Osman Güzelgöz

GÜNDEM Yazarlar PTT, özelleştirme ve bir telefon hikayesi

PTT, özelleştirme ve bir telefon hikayesi

İsterseniz tersinden başlayıp önce benim bizzat yaşadığım hikayeyi özetleyeyim:

1994 yılının ağustos ayında Urfa’dan İstanbul’a tayin edildim. Taşınma işlemleri sırasında Urfa’da PTT’ye giderek adıma kayıtlı bulunan 2 adet telefonumu İstanbul’a nakletmek istediğimi beyan ettim. Telefon müdürlüğündeki arkadaşlar işlemlerimi yapıp hazırladıkları evrakları elden bana verdiler. İstanbul’a gelir gelmez Avcılar PTT Müdürlüğü’ne gidip aynı evrakları teslim ettim. PTT yetkilileri santrallerinin müsait olmadığını, telefonlarımın bağlanamayacağını bana nazikçe ifade ettiler. Arkadaşların yardımı ile, Avcılar’da çalışır bir telefon buldum. Satın alıp devrini yaptırarak evime bağlattım. (Bütün bunlar Ağustos 1994’te cereyan etti.) Telefon problemim ortadan kalktığı için Urfa’dan devretmek istediğim diğer iki telefonu da unuttum. ‘Ee... Ne var bunda? Buraya kadar aktardığınız herşey gayet normal’ diyeceksiniz. Evet gerçekten de buraya kadar olanlar normal. Hikayenin asıl gelişmeleri bundan soraki kısımda zaten...

Temmuz 1995’in ortalarında PTT’den evimize bir yazı geldi. “Urfa’dan devredilmesi için müracaat ettiğiniz telefonlar hususunda görüşmek üzere 15 gün içerisinde müdürlüğümüze gelmeniz gerekiyor’’ deniliyordu yazıda. 24 Temmuz 1995’te Avcılar PTT’sine gittim. Santralın müsait hale geldiğini, telefonlarımın evime bağlanabileceğini öğrendim. PTT çok kalabalıktı. Muamelelerin hızlı bir biçimde yapılması için memur sayısı ve mekan yetersizdi. Müracaattaki görevli elinden gelen tüm yardımı yaptı. Müracaatımı kaydedip ertesi gün sabah erkenden gelmemi tavsiye etti. 25 Temmuz 1995 sabahı erkenden PTT’nin yolunu tuttum. Merdivenlerden çıkarken karşıma kapı gibi biri dikildi. Konuşmaya bile gerek görmeden camdaki yazıyı gösterdi: “GREV VAR...’’ PTT çalışanları, sendikalarının kapatılmasını protesto için grev yapıyorlardı. Evraklar elimde, çaresiz ve mağdur bir biçimde geri döndüm. Ertesi sabah tekrar gittiğimde bu kez kapı gibi adam yoktu merdivenlerde. Fakat, “GREV VAR’’ yazısı kapı gibi duruyordu yine. PTT memurları haklarını alabilmek için grev yapıyorlardı. Bu arada benim gibi birçok memur, işçi, kadın, yaşlı insan; bu iki günlük ilan edilmemiş grevin sebep olduğu mağduriyetlerin hesabını kime soracaklarını bilmeden söylenerek kapıdan geri dönüyordu. Nihayet 27 Temmuz 1995 günü Avcılar PTT’sine yeniden gittim. Allah’a şükür, grev bitmişti. Bana daha önce yardımcı olan müracaat memuru dosyalarımı hemen buldu. İlgilisine havale etti. İşlemler yapıldı. Ücretlerini yatırdım. Sözleşme ve faturalarımı aldım. İlgili memurun arkasındaki bir not bizim gibiler için yazılmıştı: “Telefonlarınızın bağlanması ile ilgili problemler için 6949862–63 no’lu telefonları arayınız!’’ Bunlar, PTT’nin telefon bağlama işini ihale ettiği müteahhit şirketin telefonlarıymış. Telefonları faturanın arkasına not ettim. Birkaç gün bekledim. Gelen giden yoktu. Telefonlarımız bir türlü bağlanmıyordu. Aklıma “problem telefonları’’ geldi. Verilen telefonu çevirdim. Karşıma çıkan adamla(!) aramızda şu konuşma geçti: “İyi günler.. evimize bağlatacağımız iki telefonla ilgili aramışt...’’ “Bekle biraz!’’ Sanırım sözümün kesildiğini anlamışsınızdır. Bir–iki dakika sonra aynı ses bu kez daha da kaba bir biçimde “Numaranı söyle bakayım’’ dedi.

Ya sabır çekerek numaralarımı söyledim. Verilen cevap yine kaba ve anlaşılmazdı: “Seni bulamamış giden arkadaşımız... Adres bulunamamış!” Sesimi ilk kez duyduğu ve beni tanımadığı halde “senli–benli’’ konuşan bu adamla yaptığımız telefon münakaşasını sonunda ben kazandım!.. Adresimi ve evde çalışan mevcut telefonumu yeniden yazdırdım. Bekleme tavsiyesi alarak telefonu kapattım. Birkaç gün sonra bir görevli geldi. Evin içine kadar kablo çektirmem gerektiğini söyledi. Dediklerini hemen yaptırdım. ‘Akşama telefonlarınız açılır’ dediler. Aradan iki gün geçtiği halde telefonlarımız bir türlü açılmıyordu. Binbir sıkıntı ile yeniden “problem telefonlarına’’ müracaat ettim. Aynı senli benlilik ve kabalık devam ediyordu. Bu kez “Şebekeniz arızalıymış.. bekleyin bakacaklar’’ cevabını aldım. Kafayı bu işe takmıştım. Ne olursa olsun sonuna kadar takip edecektim. Bu işle ilgilenenlerin (şebekecilerin) telefonlarını istedim. Bana 5994560–61 no’lu telefonları verdiler. Bu telefonları aradım. Bu kez “Siz en iyisi 5994553 no’lu telefondan Sedat Bey’i arayıp ona sorun’’ dediler. Sedat Bey’i de arayıp buldum. Sağolsun Sedat Bey oldukça nazik davrandı. Ne de olsa devlet memuru idi. O da başka bir telefon verdi. 5994552 no’lu telefondan Mehmet Bey’le görüşmemi istedi. Hemen orayı da arayıp Mehmet Bey’le konuştum. Şebeke Arıza’dan Mehmet Bey verdiğim numaraların evraklarını buldu. “Şebeke yetersizliği var. Dışarıdaki kutu ve kablolar içeri alınacak. Eleman yetersiz olduğu için bekletiyoruz’’ cevabını alarak bu telefonu da kapattım.

1994 Ağustos’undan 1995 Ağustos’una kadar süren telefon devir hikayemin özeti işte bu kadar. Yaklaşık bir aydır sözleşme yaptığım ve ücretlerini yatırdığım halde telefonlarım açılmıyor. Üstelik PTT’nin özelleştirme mantığı ile “telefon bağlama’’ işini ihale ettiği şirketin müşterilerle muhatap olma kabalığı da işin cabası...

Bu meseleyi kendisi ile konuştuğum bir arkadaşım “Size de (gazetecilere de demek istiyor) böyle yaparlarsa vay diğer vatandaşların haline! “ demesi beni böyle bir hikayeyi sizlere aktarmaya yöneltti. Sanırım sizler de her gün bu ve benzeri yüzlerce hadisenin kahramanları oluyorsunuz. Ne yapalım. Yine de biz şanslıyız. Hiç olmazsa derdimizi sizlerle paylaşma imkanımız var. Dinlediğiniz (pardon okuduğunuz) için teşekkür ediyorum.

19 Ağustos 1995, Cumartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.