Nevin Halıcı

PAZAR YAZI Yazarlar Fatma Anamızın eli

Fatma Anamızın eli

Geleneksel mutfağımızda, yemek yapıp da Fatma Anamızın elini duymayan yoktur.

Fatma Anamız, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in sevgili kızı, Hz. Ali'nin sevgili karısı, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in kıymetli anneleridir. Bu nedenle Fatma Anamızın değeri ölçülemez. Manevî değeri ise hiç tartışılamaz; İslamiyet'te en yüksek mertebeye sahip bir hanımefendidir.

Anadolu mutfağındaki özelliği ise eğer ona dayandırılırsa bereketi, lezzeti, kolay pişirme tekniklerini, mutfak ve yiyeceklerdeki güzelliği temsil etmesidir. Bir işe veya yemeğe başlarken "Benim elim değil, Fatma Anamızın eli" denmesi usûldendir. Her türlü işin kolaylıkla yürüyeceğine inanılır.

Bugün Anadolu'da rastladığım, Fatma Anamızın kutsallığını ifade eden dört yiyecekten bahsedeceğim. Bunların ilki yoğurttur. Anadolu'da yoğurt yapan herkes, süt ılınıp da parmak sıcaklığına gelince, maya olarak hazırladığı yoğurdu süte çalarken "Allah'ım, benim elim değil, Fatma Anamızın eli" der. O yoğurdun kolay tutacağına ve lezzetli olacağına inanılır.

İkinci yiyecek, Konya'nın Çumra ve Karaman, Ereğli başta olmak üzere diğer ilçelerinde çok görülen ama Anadolu'da diğer yörelerde de bulunabilen domalanla ilgili. Rivayete göre: Fatma Anamız ekmek yapmak için bahçede hamur yoğurmuş, ekmek yapmaya başlamış. Mübarek elinin bereketinden hamur bir türlü bitmemiş. O sırada yağmur yağmaya başlamış. Acele ile her şeyi toplayıp içeri girmiş. Ancak birkaç hamur bezesi dışarıda yağan yağmurun ve selin altında kalmış. Ertesi sene bahar aylarında 'ben buradayım' dercesine toprağın altından kabarmış. Eşeleyenler son derece lezzetli domalanla karşılaşmış, çok güzel tadından ötürü yiyecek olarak kullanılmaya başlanmış.

Üçüncü yiyeceğimiz ise Bilecik'te kaydettiğim ve bu hikâyeye yazılı kaynaklarda rastlamadığım mısır. Kaynak kişinin anlattığına göre: Fatma Anamız yavruları Hasan ile Hüseyin'i beslerken çok bereketli süte sahipmiş. Bir gün bebeğine süt verirken birkaç damla süt toprağa düşmüş. Bu damlalar bir yıl sonra toprakta mısır olarak yetişmeye başlamış. Bu nedenle Bilecik'te aşure yaparken içine mısır da katarız; hem bereketli, hem lezzetli olur.

Dördüncü yiyeceğimiz ise Erzurumlu rahmetli Fikriye yengemden dinlediğim hikâye. Bu hikâyeyi Erzurum'dan mı getirdi, Konya'da mı duydu bilemiyorum. Anadolu kadınına teselli verecek bir yönü olduğu muhakkak. Çocukluğumda, 1950'li yıllarda Anadolu'da beyler iki evlilik yapabilirlerdi. Çevremizde bir evde iki hanım ve çocuklarıyla yaşayan aileler bulunurdu. Bu işe bir türlü akıl sır erdiremeyen Nermin ablam, bu hanımlardan ikinci olanına, günümüzde nasıl bunu kabul ettiğini sorduğunda, hanım son derece kayıtsız "Canım ne var, o da ailesi, ben de!" cevabını vermişti. Tabii ilk eşler bu duruma üzülürlerdi ve işte onları teselli için Fatma Anamız hazırdı. Güya, Fatma Anamızın eşi, ikinci defa evlenirken düğün misafirlerine helva yapıyormuş; helvayı kararken üzüntüsünden kaşığı tencerede unutmuş ve sapın tencereye değen yerinde yanık oluşmuş. Hz. Ali ikinci evlilik yaptı mı bilmiyorum; ama eşleri evlenen hanımlar için müthiş bir Anadolu tesellisi... Fatma Anamız bile bu acıyı tattı.

Sevgili okuyucularım, bu hafta bir revani tarifesi sunuyor, ağız tadıyla kalmanızı diliyorum.

Revani

1 kg süt

6 yumurta

1 su bardağı ince irmik

1 su bardağı un

½ su bardağı şeker

25-30 cm çapında tepsi

Tepsiyi yağlamak için

1 çorba kaşığı tereyağı

1 çorba kaşığı un

ŞURUBU İÇİN

4 su bardağı şeker

2,5 su bardağı su

1 çorba kaşığı limon suyu

Yapılışı: Tepsiyi yağla unla. Yumurta ile şekeri koyulaşıncaya kadar çırp. Unla irmiği birbirine karıştırarak yu­murtalara ilâve et, hafifçe karıştır, yağlanmış tepsiye dök, fırında pişir. 5 su bardağı şeker, 3 su bardağı su, bir çorba kaşığı limon suyu ile ateşe koy. Kay­nadıktan 2 dakika sonra ateşten al. Fırından çıkan revaniye sıcak dök, tekrar fırına ver, 2 dakika sonra çıkar. Ertesi gün sofraya al.

15 Kasım 2009, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.