İşte 'batılı olmanın' rehber fotoğrafları!

HABERLER PAZAR
19 Aralık 2010, Pazar

Sultan Vahdettin ve V. Mehmet (Sultan Reşat) dönemlerinde sarayın başmabeyinciliğini yapmış, Lütfi Simavi'nin "Teşrîfât ve Âdâb-ı Muâşeret" kitabı ilk kez Türkçeye çevrildi. TBMM Millî Saraylar Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan eserde yer alan gündelik hayata, siyasîlere, genel ahlak kurallarına ilişkin tavsiyeler Cumhuriyet'e geçişte değişmeye başlayan toplumsal algı ve yaşam tarzına da ışık tutar nitelikte.

Lütfi Simavi, 20. yy'ın başlarında kaleme aldığı 'Teşrîfât ve Âdâb-ı Muâşeret' isimli kitabının başında meşhur bir hikâyeye atıfta bulunuyor ve şöyle diyor: "Adam olmayacağını söylediği oğlunun geçen zaman ile paşa olup babasını uşağı vasıtasıyla çağırtması üzerine, 'Paşa değil adam olmazsın, demiştim. İşte beni bu tarzda çağırtmakla sözümü tasdik etmiş oldun.' hikâyesi derin bir manayı içermektedir." Sonra sözü âdâb-ı muaşeret kurallarına riayet etmenin önemine getiriyor ve eserde sofra adabından tutun, selamlaşma, siyasilerin davranışları, giyinme, el sıkışma, evlilikte denklik meselesi, Avrupalı kadınlarla evlilik gibi birçok farklı konuya değiniyor.

Eser Meşrutiyet dönemi Osmanlı'sında toplum yapısı ve düşünce tarzına dair önemli ipuçları içeriyor. Cumhuriyetle birlikte oluşturulmaya çalışılan Avrupai hayatın ilk izlerinin daha o dönemde ortaya çıktığını gösteriyor. Eserin Osmanlı'nın son dönemlerinde başmabeyincilik yapmış, yurtdışında aldığı önemli vazifeler sayesinde dönemin Doğu-Batı toplumları arasındaki yaşam farkını kavramış Lütfi Simavi'nin kaleminden çıkması da önemli bir ayrıntı. İşte, TBMM Millî Saraylar Daire Başkanlığı tarafından ilk kez Osmanlıcadan Türkçeye çevirisi yapılan ve yayımlanan eserde yer alan bazı anekdotlar...

Yemekte gürültü çıkarmak ayıptır

Mükellef bir yemeğe sözlü ya da yazılı olarak en az bir hafta evvel davet etmelidir. Dâvet olunan kimse gelebileceğini veyahut mazeretinden dolayı kabul edemeyeceğini mümkün mertebe hızlı bir şekilde bildirmelidir. Dâvet olunan mahalle zamanında gitmelidir. Büyük ziyafetlerde herkesin özel yeri ayrılıp organizasyona ait planın davetliye gösterilmesi kural olduğundan karışıklığa meydan vermemek üzere yerini iyice öğrenmek gerekir. Tabak değiştirilmesindeki düzeni bozmamak ve herkesi bekletmemek için önündeki yemeği zamanında bitirmeye gayret etmelidir. Ağzını şapırdatmak, çorba, kahve ve meşrubat içerken dili içeri çekerek gürültü yapmak, geğirmek, ekmeği, balığı, patatesi ve sebzeleri bıçakla kesmek, dişleri karıştırmak son derece çirkin ve ayıptır.

Zevk-i selime aykırı kıyafetlerden sakınmalı

Yüksek bir zatın huzuruna çıkacak olan kimse her halükarda koyu renkli redingot ve siyah potin/ayakkabı giyinmelidir. Herkesin gözüne çarpacak surette boyun bağları ve kravat iğneleri ve elmaslı kol düğmeleri takmaktan, işlemeli gömlekler giymekten velhasıl zevk-i selime aykırı kıyafetlerde bulunmaktan her vakit sakınmalıdır. Kibarlık, iyi huy, zarafet içinde sadeliktedir. Resmi makamlara davet olununca gündüz yemeğine redingot ve sade renkli bir boyun bağıyla gidildiği gibi akşam yemeğine de "İstanbulîn" ve beyaz kravat ile gidilir.

Lütfi Simavi kimdir?

Sultan Abdülmecid zamanının tanınmış vezirlerinden Süleyman Paşa'nın oğlu olan Lütfi Simavi, Sultan Mehmet Reşad ve Sultan Vahdettin dönemlerinde hizmet vermiş bir isim. II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra padişah olan Sultan Mehmet Reşad tarafından saraya yeni bir düzen vermesi için, saray başmabeyinciliğine atanan Simavi 3 yıl sonra, 1912'de bu görevden kendi isteği ile ayrıldı. Sultan Vahdettin döneminde de 1918-1919 yılları arasında başmabeyincilik yapan, iyi bir eğitim gören, üç yabancı dil bilen ve yurtdışında önemli vazifelerde bulunan Simavi'nin Teşrîfât ve Âdâb-ı Muâşeret dışındaki eserleri şunlar: Devr-i İnkılap, Sultan Mehmet Reşad Han'ın ve Halifenin Sarayında Gördüklerim.

İyi oturmak: Yukarıdaki şekillerin 1, 2, 4, 6 ve 7 numaralı olanları bir kadının kaçınması gereken oturma şekillerini gösterir. 3 ve 5 numaralı olanlar ise doğru oturuş halleridir.

Dans: Doğru dans etmek için, beraber dans edilen hanımın belini sağ el ile sarmalı ve sol el ile hanımın elini çok kaldırmadan ve kendine çekmeden tutmalıdır. Zarif ve kabul edilebilir tarz bu resimde görülendir.

Sofrada: Yemek yemenin en makbul tarzı, etrafınızdaki kişileri rahatsız etmemektir. Bu ise kolları bedenden ayırmadan ve onları en doğal halinde muhafaza ederek mümkün olur.

Selam 1: Karışık ve gösterişli selam vermek insanı gülünç duruma düşürür ve maniyerizm yani yapmacık ve bilgiç tavırlar gerçek kibarlığın düşmanlarıdır.

Selam 2: Selam doğru ve sade verilip gösterişten uzak olmalıdır. Dar ve geniş olmayıp tam kararında verilmelidir. Bu kararı ise insanın zekâ ve feraseti tayin edebilir.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.