Nazan Bekiroğlu

KÜLTÜR Yazarlar Nazan Bekiroğlu

Tıp ve edebiyat

Benim zamanımda sayısal ve sözel alanlar ayrılmamıştı.

Fakat yine de üniversite tercihlerini sıralarken tıp ve edebiyatı arka arkaya yazacak denli şaşkın biri olarak “Tıp ve Edebiyat” hakkında bir yazı yazabilirim zannediyorum. İkisinin de gayesi insanı anlamak olan tıp ve edebiyat arasındaki ilişki çok yönlüdür. Edebiyatta hasta ve hastalık, yazarların kendi hastalıkları, hekim yazarlar, edebiyatın bir sağaltma biçimi olması, yazarın bir hasta olarak analiz edilebilmesi, terim geçişleri… gibi.

“Hekim yazarlar” ve “yazar hekimler” ayrımına gitmeden genel olarak konuşursak akla pek çok isim gelir. Bunların bir kısmı yazmayı hobi olarak sürdüren, edebiyat heveslisi, az ya da çok kabiliyetli doktorlardır. Bazıları ise hekimliği akla bile gelmeyen profesyonel yazarlardır, Schiller, Cronin, Cenap Şehabettin gibi. Hekim yazarların en meşhuru olan Çehov ise aynı anda yazar, doktor ve hastadır.

Edebiyat ve hastalık ilişkisinde yazarı ve kahramanıyla bir verem edebiyatından söz edilebilir. John Keats 26 yaşında ölür veremden, Mansfield 35 yaşında. Jane Eyre’in yazarı Charlotte Bronte, Moliere, Kafka, bizde Mahmut Yesari, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu. Kurgusal kahramanlar arasında Kamelyalı Kadın, Sefiller’in Fantine’i, Suç ve Ceza’nın Katerina İvanovna’sı, Aşk-ı Memnu’nun Beşir’i aklıma ilk gelenler. Makber, Hamid’in veremden ölen karısı Fatma Hanım’ın hatıraları ile doludur. Kerime Nadir romanları veremliler galerisidir adeta. Veremli hasta romantik edebiyatın estetize kalıplarına çok uygundur çünkü. Bir de aşk meselesi var. Romantik aşk, melankolik aşktır ve hayattan çok ölüme bakar. O halde romantiklere göre verem, âşıkın sadakatinin de bir ispat biçimidir.

Fakat verem edebiyatı romantizmin modasının geçmesi, klişe ve ucuz örneklerin çoğalmasıyla biraz da küçümsenmeye başlanır. Susan Sontag Bir Metafor Olarak Hastalık adlı meşhur eserinde veremle kanserin karşılaştırmasını yaparken XX. asır edebiyatının kansere ilgi göstermediğini ifade eder. Asıl farkın verem ve kanser arasında değil XIX. asır ve XX. asır arasında olduğunu söyler. Çünkü bu iki dönemin algısı farklıdır.

Edebiyata girmiş başka hastalıklar arasında en meşhuru Dostoyevski’nin sarasıdır ki edebiyatta epilepsiye verem kadar “saygınlık” kazandırdığı söylenir. Dostoyevski hem kendisi saralıdır hem bazı romanlarında saralı kahramanları işler. Budala’nın Mişkin’i, Suç ve Ceza’nın Raskolnikov’u sara nöbetleri geçirir.

Edebiyatın penceresinden hastaneye bakıldığında olumlu bakışların yanı sıra yoğun bir eleştiri damarının varlığı da göz ardı edilemez. Doktorlar ve hastaneler Neyzen Tevfik’in eleştiri oklarından kurtaramaz kendisini meselâ. En hazini de oğlunun ölümünden sorumlu tuttuğu doktorları yermek için Hastalık Hastası oyununu yazan Moliere’in kaderi. Oyunun temsilinde Moliere de başrol oyuncusu olarak sahneye çıkar ve 4. sahnede yere yığılır. Oyunu tamamlarsa da o gece evinde ölür. Veremdir.

Edebiyat bilimine yardımcı disiplinler arasında tıp da vardır. Diğer yandan tıp ve edebiyat bilimleri arasında karşılıklı terim ve kavram geçişleri dikkat çeker. Edebiyatta önemli eleştiri kuramlarından biri Psikanalitik Kuram’dır ve Freud’un ilkelerinin edebi esere, kahramana ve yazara uygulanması olarak biçimlenir. Tıbbın da edebiyattan aldıkları vardır. Psikiyatride birkaç hastalığın adı edebiyatın dünyasından gelir. Elektra kompleksi, Oidipus kompleksi ve en meşhurları Narsisizm ile Bovarizm. Kendine âşık Narkissos’un hikâyesi malûm. Madame Bovary ise okuduğu romanlardaki aşk hikâyelerini yaşamaya kalkışması ile bir hastalığın ismini ilham eder.

Tıp ve edebiyatın sıkı fıkı ilişkilerine rağmen neticede edebiyat hastaya hekimlerin baktığı niyetle bakmaz. Onları sadece hastalıklarıyla değil bütünüyle anlamak ve göstermektir edebiyatın asıl niyeti. Dahası hastanın açtığı perspektiften insanlığı bütün olarak göstermek ister. En iyisi mi biz de Muhibbi gibi, Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi/ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi diyerek bitirelim.

7 Eylül 2014, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.