Ötüken cemaati gençleri bekliyor

Ötüken cemaati gençleri bekliyor
HABERLER PAZAR
8 Ocak 2012, Pazar

Ötüken Yayıne-vi'nde tam 37 yıldır devam eden bir gelenek var. Yazar, fikir adamı, sanatçı ve akademisyenler haftada bir gün buluşarak çay ve simit eşliğinde sohbet ediyor. Müdavimlerin bir istekleri var: Gençlerin sohbetlere katılıp takviye sağlamaları.

Sait Faik Abasıyanık, "Kıraathaneye gitmemiş üniversitelinin tahsilini yarım sayarım. Bu dekansız, doçentsiz, bütçesiz, fakültesiz, tamamen muhtar üniversitelerin, tavla şıkırtıları arasında, gören bir göz, işiten bir kulak memleketin nabzını tutabilir." sözleriyle kahvehaneleri eğitim kurumu olarak görüyor. O yıllarda öyle önemseniyordu ki bu mekânlar, bazılarına 'hayat fakültesi' ismi bile veriliyordu.

Aydınların buluşma mekânı olan fikir ortamları neredeyse yok denecek kadar azaldı ya da eski işlevini yitirdi. Ancak tamamen ortadan kalktığı da söylenemez. Ötüken Yayınevi buna en güzel örnek. 37 yıldır yayınevinin yazarları bir araya geliyor, kıraathanelerin eski fikir ortamlarını burada yaşatıyorlar. Toplantılar, 44 yıldır yayınevinin yöneticiliğini yapan Nurhan Alpay'ın ev sahipliğinde düzenleniyor. Tabii yayınevinin editörü Cem Sökmen'in katkıları da unutulmamalı.

Sosyolog Prof. Erol Güngör ve İktisat Tarihçisi Prof. Dr. Mehmet Genç'in girişimiyle Cağaloğlu'nda başlar ilk kez bu birliktelik. O zamanlar her cumartesi toplanılır. Şimdiyse her çarşamba saat 15.00'te, İstiklal Caddesi Ötüken Yayınevi'nde buluşuyorlar. Kimler yok ki; Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel (İTÜ Uçak Mühendisliği Bölümü emekli Başkanı), Ahmet İyioldu (İstanbul Türk Ocağı Yönetim Kurulu üyesi), Senail Özkan (yazar), İzzet Tanju (yazar), Şerafettin Yılmaz (avukat), Prof. Dr. Zeki Kuşoğlu (yazar-sanatkar), Necati Fazıloğlu, Prof. Dr. Suphi Saatçi (mimar), Yrd. Doç. Dr. Emin Işık (İlahiyatçı).

Geçtiğimiz çarşamba biz de katıldık fikir sohbetlerine. Yayınevi'nin kurucularından Yüksel, sohbetlerin müdavimi. Etkinliklerini, kendiliğinden oluşan ve devam eden fikir ortamı olarak tanımlıyor. Burada bazen edebiyat, siyaset, felsefe bazen de ülkenin önemli meseleleri ele alınıyor. Kitapları çıkan yazarlarla görüşülüyor, onlarla tanışılıyor, fikirleriyle birebir muhatap olunuyor.

Yüksel'e göre, yazarların fikirleri birbirine yakın olsa da aynı doğrultuda değil. Hemen karşısında oturan Kuşoğlu'na hitaben, "Mesela Zeki'nin bizi hiç tasvip ettiğine şahit olmadım ama arkadaşlığımızı hiç engellemez bu durum. İyi söyledim mi Zeki?" diyor gülerek. Kuşoğlu da ona kahkahalarıyla cevap veriyor: "Doğrudur."

Kışın simit-peynir-çay; yazın dondurmalı muhallebi!

Orta sehpanın üzerinde bir tabak var. İçinde simit ve dilimlenmiş kaşar peyniri ve tabii yanında da çay. Yani sohbetlerin değişmez üçlüsü. Kuşoğlu, "Arada ekstraları olur ama mutattır. Yaz aylarında da dondurmalı muhallebi eşlik eder bize." diyor. Sonra keyiflice anlatmaya başlıyor: "Ahmet ağabeyimizi dinlemek büyük zevk burada. Tabii katılmak ayrı bir şey. Bazen konuşmalara fikren katılırız, bazen gülmekten! Burası nezih bir yer. Hepimizin kütüphanesi vardır ama burada yeni çıkan kitaplar takip edilir. Hatta bazen çantanıza koyar götürürsünüz o kitapları. Bizim ülkemizde müesseseler kurulur ancak uzun süre devam etmez. Böyle güzellikleri yaşamak ve yaşatmak adına bu tarz ortamlara devam edilmeli. İnancımızı ve ırkımızı siyasete bulaştırmayız. Irk ve inanç üzerinden siyaset ve ticaret yapanlar, insanlık suçu işlemişlerdir bana göre. Burada bunun ticareti yapılmaz, güzellikleri anlatılır."

Ötüken'in kurucularının haricinde bir de 'Ötüken'in gerçek sahipleri' diye tanımlanan bazı isimler var. İşte onlardan biri Şerafettin Yılmaz. Sohbetlere 35 yıldır bir mazereti yoksa muhakkak katılıyor. Üç- dört saat süren muhabbetlerde zaman zaman tartışmalar, bağırıp çağırmalar olmuyor değil. "Her sohbet ortamında olduğu gibi burada da bazen işin dozu kaçıyor." diyor Yılmaz. Ancak ona göre bunların hepsi insanların buraya gelmesinin devamını sağlıyor. Gelenekselleşmesinin en büyük sebebi de bu zaten.

Ötüken sohbetlerine katılanlar, kendilerini serbest cemaat hatta şeyhi olmayan cemaat olarak tanımlıyor. Ortak düşünceleri var bir de: Gençlerin de sohbetlere katılıp takviye sağlaması. Onlar kendilerini bu işin tutkunu olarak görüyor. Peki, gençler de bu programlara dâhil olup geleneği devam etmek istemezler mi acaba? İsteyenler için adres ve mekân belli...

Anahtar Kelime: 13
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber