Kuzeyin incisi Sinop

Kuzeyin incisi Sinop
HABERLER PAZAR
15 Mayıs 2011, Pazar

Güneş'in denizden doğup denizden battığı bir yer. Türkiye'nin tek doğal limanı... Yarımada denizin içine öyle bir uzanıyor ki yerli halk kuzeyine Karadeniz diyor güneyine Akdeniz. Nüfusu yıllardır aynı. Ama yazları üç katına çıkıyor. Yüzlerce kilometrelik kumsallara sahip. Kuzey'in incisi Sinop tarihiyle, tabii güzellikleriyle, deniziyle gezginleri çağırıyor.

Kuzeyin incisi Sinop'u görmek isteyen gezginin hikâyesi, birçok hikâyenin bittiği yerden başlar, tarihi Sinop cezaevinden. Yüzyıllardır insanların tutsaklığına yaslanarak ayakta duran bu mekân şimdi özgürlüğün kıymetini anlatıyor gezenlere. Taş duvarlar sadece özgürlüğün kafesi değil ümidin başında da bir balyoz. Bunu, cezaevi olarak kullanıldığı zamanlardan kalma şu söz anlatıyor: Buradan kaçmak imkânsız. Tarihi boyunca iki kişi bu taş duvarların dışına çıkabilmiş kaçarak, birinin akıbeti meçhul, diğeri bir askerin evine sığınmış ve tekrar cezaevine teslim edilmiş. Nem, rutubet ve şartların verdiği psikolojik yıkım... Sağlıklı kalmak imkânsız. O yüzden burada on yıl yatmak herhangi bir cezaevinin otuz yılına da denk görülmüş. Tarihi cezaevi şu an bir açıkhava müzesi görüntüsünde. Bakımsız, sanki 1999 yılında boşaltıldıktan sonra ona da ceza verilmiş, adı müze ama kendi haline bırakılmış.

Sinop Cezaevi

"Aldırma Gönül"ün bu zindanda kaleme alınması, Zindandan Mehmet'e Mektup'un buranın ilhamından şiire dökülmesi "cezaevi" kelimesinin soğukluğunu giderir mi? Yahut tarihin uzak dönemlerinden beri yaşıyor olması, Selçuklu mimarisinden parçalar taşıması... Sabahattin Ali'nin meşhur "Aldırma Gönül" şiirini burada yazdığı artık herkes tarafından biliniyor. Gazi Giray'dan Necip Fazıl'a kadar birçok ünlü zindan taşlarının soğukluğu ile paylaşmış acıları, özlemleri, yalnızlığı, belki de masumluğu...

Cezaevi Evliya Çelebi'nin diline de düşmüş: "Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar." Evliya Çelebi'nin bu sözüne inat, gardiyanlar gidince, kapılar açılıp zindan duvarları güneş görünce üstünde kuşlar da uçmaya başlamış. Kapısında 'Çocuk Islah Evi' yazan binası martıların mekânına dönüşmüş.

Özgürlüğün kiymetini anlatacak

Ve bahçedeki kamyon... Kim bilir kaç model? Lastikleri patlak, parçaları kopmuş ama capcanlı bir vesika. Cezaevinden mahkemeye taşınan tahliye ümitleri... Yolda bir kaçış hayali... Birkaç saatlik özgürlük yanılgısı. Kamyon belki de tamir edilir, orada öylece dururken, ziyaretçilere, sessizliğin diliyle yürüdüğü yolları, taşıdığı tutsaklıkları anlatır.

Şehrin cezaeviyle sembolleşmesi pek sevimli değil ama turizmciler bu tarihi mekânın bir ziyaret merkezi olması için çalışıyorlar. Belediye Başkanı Baki Ergül'ün söylediğine göre restorasyon için kaynak bulundu ve yakında aslına uygun şekilde düzenlenip gelene geçene yolda yürümenin, gökyüzünü görebilmenin, denize taş atabilmenin ve kuşları seyredebilmenin kıymetini anlatacak.

Bayraktepe, panoramik bir görüntü sunuyor ziyaretçilerine. Haritada göründüğü gibi mi gerçekten, diyenler için seyirlik bir yer. Şehrin hâkim tepesinde oturmak o kadar keyifli ki öğrenciler dersin sıkıcılığından kaçıp gelmişler buraya. Önlerinde kitaplar açık, arada kuşbakışı seyrediyorlar şehri, sisli ufka bakıyorlar. Muhabbet koyu. Sinop'un en güzel yerleri neresidir, diyoruz, cevap: Cezaevi, Aşıklar Caddesi, tepe...

Fenere gelin geldim, bugün olsa yine evlenirdim

Kuzeyin de en kuzeyinde, İnceburun'da, bir fenerdeyiz. Burası yerleşim yerlerinden kilometrelerce uzakta. Burada kim yaşar, hayat zor olsa gerek diye düşünürken, fenerin dibindeki lojmanda oturan aileyle konuşuyoruz. Fenercilik babadan oğla geçiyor, fenerci ailenin cenazeleri bile fenerin yanına gömülüyor, bizzat görüyoruz, mezarlar var burada, denize nazır son uykusunda şimdiki fenercinin babası, dedesi... Çok mutluyum diyor, kadın: "31 yıl önce gelin geldim buraya. Eşim bütün bunları yaşadıktan sonra şimdi evlenme teklif etse gene kabul ederim. Burayı seviyorum." Şikâyeti yok. Fener ailesinin epeyce ineği var. Tereyağı, peynir yoğurt yapıyor, hem kendileri için hem de bütçeye küçük bir katkı. Tamamen doğal, organik... Sinop'a giderseniz İnceburun'a, Türkiye'nin en kuzey noktasındaki bu fenere uğrayın, fenerci teyzenin doğal ayranından mutlaka için. Bir de ilginç ayrıntı: Bunlar son fenerciler...

Yangından arta kalan...

Merkeze 25 kilometre uzaklıktaki Gerze, Sinop'un turizm potansiyeli en yüksek ilçesi. Buranın görülesi yerlerinden biri yangın evleri. Neden yangın evleri sorusu, yakın tarihin bir hüznünü çağırıyor. Hikâye şöyle: Yıl 1956... İlçeye bir "Mal müdürü" tayin olmuş. Lodos ayaktaki her şeyi sallıyor. Tenekeler çalınıyor. Bu, soba yakılmaması için bir uyarı. Müdürün karısı durumun ciddiyetinin farkında değil. Odanın ortasına bir mangal yakmış. Rüzgâr tıkırtısını kapı vuruluyor sanmış ve kapıyı açmış. Mangal devriliyor ve neredeyse evlerin tamamını yok eden yangın böyle başlıyor. Mal müdürü ve karısı sebep oldukları olayın utancıyla burada kalamıyor, şehri terk ediyor. Yangın evleri bu olayın hatırası Gerze'ye...

İlçe'nin horozu meşhur Denizli gibi. Yerliler, "Bizim horozumuz da öter ama öyle sırt üstü düşmez." diyorlar. Karadeniz Bölgesi'nde sembolü balık olmayan tek yer Gerze. Tarihi Yakup Ağa Konağı bu ilçenin görülmeye değer yerlerinden. 1911'de inşa edilmiş. Keresteleri Romanya'dan, kalfaları, tavan ve duvar resimleri için ressamlar Rusya'dan getirilmiş. Henüz ziyarete açılmamış, restore edilip turizme kazandırılması için çalışılıyor. Tarihi Sinop Cezaevi'nde çekilen Parmaklıklar Ardında dizisinin dış sahnelerinin seti burası.

Gerze Belediye Başkanı Osman Belovacıklı ilçeyi bir turizm merkezi haline getirmek için çalıştıklarını söylüyor. Çok güzel ve keşfedilmemiş yaylalardan, burada insanların eskiden çok kültürlü olduğundan söz ediyor.

Vadiye sıralanmış kartpostallar

Erfelek Tatlıca Şelaleleri Sinop'un en dikkat çekici doğal güzelliklerinden. Erfelek'e on sekiz kilometre. Yeşilin her tonunu saklayan bir vadiden akan yirmi sekiz şelale. Sinope Tur'dan rehberimiz Adem Tahtacı daha yoldayken uyarıyor: "Tırmanmak tehlikeli. Kaymayan ayakkabılar giymeli ve ıslanmayı göze almalısınız." Vadiye sıralanmış kartpostal görüntüleri... İlk 7 şelale bir sınav gibi. Yedinciye kadar her birinde geri dönme imkânınız var. Ama sekizinciye kadar geldiyseniz artık tepeye kadar çıkmanız gerekiyor ki bu da ortalama iki saat sürüyor. Adem Bey anlatıyor dördüncü şelalenin başında: Kartpostallarda gördüğünüz şelale işte burası... Bazı yerlerde önceden hazırlanmış ipler var. Ancak bunlardan yardım alarak bir üste çıkılabiliyor. Doğayla baş başa, yeşilin kucağında bu macera kaçırılası değil. İlginç yapı var o ormanın içinde, şelalenin kıyısında. Bir su değirmeni... O değirmen oraya nasıl yapılmış, buğdaylar nasıl getirilmiş, evlere götürülmüş akıllara zarar. Değirmenin ahşap kulübesi, taşı, mekanizması hâlâ burada.

Seyyid Bilal Hazretleri'nin türbesi

Sinop'un manevi büyüğü

Sinop'ta mana büyüğü görmek isteyenlerin ziyaret edebileceği bir yer de var: Seyyid Bilal Hazretleri'nin türbesi. Seyyid Bilal, İstanbul kuşatmasına yardım için giderken kötü hava şartlarından dolayı Sinop limanına girer. Tekfurla anlaşıp vergisini verir. Tekfur sözünde durmaz ve gece baskın yapar. Çok sayıda şehit verilir. Çevresi sarılan Seyyid Bilâl Hazretleri düşmanı yararak baskından sıyrılmak ister. Fakat o da şehit olur. Sonrasında tekfur pişman olur. Seyyid Bilal Hazretleri'nin üzerine bir çatı yaptırır. Kendisi de ayak ucuna gömülür.

Sinop, gezmek için epeyce zaman ayrılacak bir yer. Sarıkum'dan, Ayancık'tan, İnaltı Mağarası'ndan söz etmedik bile. Bu şehir, gezginine çok şey vaat ediyor: Doğa, tarih, deniz, kum ve birçok hikâye... Hele de Yusuf Gürdal gibi bir ev sahibiniz, Adem Tahtacı gibi bir rehberiniz varsa ... Bütün bunlara THY'nin günlük seferleriyle kısa sürede ulaşmak mümkün. [email protected]

***

Doğan Ülgen, tekne modellerini ahşap malzeme kullaranar yapmaya devam ediyor.

Cannes'da Sinop'u tekne modelleri temsil ediyor

Tekne modelciliği Sinop'ta yapılan en önemli el sanatlarından. Doğan Ülgen bu işi eşi Reyhan Hanım'la birlikte yapıyor. Tekne modelciliğinin artık fabrikasyona döküldüğünü ve plastik malzeme kullanımının her geçen gün arttığını anlatıyor Ülgen. Kendilerinin ise ahşap malzeme kullanma ve malzemeyi elle işleme konusunda ısrarcı olduklarını söylüyor. Dükkânlarında Doğan Bey'den sonraki ustayı tanıma şansı da yakalıyoruz. Doğan Bey'in çırağı Emrah Ekşi de ahşap malzemeyle devam etme konusunda kararlı görünüyor.

Tekne modelciliği de bu şehre cezaevinin armağanı. İki mahkum, 1940'lı yıllarda içerideyken öğrendikleri bu sanatı 'kotracılık' adıyla dışarıya taşırlar. Doğan Bey'in babası ve amcası ki o zamanlar ortaokul çocuklarıdır, onlardan öğrenirler gemi modeli yapmayı. 17-18 yaşlarına geldiklerinde iki kardeş, artık kotra modelleri yapan bir dükkânın sahibidirler. Ancak yaptıkları 'hayali' modellerdir. Doğan Bey, babasının yanında mesleğin inceliklerini öğrendikten sonra 'kotracılık'a yeni bir boyut katar. "Ahşabı, denizi tanıdık." diye anlatıyor değişimi. Artık denizde gerçek teknelerin modellerini yapmaya başlamışlar. Sinop'taki birçok işyeri 'kotracılık' kelimesini kullanırken Doğan Bey dükkanına 'Tekne modelleri' ismini uygun görmüş. Tekne modellerine ilgi de çok büyükmüş. "Eczacıbaşı'na 40 bin tekne yaptık, promosyon olarak dağıttı. İki yıl sadece ona çalıştık." diyor Ülgen.

Ondan öğrendiklerimiz bunlarla sınırlı değil. Bu yıl Cannes Film Festivali, Türkiye standında promosyon olarak dağıtılacak üç şeyi söylüyor bize: Antep baklavası, nazar boncuğu ve Sinop'un meşhur minik model tekneleri. Bu yıl film festivaline katılacaklar, Türkiye standında Doğan Ülgen'in elinden çıkmış minik tekne modelleriyle Sinop'u hatırlayıp kuzeyin incisine bir selam çakabilirler.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir