GÜNDEM Yazarlar

[MOSKOVA] Beyaz Geceler’de gariban edebiyatı

Güneş ışınlarının Yengeç Dönencesi’ne dik vurduğu günlerde Kuzey Yarımküre’de zaman beyaza dönüşüyor. Altı ay boyunca sürekli gündüzün yaşandığı kutuplara yakın yerleşim birimlerinde yaşam duygusal bir bayram atmosferine girer. Altı aylık geceden çıkan halk, güneşin terk etmediği günlerden çeşitli şekillerde nasiplenir.

Gecenin, nöbetini gündüze bıraktığı zaman diliminin ününü klasik yazar Fyodr Dostoyevski, Beyaz Geceler adlı eseriyle dünyaya tanıttı. Kitle iletişim araçlarının günümüz teknolojisinden uzak olduğu vakitte, Beyaz Geceler’in güzelliği, aynı adı taşıyan romanla betimleniyordu. Dostoyevski, ihtiraslı bir aşkı, kuzeyin inci kenti Sankt Petersburg’da, üç beyaz gecede işleme başarısını gösteriyor. Nevski Nehri’nin kıyısında başlattığı romanını kendisi, Moskovalı rahibi ve Nasta adlı güzel kız olmak üzere üç asıl kahramanla sınırlıyor Dostoyevski. Aşkı Moskovalı kazanıyor; ama asırlık ün Dostoyevski’ye kalıyor.

İnsanların, kendi dillerinden bile sakladıkları iç gizemlerini onun satırlarında bulmaları Dostoyevski’yi çekici kılıyor. Pek çok Rus’a göre aslında ünlü yazar öyle pek de sağlıklı biri değildi. Ciddi sosyo-psikolojik zaaflara sahipti. Varoş ifadesiyle ‘gariban edebiyatı’ yapıyordu Dostoyevski. Eserlerinde; ‘zavallı Nasta’, ‘gariban Kayta’ temaları hiç eksik olmaz. Hayatı, ‘talihsiz’ pencereden seyretmeyi tercih etmiştir. Ancak psikolojik tahlillerinin mükemmelliğine bugün de ulaşılamıyor. Günümüzde Beyaz Geceler bir turizm çeşidi oluşturmuş kendisine göre. Bir gelin gibi süslendirilen Petersburg, mayıs ayının ikinci yarısından başlayarak temmuzun sonuna kadar yerli ve yabancı misafirlerini ağırlıyor. En çok tercih edilen yolculuk biçimi trenle olanı. Zira Avrora ya da Kırmızı Ok’la beyaz gecelere ulaşmanın tadı bir başka oluyor. Karayolu ile Petersburg’a gitmeye cesaret ister. Dünyanın pek çok yerinden deniz yoluyla gelen mallar, halen de dolmayan Rusya pazarına buradan TIR’larla dağıtılıyor ki; TIR kervanları eşkıyadan da beter maazallah.

Rusya’nın iki büyük belasından birini yollarının kötülüğü olarak gösterir Gogol. Hiç de haksız değil. Bana kalırsa Rusya’nın yolları Afganistan’ınkine pek benziyor. Velikiy Novogorod ile Sankt Petersburg arası, Taliqan ile Mezarı Şerif arasındaki yolu hatırlatıyor. Yüksek petrol fiyatlarının aşırı doldurduğu İstikrar Fonu kasalarının nerelere harcanacağını bilmeyen Maliye Bakanı Aleksi Kudrin’in, araçla Moskova’dan Sankt Petersburg’a gitmesi gayet yerinde olurdu. Açık hava müzesi olarak da adlandırılan kentin efsanevi güzelliklerini gece gözüyle seyretme ya da sabaha kadar Nevski kıyısında dolaşarak Dostoyevski’nin bahsettiği duygusal anları yaşama çekiciliği var Petersburg’un. Beyaz gecelerde, parkta kitap okumak, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin ikiye parçalanarak açılmasını tasavvur etme gibi kent köprülerinin açılını seyretme de bir başka güzellik. Ruslar, Antalya’yı ikinci adres olarak belirlemiş artık. Bir beyaz gecede yazılan bu satırlar, size Beyaz Geceler’in güzelliğini keşfetmeyi salık veriyor.

13 Haziran 2005, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.