İyi ki Türk doğmuşum

HABERLER PAZAR
17 Kasım 2013, Pazar

Geçtiğimiz günlerde bir milletvekili “Atatürk olmasaydı gene olurduk ama isimlerimiz Dimitri olurdu, Yorgo olurdu.” dedi.

Konu tartışılırken bir arkadaşım gözyaşları içerisinde benim fakirhaneyi ziyaret etti. Aklına takılan bir şey varmış ve onu çok üzüyormuş. “Söyle sevgili arkadaşım, nedir senin sorunun?” dedim. Arkadaşlarımın sorunlarıyla ilgilenmeye bayılırım.

“Benim ismim, biliyorsun, Dimitri.” dedi. “Atatürk olmasaydı herkesin ismi Dimitri, Yorgo olacaktı ama Atatürk vardı ve buna rağmen benim ismim neden Dimitri? Ben neden faydalanamadım?” dedi ve gözyaşlarına boğuldu.

Ona bir çay getirdim ve teskin etmeye uğraştım. “Bak” dedim, “herkes Türk olamaz, bu bize doğuştan verilmiş bir hediye, sen Türk değilsin ve buna üzülmeni anlayabiliyorum, senin yerinde olsam ben de üzülürdüm, insan içine çıkmazdım, talihime saydırırdım, belki hayatıma son vermek isterdim. Ama Türk değilsin diye hepten koyverme. Hayata 1-0 yenik başlamışsın, daha çok çalış, ne bileyim çok iyi bir curling oyuncusu ol, hayatına bir anlam kat. Benim herhangi bir başarıya ihtiyacım yok, Türk doğmuşum zaten, anlatabiliyor muyum ama senin çılgınlar gibi çalışman lazım.”

Birbirine yapışmış ıslak kirpiklerinin altından utanç dolu bir bakış attı. Devam ettim. “İnan ki seni anlıyorum. Denize dökülmüşsünüz mesela, bu bir travmadır. Denize dökülmek ne abi ya? Ahahaha. Özür dilerim, sinirlerim bozuldu. Ama Tanrı aşkına, denize dökülmek ne abi? Nasıl başardınız bunu? Ahahaha. Ay devam edemeyeceğim.”

Gülme krizini atlatmak için elimi yüzümü yıkayıp döndüğümde Dimitri’yi salondaki Türk bayrağını koklayıp yüzüne sürerken buldum. Beni görünce aniden bayrağı elinden bıraktı. Fena yakalanmıştı. Yanına gidip omzundan tuttum.

“Gizli gizli Türk bayrağını öpmen kesinlikle ayıplanacak bir şey değil.” dedim. “Muhtemelen kendi kendine Onuncu Yıl Marşı’nı da mırıldanıyorsundur. İnan ki imkân olsa ben de senin Türk olmanı isterdim. Ama bu mümkün değil, anlıyor musun? Mendel kanunları diye bir şey var. Kanuna karşı gelinmez.”

Çayları tazeledim. İçim bir tuhaf olmuştu. Dimitri’yi hâlâ teselli edememiştim. “Bak” dedim, çayımdan bir yudum alarak, “O olmasaydı benim de ismim bugün Dimitri olacaktı. Sen Dimitri, ben Dimitri, herkes Dimitri, müthiş bir kaos, düşünsene. Allah korumuş. Ayrıca ben annemden yine doğardım ama babam kimdi bilemezdim. Kaştan gözden az çok tahmin ederdim ama kesin şudur diyemezdim. Çünkü Soyadı Kanunu diye bir şey olmazdı. Elli tane Mehmet var, hangisi babam nereden bileceğim?”

Bir nebze sakinleşmişti. Kalktı ve gitmeye koyuldu. Türk bayrağını katlayıp Dimitri’nin cebine sıkıştırdım. İtiraz edecek oldu ama üsteledim. “Genç adamsın, yanında dursun.” dedim. Ellerime sarıldı, öptürmedim. Hıçkıra hıçkıra gitti. Dimitri, ismini kesinlikle yazmamamı rica etmişti. Ama ismini yazmadan çok anlamsız olacağı için yazdım. İsmi Dimitri. Üsküdar’da oturuyor, gözlüklü, saçları önden hafif dökülmüş, görseniz hemen tanırsınız.

Tarihimizi biliyor muyuz?

Vezir Tonyukuk olmasaydı bugün ismimiz Luo-Jin, Yang-Hai, Feng-Sushi idi.

Alaaddin Keykubat olmasaydı bugün ismimiz Refik Jebbour, Aatif Chachehou, Salma Hayek idi.

Barbaros Hayrettin Paşa olmasaydı yüzmeye Yunan adalarına gitmek zorunda kalırdık.

Cengiz Han olmasaydı ne iyi olurdu.

Baltacı Hasan Paşa olmasaydı Köprülüzade Damat Numan Paşa vardı, o da düzgün bir insandı.

Aslan Yürekli Richard olmasaydı bugün ismimiz Tony, Scott, Michael idi. Adam Haçlı seferlerini eline yüzüne bulaştırdı.

 

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
EN ÇOK OKUNANLAR