Uyuşturucuda 'denetimsiz' serbestlik!

HABERLER PAZAR
4 Ağustos 2013, Pazar

2005 yılında yürürlüğe giren Denetimli Sertbestlik Yasası, özellikle uyuşturucu kullananların rehabilite olması için büyük bir umut olmuştu. Geçen 8 yılda denetimli serbestlikten faydalanan kişi sayısı sürekli arttı. Yönetmeliğe göre her iki haftada bir kontrole gelmesi gereken bağımlılara ancak üç ay sonrasında randevu verilebildi. Özellikle Bakırköy AMATEM iş yapamaz hale geldi! 

Bakırköy’deki Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi-Eğitim Merkezi’nin (AMATEM) binası önünde her sabah uzunca bir kuyruk oluşuyor. Yorgun gözlerle birbirlerine bakan bağımlıların tek bir derdi var: İdrar tahlilleriyle temiz olduklarını ispatlamak ve böylece hapse girmekten kurtulmak… Çünkü hakim hapis cezalarını Denetimli Serbestliğe çevirmiş. Yani bir daha uyuşturucu kullanmadıkları sürece hapse girmeyecekler. Kullanmadıklarını ispatlamak için işte böyle belli periyodlarla AMATEM’lere kontrole geliyorlar. Hangisiyle sohbet etsek hikâye benzer bir yöne evriliyor: İstanbul’un varoş semtleri, kötü arkadaşlıklar, ilgisiz anne-babalar, maddi sıkıntılar… İçlerinde, Denetimli Serbestlik Yasası’ndan faydalanıp da hâlâ uyuşturucu kullanmaya devam eden yüzlerce genç var. Hatta ayaküstü muhabbetler bile uyuşturucu üzerine... Belki biraz da suçluluk psikolojisiyle, sağlık görevlilerinin kendileriyle yeterince ilgilenmediğini, sadece, ‘Temiz idrar ver, ceza almaktan kurtul’ mantığıyla düştükleri bataktan çıkamayacaklarını, terapi seanslarının birkaç dakikayla geçiştirildiğini söylüyorlar. Peki, en çok da uyuşturucu bağımlılarının faydalandığı Denetimli Serbestlik Yasası gerçekte nasıl işliyor? Yasadan yararlananların rehabilite olması için yeterli uzman var mı? Temiz kâğıdı alanların yüzde kaçı gerçekten uyuşturucu kullanmayı bırakıyor? Bağımlılar, yasadan yararlanmak için hangi hilelere başvuruyor?

“250 kişiye sadece, ‘merhaba’ desek bile akşam olur!”

Türkiye, Denetimli Serbestlik Yasası ile 2005’te tanıştı. Yasadan faydalanan kişi sayısı her geçen yıl katlanarak arttı. Sadece, geçtiğimiz haziran ayında yasadan 115 bine yakın kişi yararlandı. Yüz binlerle ifade edilen bağımlı sayısı, AMATEM’lerde yeterli uzman olmadığı için yeni problemler doğurdu. Özellikle Bakırköy’deki AMATEM kliniği adeta iş yapamaz hale geldi, mükerrer dosyaların sayısı arttı. Şu an 6-7 kez üst üste aynı yasadan yararlanmaya devam eden çok sayıda kişi var. Yasanın nasıl da tıkanma noktasına geldiğini AMATEM klinik şefi Doç. Dr. Cüneyt Evren, şu sözlerle doğruluyor: “Adalet Bakanlığı, yurtdışındaki örneklere bakarak sistemi kurdu. Plan, aslında çok mantıklıydı fakat bizlerden herhangi bir fikir alınmadı. Emrivaki gibi oldu. Yasadan faydalanan kişi sayısı her geçen gün arttı. Hastaneler, türlü bahanelerle uyuşturucu kullananları tedavi etmek istemedi. Hal böyle olunca sistemin tıkanmaması mümkün değil. Günlük 250 civarında hastaya bakıyoruz. 250 kişiye sadece ‘merhaba’ deseniz bile akşam oluyor! İlk dönemler 15 gün sonrasına randevu verebiliyorduk. Bugün üç ay sonrasına randevu verebiliyoruz.”

Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürü Hüseyin Güngör ise sistemin tıkanma noktasına gelme sebebini Sağlık Bakanlığı’ndaki personel eksikliğine bağlıyor. Güngör, “Türkiye’de yeterince AMATEM yok. Keşke her ile kurulabilse. Bakırköy AMATEM, 2009’da sistemi kurup uyuşturucu kullananları birinci ve ikinci basamak olarak ayırabilseydi hiçbir aksaklık olmazdı.” diyor.

‘Doktorlar AMATEM’lerde çalışmak istemiyor’

Türkiye’nin farklı illerinde hizmet veren AMATEM şubeleri büyük bir personel sıkıntısı çekiyor. Özellikle uzman doktor ve psikiyatristler bu branşta çalışmak istemiyor. Doç. Dr. Cüneyt Evren’e göre uzmanların çoğu AMATEM’lere karşı büyük bir önyargı besliyor. Bu önyargı, bazı hastaların küfürlü konuşması, şiddete eğilimli olması ve agresif tavırlar takınmasından kaynaklanıyor. Bu yüzden AMATEM’lerde görev yapan uzmanların geneli rotasyon usulüyle çalışıyor. Yani uzmanlar haftalık olarak yer değiştiriyor. Evren, “Bir klinikte uzmanlar rotasyonla çalışıyorsa oradan verim alamazsınız. Bu alanda hizmet veren doktorların gönüllülük esasına göre çalışması gerekir.” diyor.

‘Başkasına ait örnek verdim, kimsenin ruhu duymadı’

Bilecik’te yaşayan 25 yaşındaki N.A., son dört yıldır bonzai, esrar ve hap kullanıyor. Şimdilerde uyuşturucuyu bırakmak için büyük bir çaba sarf ediyor fakat başarılı olduğu söylenemez çünkü evden dışarı adım atar atmaz kendisini uyuşturucu kullanılan bir ortamda buluyor. Son üç aydır iki haftada bir temiz idrar vermek için Eskişehir’e hastaneye gidiyor. Türlü bahanelerle iki haftalık süreyi üç haftaya uzatarak test sonrasında uyuşturucu kullanmaya devam ediyor. Geçen süre zarfında vücut kendini temizliyor. Ayrıca kendisini garantiye almak için testlerde başkasının idrarını veriyor. Arkadaşlarına ait test örnekleriyle nasıl temiz kâğıdı aldığını şöyle anlatıyor: “Spor salonunda çalışan bir akrabamdan aldığım idrarı şırıngaya koyarak belime yerleştirdim. Zaten görevli sizden 5-6 metre geride duruyor ve arkanızı dönerek verilen kaba idrarınızı yapıyorsunuz. Ben de bu esnada şırıngayı tüpe döküyorum ve kimsenin ruhu bile duymuyor.”

E.T., bugüne kadar uyuşturucunun her çeşidini kullanmış. Madde almak için babasından miras kalan evi satmış, annesiyle defalarca kavga etmiş. Kaç kez polise yakalandığını, karakolda ifade verdiğini kendisi bile hatırlamıyor. Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlanarak hakim karşısına çıkmış. Her idrar tahlili vermeye gittiğinde kendine, “Uyuşturucuyu bırakacağım.” sözü vermiş ancak bir türlü başaramamış. Bu başarısızlığının neyden kaynaklandığını kendisi de çok iyi biliyor aslında. “Önce, oturduğum mahalleyi ve arkadaşlarımı terk etmem gerek ama nasıl?” diyor. Şu an hapis yatmamak için aylık 600 TL para cezası ödüyor ve uyuşturucu kullanmaya devam ediyor. Eğer para cezasını ödemezse 10 ay hapis cezası yatacak.

İdrarı dışarıda ısıtıp getirenler bile var!

Denetimli Serbestlik Yasası’ndan faydalanıp temiz raporu almak isteyen suçlular çok ilginç yöntemlere başvuruyor. Kolonya ve serum şişelerine başkalarının idrarını dolduruyorlar. Bakırköy’deki AMATEM şubesi bu tip usulsüzlüklerin önüne geçmek için merkeze bir ısıölçer almış. Vücut ısısından düşük olan örnekleri teste tabi tutmamaya başlamış. Fakat akıl sınırlarını zorlayan suçlular bu kez de idrarı dışarıda çakmakla ısıtıp örnek vermeye çalışmış. Her gün bu şekilde çok sayıda kişi görevliler tarafından yakalanıyor. Yetkililer, bu tip vakaların yaşanmaması için idrar verilen bölmelere ayna koydurarak kişinin başkasına ait örnek vermesinin önüne geçmeye çalışıyor. Özellikle Bakırköy’deki AMATEM’de yaşanan bir diğer sıkıntı da şu. Denetimli serbestlik için gelenlerle, uyuşturucuyu kendi isteğiyle bırakmak için çabalayanların örnek verdikleri binaların birbirine yakın olması. Binalar bu şekilde birbirine yakın olunca bağımlılar birbirlerinden etkilenebiliyor. Bazı kullanıcılar bağımlılıktan kurtulmak isteyenleri, “Ben 5-6 kez yakalandım içeri bile atmadılar!” şeklinde kandırabiliyor. İşin daha da ürkütücü tarafı görüştüğümüz bazı bağımlılar, torbacıların hastane bahçesine yeni müşteri bulmak için geldiğini söyledi. Üç ay önce Bakırköy Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin, AMATEM bahçesinde yakaladıkları üç kilo esrar, tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. [email protected]

En iyi örneklerden biri de İtalya’da

Denetimli Serbestlik Yasası, ilk olarak 1960’lı yıllarda Amerika’da uygulandı. ABD’li yetkililer, bu yasa sayesinde sürekli artan mahkûm sayısının önüne geçmeyi, mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi hedefledi. Uygulama, özellikle uyuşturucu kullananlar için başarılı sonuçlar verdi. Madde bağımlıları, yoğun bir şekilde rehabilitasyon seanslarına tabi tutuldu. Alper Sözer ve Daniel R. Lee’nin ortaklaşa yazdığı, ‘Suç Önleme’ isimli kitap, denetimli serbestlikten yararlanan bağımlılar için rehabilitasyon seanslarının ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Batılı ülkelerde her bağımlı haftalık ortalama 45 dakikalık seanslar halinde psikiyatrist kontrolünde tedavi oluyor. En küçük şehirlerde bile, uyuşturucu kullananlar için toplu seansların yapıldığı merkezler var. Mesela İtalya’daki San Patrignano isimli merkez, madde bağımlılığının başarıyla tedavi edileceğini gösteren dünyadaki en iyi örneklerden biri. Köyde, ortalama bin 500 bağımlı ve 200 çalışan kalıyor. Bağımlılar, burada kaldıkları süre boyunca hiçbir ücret ödemiyor. Normal bir tedavi ortalama dört yıl sürüyor. Bu süre zarfında üç öğün yemek, barınma ve tedavi masrafları karşılanıyor. Hatta burada çalışabiliyor ve elde edilen kârdan pay alınabiliyor. Türkiye’de ise doktor-hasta-terapi ilişkisi üzerine kurulu bir sistem maalesef yok. Hasta, doktorla sadece birkaç dakika görüşüp derdini anlatıp, evrakını imzalattıktan sonra seans bitiyor. İsminin yazılmasını istemeyen bir emniyet yetkilisinin anlattıkları, durumun nasıl içler acısı bir hal aldığını gözler önüne seriyor: “Denetimli serbestlik için Ankara’ya toplantılara gittiğimizde yasanın sağlıklı bir şekilde işlemediğine şahit oluyorsunuz. Birçok şey kâğıt üzerinde hallediliyor. Bazen öyle rakamlar paylaşılıyor ki şaşırıp kalıyoruz. Denetimli serbestlikten faydalanmasına rağmen onlarca kez uyuşturucu kullandığı tespit edilen şahıslar var.”

 

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber