Eyvah Eyvah kaldık yine biz bize!

HABERLER PAZAR
30 Ocak 2011, Pazar

Ocak ayı başında gösterime giren "Eyvah Eyvah 2" ilk günden beri hem kendi konuşuluyor, hem Geyikli'yi konuşturuyor. Önceden adını bile bilmeyenler, şimdi yollarını bu şirin sahil beldesine düşürüyor.

Aslında burası ciddi bir turizm potansiyeline sahip. Ayrıca zeytin üretiminde ilk akla gelen yerlerden biri. Belde halkı ilgiden memnun, "Burada kalmasın, güzel yatırımlara dönüşsün." diyor.

Bugüne kadar birçok yerli filmle, pek çok köy, kasaba ve ilçenin ismi duyuldu, günlerce konuşuldu. Şimdilerde talih kuşu Geyikli semalarında dönüyor. Birincisiyle gişe rekorları kıran, ikincisiyle yine hızlı bir giriş yapan "Eyvah Eyvah" filmleri Çanakkale'nin bu şirin sahil beldesini bir anda meşhur etti. Köşe yazarları yazıyor, TV programları yapılıyor, daha önce adını bile bilmeyenler, şimdi yollarını hususi Geyikli'ye düşürüyor. Peki, tüm bu yaşananlar karşısında belde halkı ne düşünüyor? Şimdilik onları rahatsız eden bir durum yok. Bilakis, yaşanan hareketlilikten dolayı mutlular. Özellikle ikinci filmin çekildiği ağustos-eylül aylarında çoluk-çocuk, yaşlı-genç herkes şenlenmiş, yaşanan yoğunlukta esnaf bayram etmiş. Temennileri, bu ilginin yarıda kalmaması, güzel yatırımlara dönüşmesi. Yalnızca "Ata bizi hepten muhacir yaptı." diyerek Ata Demirer'in filmdeki şivesinin kendi konuşmalarına benzemediğinden dem vuracak gibi oluyorlar, açıklaması gecikmiyor: "Gerçi açıkladı. Hüseyin Badem'in annesi göçmenmişti, ondan öyle konuşuyomuştu." Konuşmalarındaki en büyük benzerliği de geçmiş zaman eklerinin kullanımında fark ediyoruz.

Geyikli'de daha neler var...

Geyikli, bir sinema filmiyle gündeme geldiğinden ilk izlenimlerimiz filme dair oluyor. Ancak biraz gezdikçe filmin havasından uzaklaşıyor, yemyeşil zeytin ağaçlarının arasında kayboluyoruz. Nüfusu 3 bin olan, yazın 15 bini bulan beldede halkın neredeyse tek geçim kaynağı zeytin. Akhisar, Edremit, Ayvalık gibi birçok ilçeye Geyikli zeytinleri gidiyor. Orda işlenip etiketlendiğinden Geyikli zeytinleri fazla bilinmiyor. Belde, sahil turizmi açısından da ciddi bir potansiyele sahip ancak henüz gelişme aşamasında. Deniziyle, zeytiniyle, düdük yemeğiyle ve hepsinden önemlisi samimi ve sıcak insanlarıyla gidilesi, görülesi bir yer Geyikli.

Figüran olduk ama filmi daha izlemedik!

Belde halkından 200'e yakın kişi figüranlık yapmış filmde. Çekimler hem farklı bir deneyim, hem de güzel bir anı olarak hâlâ dillerinde. Düğün sahnesinde yer alan Ayşe Ünal mesela. Ayşe teyze filmlerde yağmurun nasıl yağdığını öğrendiğine seviniyor en çok. Yönetmenin o kadar insanı bir anda yönetebilmesi de garibine gitmiş. "Hem merakımızı giderdik, hem eğlendik." diyor. Ali Kiper de eşi Elmas Hanım'la düğün sahnesinde yer almış. "Oyunculuğunuzu nasıl buldunuz?" diye soruyoruz gülerek, cevaba biraz şaşırıyoruz: "Daha filmi izlemedik ki!" İlk filmin galası Geyikli'de yapıldığından tüm belde halkı toplanıp izlemiş. Ancak ikinci filmin Çanakkale'de yapılan galasına ilçeden sayılı kişi götürülmüş. Küçük yerlerde ilçeden merkeze gitmek, gidip de sinemaya girmek uzun mesele.

Zeytinin doğum yeri

Geyikli için "Zeytinin doğum yeri." tanımı yapılıyor. Beldede yılda yaklaşık 7-8 yüz bin ton zeytin yetişiyor. İklim şartları, toprağın yapısı ve kuzey rüzgârlarının zeytine yansımalarına bağlı olarak Türkiye'de en kaliteli zeytinyağının bu bölgede yetiştiğini söylüyor belde halkı. Bugünlerde de Geyikli'nin zeytin bahçelerinde hummalı bir çalışma var. Üç ay süren zeytin toplama işinin sonuna gelinmiş artık. Ürünler zeytinyağı, sabun, kahvaltılık olacakları yerlere doğru yol almış. Bu bilgileri zeytinlikte ziyaret ettiğimiz teyzelerden alıyoruz. Tarla sahibi Sevinç Hanım, zeytinin nasıl kurulduğunu anlatıyor: "Zeytinleri sadece tuzlayıp un çuvalının içinde bekletiliyoruz. Böyle bir ay kadar beklemesi yeterli yenecek kıvama gelmesi için."

Filmde Ata Demirer'in göle düştüğü ev Almanya'da yaşayan Ayşe Avcı'ya ait. Evin bahçesi yazın çok güzel olduğundan ve iki katlı büyük balkonu bulunduğundan tercih edilmiş.

Düğünlerde "düdük" yemeği pişiyor

Geyikli'de özel günlerin yemeği "düdük". İginçtir, bırakın Çanakkale'yi, Geyikli'nin köylerinde dahi bilinmiyor bu yemek. Nasıl yapıldığını iyice merak ediyor, görmek için Adile Serper'in evine doğru yol alıyoruz. Adile, Sıdıka, Şermin, Pakize, Hasene teyzeler toplanmış bir de bizim için yapıyorlar meşhur yemeklerini. Yumurta, tuz, un ve suyla hazırlanan hamur açılıyor, kesilen kareler düdük gibi sarılıyor. Sonraki aşama kızartılması. Kızaran hamurlar, başka bir tencerede haşlanan tavuklar küçük parçalara ayrılıyor. Sırada tüm malzemelerin birleştirilmesi var. Kavrulan soğanların üzerine sırasıyla salça, tavuk ve tavuk suyu katılıyor. Kızartılan düdükler de eklendikten sonra ağır ağır pişiriliyor ve sıcak sıcak servis ediliyor. Sonuç; adıyla, tadıyla bambaşka bir lezzet...

Milyon dolar versek bu reklam olmazdı

Mustafa Çiçek (Geyikli Belediye Başkanı): Geyikli denince akla sahil, deniz ve turizm geliyor. Karşımızda Bozcaada gibi dünyanın dördüncü güzel adası var. Şu son iki yıl kadar yoğun bir yıl yaşamadım Geyikli'de. Esnaf da gelişmelerden memnun. Eyvah Eyvah 2'den sonra yoğunluğun katlanacağına inanıyorum. Biraz zaman geçtikçe olumlu yansımaları görülecektir. Tabii hem belediye, hem halk olarak bize düşen görevler de var bundan sonrası için. Bu bölgeyi bir filmle gündeme getirdiği için minnettarız Ata Demirer'e. Milyon dolar para versek bu tanıtımı yapamazdık. Görülen o ki turizmde henüz başlangıç aşamasında olan Geyikli'ye bundan sonra baya yatırımcı gelecek, Geyikli kendinden daha çok söz ettirecek.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber