Cevap anahtarı

Cevap anahtarı
HABERLER PAZAR
8 Haziran 2008, Pazar

Geçtiğimiz günlerde açıköğretim öğrencilerinin yıl sonu sınavları yapıldı. Bunun için ders çalışan bir arkadaşım Türk Siyasal Hayatı adında bir derslerinin olduğundan ve bunun çalışma kitabında çözmeye çalıştığı denemelerden söz etti.

Bu denemelerde gözüne çarpan iki soru onu çok şaşırtmış. Bize okuduğunda ‘sahiden böyle bir şey olabilir mi?’ diye düşündük. Zira sorular öyle saçma ve taraflıydı ki, cevap anahtarına defalarca baktık. Bu iki soruyu olduğu gibi buraya yazacağım. Bu arada bahsettiğimiz kitap müfredatta olan ders kitabı değil. Yalnızca konuların daha özet halleriyle işlendiği, öğrencilerin işini kolaylaştırmaya (!) yönelik basılmış özel yayınlardan.

İlk soru şu:

1) Türkiye’de demokrasinin gelişmesindeki en ciddi engeller aşağıdakilerden hangileridir?

A) İslamcılık-Kürt milliyetçiliği

B) Dış politika-Serbest seçimler

C) Laiklik-Ordu

D) Komünizm-Kapitalizm

E) Pazar ekonomisi-Dış borçlar

Cevap anahtarına göre doğru şık A şıkkı. Kimin doğrusu bu, bilemiyorum ama bu yayına göre ben demokrasinin önündeki en büyük engel oluyorum. Çünkü Kürt’üm ve İslam dinine mensubum -İslamcılık derken neyi kastediyorlarsa- üstelik insanların özgür ve eşit olması gerektiğini bu kadar savunurken...

“Öteki” kavramının aşağılayıcılığını reddedip, farklı değerlere sahip olmanın insanlardan bir şey eksiltmediğini, onları sahip oldukları düşünceleriyle kabullenmek gerektiğini düşünürken, demokrasiyi geliştirmenin bununla mümkün olacağını savunurken engel teşkil ediyorsam affola.

Demokrasiden ne anlıyor bu soruyu hazırlayanlar merak ediyorum. Tek tip insanlardan ibaret bir toplum oluşturmak mı? Kendi fikirlerinden olmayan insanlara ülkesinde mülteci muamelesi gördürmek mi onlara göre demokrasinin anlamı?

İnsanların hâlâ düşüncelerinden ve inançlarından dolayı suçlu olarak görülüp baskıya maruz bırakılmaları ülkemiz için utanç verici. Üstelik bunu demokrasi, çağdaşlaşma gibi kelimelerin altına saklamaları, dahası insanların bilinçsizce bu saçmalıklara inanmaları içler acısı. Bir kısım medyanın felaket tellallığına kanıp galeyana gelen bu topluluk, suçlu olduklarına yürekten inandıkları kişileri giyotine giderken izlemeye gelmiş, neşesine diyecek yok o insan kalabalığını hatırlatıyor. Öyle ki Victor Hugo’nun “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” kitabının içine giriyorsunuz. Demokrasinin önündeki engeli bir daha düşünmekte fayda var. Diğer soruyu merak mı ediyorsunuz?

İkinci soru tamamen yorumsuz:

2) Türkiye’de sivil-asker ilişkilerinin kurumsallaşmış Batı demokrasileri çizgisinde reorganizasyonu ne zaman mümkündür?

A) İslamcı tehdit sona erdiği zaman

B) PKK tamamen yok edildiği zaman

C) Sivil toplum örgütleri otoriter bir kimlik kazandığı zaman

D) Başkanlık sistemine geçildiği zaman

E) Kıbrıs sorunu çözüldüğü zaman

Meşhur cevap anahtarımıza göre bu sorunun cevabı da A şıkkı...

Not: Bahsedilen yayın ve içinde geçen sorular, Egem Eğitim Yayınları Açıköğretim Serisi 3. Sınıf Kamu Yönetimi Bölümü III-5 kitabı 220. sayfa 14. ve 17. sorulardır. Bilginize...

Funda Yiğiter, Bursa


Sorular, sorular, sorular...

Doğduğumuzdan beri sınav oluyoruz. Annemiz başlıyor önce “Haniymiş benim kızım!” Hem de nerede olduğumuzu göre göre. Sonra diğerleri. Harfleri bile söyleyemezken adımızı soruyorlar, adımlarımızı henüz sayamazken yaşımızı. Bizimle birlikte onların da merakları büyüyor olmalı ki hiç bitmiyor soruları, “Hangi okula gidiyorsun, en sevdiğin ders?” Daha küçücükken kıyas yaptırıyorlar, “Anneni mi babanı mı seviyorsun?” Yetmiyor kıskançlığı öğretiyorlar “Kardeşinin kazağından sana da aldılar mı?” Ve fark etmediklerimizi gösteriyorlar “Ay sen o çocuk gibi olma!” “Kim o çocuk” deyip biz de başlıyoruz artık sormaya.

Yıllar geçiyor ama soruşturma devam ediyor. Eğitim basamaklarını atlarken ilköğretimin sonu geliyor. Bitti derken okus pokus bir sihir yapıp bir sınav koymuşlar karşımıza; oks. Oysa biz seçmiştik gideceğimiz liseyi, hay oksi. Bir tarafta “Oldukça Kolay Sınavmış” diyenler, bir tarafta “Onlar Kandırıyor Sizi” diyenler… Oku kazan seç politikası uyguluyorlar. Konular çoksa ve bilgimiz de yoksa durum zorlaşıyor. Ama sağ olsunlar yönlendirmeyi ihmal etmiyorlar, “oracıktan kıvrıl sağa”. Maraton başlıyor, zaman hızlıca geçiyor ve o gün geliyor. Onun on katı soruyu önümüze koyuyorlar. Yüz yirmi dakikada ölçüp tartıp biçiyorlar. Harika bir sistem (!) Bekleme süresinin ardından sonuçlar alınıyor. Herkes şoks. Oley kazandım sınavı diyenler için yeni bir macera başlıyor nefes nefese. Ve insan aldığı nefesi bile veremeden bir bakıyor lisenin sonu gelmiş. Üniversite hayalleri bir yıldız gibi uçarken başımızda, koparıp alıyorlar. Önce öss’yi kazanmak gerekiyormuş. Yakalıyorlar bizi “önümüz sağımız sobe!” Tekrar ders, test, deneme başlıyor öğrencinin sancılı serüveni. Tam da köss köss oturacağımız günleri beklerken. Hızlı bir tempodan sonra eğer dayandıysa öğrencinin sinir sistemi geliyor sınav saati. Öldüremeden sınav stresi bu da gelip bu da geçiyor. Ama pöss ediyoruz artık. Üniversiteye kapak atmanın mutluluğuyla rahatlıyoruz biraz. Okul sınavlarıyla boğuşmamız biter bitmez kalpsis bir sınav daha, kpss. Kazanacağın parayı düşünüp sorularla savaşmalısın. Tabii sonrası da muallak.

İşte durum böyle… Tarifi imkânsız buhranlar içinde eğitim camiası. Bu durumu çözümlemek adına bazı düzeltmeler yapılmaya başlandı. Sil baştan sistemi uygulanıyor ve sbs ile bir başlangıç yapılıyor. Darısı diğerlerinin başına… Songül Özge, Düzce

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber
EN ÇOK OKUNANLAR