsa gerek. Birçokları gibi benim de okuduğum kısaltılmış, maceradan ibaret bir nüshaydı. Bir daha okuma gereğini de hissetmedim. Ancak son haftalarda Robenson’un İbrahim Hilmi Çığıraçan kitaplığından Şükrü Kaya çevirisiyle çıkmış 1950 baskısıyla karşılaştım. 578 sayfaydı. Eski kitap kokusu da cabası.

Defoe’nun elinde çağdaşı bir gemicinin ıssız ada hikâyesi varken bir doğu metni olan Hay bin Yakzan’dan ne kadar etkilendiği uzmanların ilgi alanında. Ancak insanın ıssız ada tecrübesini anlatan her iki metin arasında iki dünya kadar fark olduğu muhakkak.

Robenson ıssız adada kendi dünyasının tepkileriyle yaşar. Burjuva alt sınıfından bir protestandır o. Dikkat çeken ilk tavrı yayılmacılığı ve mülk edinmeciliğidir. Mağarası merkez olmak üzere yayılmaya başlar ve sonunda adanın tamamını mülk edinir. Kendisini vali ilan eder. II. Kitap ada sahibinin, tebaası üzerindeki tasarruflarının hikâyesiyle başlar.

Robenson’un emek ve üretim ile ilişkisi üzerinde çok durulmuş, servet edinme isteği ile kapitalist insan tipini temsil ettiği ifade edilmiştir. Sürekli biriktirir o. Garantici, stokçudur. Eğer mümkün olsa geminin enkazını parçalara ayırarak adasına taşıyacaktır.

Diğer yandan Robenson, sömürgecidir. Her şey ve herkes ona hizmet içindir. Kendi toplumu dışında herkes barbardır, vahşidir çünkü. Cuma, Robenson’a tam da bu ihtiyacı karşılayacak soruların cevabı olarak gelir. Yamyamdır. Puta tapar. Giyinmeyi, örtünmeyi bilmez. Utanma duygusu yoktur. Robenson’un tavrı ise ona dilini, dinini, âdetlerini öğretmek ve kendisine kölelik yapma görevini vermekten ibarettir. Yerlinin adını sorma ihtiyacını hissetmez. Ona, bulduğu güne izafeten Cuma adını verir. Kendi adını da söylemez, Efendi’dir sadece. Bu iki yabancı birbirinin gerçek ismini bilmez bile. Onların arasındaki ilişki isimlerin temsil ettiği bireysellikten değil sınıfsal kabullerin dayatmasından gelir.

Robenson’un ötekileyici tavrı II. Kitap’ta da kendisini gösterir. Asya maceralarında karşılaştığı Çinliler, Tatarlar ve Moskoflara da mezhebi ve toplumu adına hükmetme hakkını kendisinde görür. Sömürge edinmek doğal bir hak olarak dökülür Robenson’un dilinden. Çünkü onların hepsi vahşi ve barbardır, kendi hallerinde kaldığı sürece medenileşecekleri yoktur. Bu, Batı’nın kendisinde sömürme hakkını görmek için asırlar boyunca geliştirdiği gerekçe, beslediği Doğu imgesidir. Yamyamlığı, vahşiliği, barbarlığı köle ya da sömürge edinmenin gerekçesi olarak sunan oryantalist zihniyet.

Bir diğer mesele Robenson’un dinle ilişkisi ve misyonerce tavrıdır. Issız adaya düştüğünde yanında bir İncil, kalbinde ise tam olmayan bir inanç vardır yalnızca. Fakat yıllar geçtikçe gerçeği bulur. Neticede “Protestan Ahlâk” Robenson’un girişimci ruhunun meşruiyetini aldığı kaynaktır ve her şeyin arkasında o vardır.

Hal böyleyken Robenson’un edebi değeri bu kadar yoğun değildir. 28 yıl 9 ay 19 gün kaldığı adadan ayrılırken duyguları yansıtılmaz meselâ. Mina Urgan Robenson’u yaygın kanaatin aksine İngiliz romanının babası saymaz. Defoe sadece olayları anlatmakla yetinmektedir. Kurgu dağınıktır, basit bir anlatımla kaleme alınmıştır. Bununla birlikte Urgan, Robenson’un her zaman, her yaşta, her ulustan insan tarafından okuna geldiğini ifade eder. Ünü hiç azalmamış, her dile çevrilmiş, uygulamaları yapılmış, Robenson roman kişisi olmaktan çıkıp mitosa dönüşmüş, gündelik hayata girmiştir. Yani dünyanın en önemli kitaplarından biridir.

Doğru dürüst roman değeri bile taşımayan bir metin sosyal ya da iktisadi katmanlarından dolayı böyle çok ve sürekli okuyucu bulabilir mi? Elbette hayır. Bunun için Weber ya da Marks okumak daha uygun. Öyleyse nedir Robenson’u böyle çekici kılan?

Robenson, bizi her zamanın ve her toplumun evrensel insanıyla ortak kılan içimizdeki mitosa dokunur. Hangimiz Robenson gibi her şeyi arkada bırakarak yepyeni bir dünya kurmayı ve tabiatın en bakir haliyle muhatap olarak sınanmayı düşlemedik ki?

27 Temmuz 2014, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.