CUMAERTESİ Yazarlar Köpekbalığı kıkırdağı efsanesi de yıkıldı

Köpekbalığı kıkırdağı efsanesi de yıkıldı

Farkındaysanız her sene farklı bir bitki veya beslenme destek ürünü moda oluyor. Bir zamanlar bin bir derde deva aloe vera (sarısabır) vardı.

Kanserden enfeksiyonlara, prostattan sedefe, AIDS'ten diyabete iyi gelmediği hastalık yok deniyordu, şimdi adı bile anılmıyor. Sonra ekinezya fırtınası başladı ama çabuk dindi. Peşinden yaban mersini, üzüm çekirdeği, zencefil, civanperçemi, yeşil çay furyaları çıktı. Bugünlerde ise varsa yoksa acai berry! Adı sizi şaşırtmasın bu bizim bildiğimiz ahudududan başka bir şey değil. Seneye onun da unutulacağına ve yepyeni bir ürünün çıkacağına hiç şüpheniz olmasın.

Köpekbalığı kıkırdağı efsanesi

Alternatif tıbbın en gözde ürünlerinden biri de köpekbalığı kıkırdağı. Amerika'da ve Avrupa ülkeleri piyasasında bu kıkırdağın düzinelerce formu var. Besin desteği kategorisinde satılan kıkırdakta başta kollajen, amino asitler, mineraller (kalsiyum, fosfor, sodyum) ve glikozaminoglikan olmak üzere pek çok kimyasal madde bulunuyor.

Bu maddelerin hepsinin vücutta sayısız olayda rolleri olduğu doğrudur ama bu, dağdaki herhangi bir ot veya herhangi bir ağacın yaprağı için hatta davultozu ve minare gölgesi için de geçerlidir. Mesela sadece kalsiyumun sağlıklı hayat için şart olduğunu gösteren binlerce araştırma olması, içinde kalsiyum bulunan bir ürünün tedavi edici etkisi olduğunu gösteren bir kanıt değildir.

Köpekkıkırdağı, ilk defa 1950'li senelerde New Yorklu bir cerrahın kıkırdağın kanser kitlelerinin büyümesini durdurduğu veya yavaşlattığı ve cerrahi yaraların iyileşmesini hızlandırabileceği iddiası ile gündeme geldi. 1992'de beslenme uzmanı William Lane'in Sharks Don't Get Cancer (Köpekbalıkları Kanser Olmaz) isimli kitabının yayınlanmasıyla da çok popüler oldu. Köpekbalığı kıkırdağının ünü bilimsel verilerden ziyade köpekbalıklarının kanser olmaması efsanesine ve bir de bizde de sayısız örnekleri olan uydurma hasta hikâyelerine dayanıyor.

Bu ürün 20 seneden tüm dünyada alternatif veya tamamlayıcı tıp ürünü olarak milyonlarca kanserli hasta tarafından kullanılıyor. Kanser dışında egzama, sedef, iltihaplı eklem romatizması (romatoit artrit), kemik erimesi (osteoporoz), glokom gibi her toplumda çok görülen hastalıklar için de şiddetle tavsiye ediliyor.

Köpekbalığı kıkırdağının kanserdeki etkinliği kıkırdakta hiç kan damarı bulunmamasına ve bazı laboratuvar araştırmalarında ve hayvan deneylerinde damar oluşumunu önleyici etkisinin olduğunun gösterilmesine bağlanıyor. Çünkü kanserlerin büyümesi yeni damarların oluşumu (anjiojenez) ile mümkün oluyor ve bunun engellenmesi kanserin gelişimini önlüyor. Köpekbalığı kıkırdağının bir faydası olmadığı sonucuna varan iki klinik araştırma dışında insanlar üzerinde yapılmış ve bu ürünün etkinliği ve güvenilirliğini gösteren tatmin edici bir araştırma yok.

Amerika ve Kanada'da Milli Kanser Enstitüsü 'National Cancer Institute' (NCI) ile Milli Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi 'National Center for Complementary and Alternative Medicine' (NCCAM) isimli kurumların desteğinde yapılan bir araştırma, köpekbalığı kıkırdağından elde edilen ilacın standart kemoterapiye eklenmesinin bir fayda sağlamadığını ortaya koydu.

Araştırma, ameliyat olması mümkün olmayan son dönem akciğer kanserli 400 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Bu hastaların yarısı standart kemoterapi ve radyoterapi alırken diğer yarısına ise standart kemoterapiye ek olarak AE-941 adıyla bilinen köpekbalığı kıkırdağı verildi. Çalışma sonunda, kıkırdak verilen hastaların ne genel yaşama süresi ne tümörün büyüme hızı bakımından bir avantajları olmadığı, hatta bunların diğer gruptan 1 ay daha kısa (ortalama olarak 14,4 ay yaşadıkları) ortaya çıktı.

Efsaneleri değil, bilimi dinleyin

İnternette yaptığım araştırmaya göre köpekbalığı kıkırdağı ülkemizde 100 tabletlik şişelerde 70 lira civarında bir fiyatla satılıyor ve günde 3 kere 1-2 tane alınması tavsiye ediliyor. Köpekbalığı kıkırdağına umut bağlayanlara ve etkinliği bilinmeyen bu ticari ürüne dünyanın parasını harcayanlara birkaç sözüm var:

BİR: Köpekbalığı kıkırdağının birtakım hastalıklara iyi geldiğini ve özellikle de kanseri durdurduğu veya yavaşlattığını gösteren hiçbir güvenilir bilimsel araştırma yok. Bu bilgiler bir şehir efsanesinden başka bir şey değil.

İKİ: Köpekbalıklarının ve benzeri balık türlerinin kansere yakalanmadıklarının doğru olmadığı da ortaya çıktı. Bugün köpekbalıklarında en az 42 tür kanser geliştiği biliniyor.

ÜÇ: Köpekbalığı kıkırdağında gerçekten de tümörlerde damar oluşumu önlediği ileri sürülen etkili bir protein olsa bile ağız yoluyla alınan kıkırdak sindirim sisteminde hazmedileceği için bunun etkili olması asla mümkün değil.

DÖRT: Alternatif veya tamamlayıcı tıbba körü körüne karşı değilim. Köpekbalığı kıkırdağının da kanserin büyümesini önleyici etkileri olabilir. Bunların bilimsel araştırmalarla kanıtlanması gerekir.

Gelelim neticeye: Bu ülkenin insanlarının sağlığından sorumlu olan, ona zarar veren her şeye, hastalık-sağlık üzerinden insanların kandırılmalarına karşı çıkacak olan tek kurum Sağlık Bakanlığı'dır. Tedavi edici özelliği olduğu ileri sürülen her türlü ürüne Tarım ve Köyişleri Bakanlığı değil Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıntılı bir incelemeden sonra ruhsat verilmelidir. Bunların reklâmı yapılmamalı ve sadece eczanelerde satılabilmelidir. Sağlık Bakanlığı'nın, etkinlikleri ve güvenilirlikleri bilimsel yöntemlerle kanıtlanmamış hayvansal veya bitkisel ilaçların mucize tedaviler olarak sunulmasına ve bunların 'fahiş' fiyatlarla satılmasına ve insanların aldatılmasına mutlaka dur demesi lazım.

19 Haziran 2010, Cumartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.