Yahudi lokantasında Müslüman müşteri

Yahudi lokantasında Müslüman müşteri
HABERLER PAZAR
6 Mayıs 2006, Cumartesi

Türk Standartları Enstitüsü’nün, ‘helâl gıda’ projesi irtica ile ilişkilendirilip karşı çıkılırken, Musevilerin ‘koşer sertifikası’, Avrupa ve Amerika’dan sonra Müslüman bir ülke olan Türkiye’de de ‘gıda güvenliği’nin sembolü haline geldi.

Yahudi inancına uygun üretilmiş gıdaların satıldığı marketler, kasaplar yoğun ilgi görüyor. Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’e bile kaçak et yedirilirken, gıda teröründen gözü korkanlar, satın alacakları ürünlerin üzerinde Türk Gıda Kodeksi kriterlerini değil, İbranice harflerden oluşan koşer mührünü arıyor. İstanbul’un Musevi yemekleriyle ünlü mekânlarında Müslümanlara güvenilir mönüler sunuluyor, Ramazan’da iftarlar veriliyor. Türk lokantalarına güvenmeyen Arap turistler bile İstanbul’da Musevi mekânlarını tercih ediyor.

Levi Et Lokantası’ndan yayılan nefis yemek kokuları, öğle saatlerinde tüm hanı etkisi altına alıyor. Çevredeki esnafın birer ikişer lokantaya gelmeye başladığı sıralarda, lokanta sahibi Şahabettin Yaver, kapıdan içeri giren tanıdık iki müşterisini görünce “İşte bizim sofular geldi.” diyor. Lavaboya yönelen ‘sofular’, maşrapadaki suyla ellerini yıkadıktan sonra ceplerinden çıkardıkları ‘kipa’ları başlarına geçirip masalarına oturuyor. Sipariş verme faslından önce mutat yapılması gereken bir seremoni var; tabağa dökülen tuz-ekmeğe banılıp yenirken beraberinde İbranice dualar okunacak. Izgara köfteler afiyetle yenirken, televizyon ekranında İsrail’in Netanya şehrinde meydana gelen intihar saldırısının görüntüleri akmaktadır. Haberi duyan Musevi müşterilerin yedikleri boğazlarında düğümlenirken içlerinden biri ‘Yine patlatmışlar!’ diyor.

Tam da bu sırada, lokantanın kapısında bir aile belirir, giyim ve davranışlarından muhafazakâr olduklarını düşündüğümüz. Adam, “Lezzetli yapabiliyorsanız lahmacun yemek istiyoruz.” diyor. Lokanta sahibi, Müslüman olduğunu anladığı aileyi yandaki komşu lokantaya gönderme çabası içine girse de bunu başaramayınca ağzından “Burası bir Yahudi lokantasıdır!” cümleleri dökülüveriyor. Sakallı adam; “Biliyoruz! Biz de bunun için geldik. Başka güvenilir bir yer bulamadığımız için koşerli lahmacun yemek amacımız.” diyor. Yahudi lokantasının ‘Müslüman’ sahibi derin bir ‘oh’ çekiyor. Geçenlerde bir müşteri, Yahudi lokantasında yemek yediğini anlayınca kaçarak uzaklaşmış! Levi’de benzer vak’alara sık sık rastladıklarını anlatan Şahabettin usta, yaşadığı stresin ardından biri 15, diğeri 40 yıllık iki sakallı Müslüman müşterisini kapıda görünce ortalık iyice şenleniyor. “Hah! Bizim aşırı Müslümanlar da geldi.” diyor. Bir masada radikal Museviler, diğerinde Müslümanlar! Onları bu çatı altında buluşturan ortak neden ise dinî hassasiyetleri!

40 yıldan beri Musevi inancına göre yemekler hazırlayan Yaver ailesi, son yıllarda baba yadigârı mekânda Müslümanlara da hizmet vermeye başlamış. Lokantanın ilk sahibi Levi isimli bir Yahudi. Levi, 1965 yılında İsrail’e kesin dönüş yaparken, Yahudilerin uğrak yeri olan bu lokantayı Müslüman garson Muzaffer Yaver’e devretmiş. 1982 yılından beri buradaki tüm işleri oğul Şahabettin Yaver sürdürüyor. Ancak Musevilerin Galata ve Eminönü’nden Nişantaşı’na göçmesiyle işler bozulmuş. Zor günler geçiren Levi’de, bir dönem Musevi hassasiyetleri göz ardı edilerek süt ürünleri de satışa sunulmuş. Hahambaşılığın ricası üzerine koşer sertifikası verilen Levi, eski çizgisine dönünce Musevi cemaati içinde reklamları da yapılmış. Fakat Musevilerin birçoğu ehli dünya olunca Levi, Müslümanların akınına uğramış. Gelişen bu durumdan tedirgin olduğunu söyleyen Şahabettin Yaver, başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “İstanbul’da sinagogların bombalandığı günlerde, radikal dinci diye tabir edilen bir grup geldi ve döner siparişi verdi. Ne yapacağımı şaşırdım. Her şeyi göze alıp buranın bir Yahudi lokantası olduğunu söyleyiverdim. Adamlar yüzüme bakıp, ‘Sen merak etme; biz Yahudi’nin kestiği eti yeriz. Bu döneri yemek için taa Göztepe’den geldik. Buranın Yahudi lokantası olduğunu da bilerek geliyoruz.’ dediler. Yemeklerini yedikten sonra da teşekkür edip ayrıldılar.”

Musevi lokantasında iftar!

Türkiye’de koşer sertifikasına sahip iki lokantadan diğeri olan “Carne” restoranda da Levi’dekine benzer görüntüler ortaya çıkıyor. 2004 yılında koşer sertifikası alan Ortaköy’ün ünlü mekanlarından Carne, maddî durumu daha iyi olan Musevilerin uğrak yeri. Batılı turistlerin yanı sıra Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerdeki Musevi yöneticiler de Carne’nin müdavimleri arasında. İstanbul’a gelip de İslâmî usullere göre hizmet veren restoran bulmakta güçlük çeken zengin Arap turistler bile Carne’nin yolunu tutuyor. Artık Musevi mutfakları, İstanbul’da gıda terörünün tırmanmasıyla Müslüman vatandaşlar tarafından da aranır mekânlar arasına girdi. Carne, geçtiğimiz Ramazan’da 15’er kişilik gruplara, Musevi yemeklerinden oluşan iftarlar verdi. Musevi âdetlerine göre hazırlanan yemekler, özel koşullar altında pişirilerek servis yapılırken Türkiye Hahambaşılığı tarafından görevlendirilen hahamlar, gıda zincirinin safhalarında alınan önlemleri adım adım izliyor. Hahamlar tarafından Beykoz’daki kesimhanede tek bıçak darbesiyle kesilen hayvanların etlerine belediyenin ve hahambaşılığın mührü basılırken tavukların kanadına “dini kurallara göre üretilmiştir” yazan naylon bir bant yapıştırılıyor. Burada elde edilen etler koşer sertifikalı 11 kasaba gönderiliyor.

Piyale, Lio, Heinz, Ezine...

Hahamların tanıklığı restorandaki servisler sırasında da sürüyor. Açılıştan gece 22.00’ye kadar bütün servislerin mutfaktaki haham tarafından takip edildiğini belirten Carne’nin müdürü Tuna Eskinazi, “Sabahları ocağın ateşini bile haham yakar.” diyor. Hahamların yaktığı ateşte ızgara, tavuk, balık ve çorbaların yanı sıra sefarad yemekleri de pişiyor. Musevilerin ev yemeklerinin ağırlıklı olduğu mönüde “Cevizli pırasa köftesi, kuru fasulyeli ıspanak, armidetomat (pirinç yahnisi) var... Ceviz ezmesi ve kıymadan yapılan İspanyol böreği ise Carne’nin özel mönüsü. Mönüye Arap ülkelerinden İsrail’e göç eden Sefarad Yahudilerinin yemeği olan falafel (nohut köftesi) ve humus da eklenmiş.

Yemeklerde kullanılan ketçap ve hardalda ‘Heinz’, makarnada ‘Piyale’, zeytinyağında ise ‘Lio’ markaları tercih ediliyor. Musevi tüketiciler için firmalar haham gözetiminde özel üretim yapılırken süt ürünlerinin üretimi için Trakya, Konya ve Çanakkale’ye gidiliyor. Türkiye’yi saran gıda terörünün boyutları düşünülürse, hahamların sıkı denetimi altındaki Musevi lokantalarının önemi daha iyi anlaşılıyor. TSE’nin ‘helâl gıda’ projesinin amacı da buydu. Eskiden gazetelerde Avrupa ve Amerika’da yaşayan Müslümanların, domuz etinden korunmak için koşer ürünler tükettiğini okurduk. Benzer yaşam tarzı şimdi İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de de yaygınlaşıyor. Türk Gıda Kodeksi’nden umudunu kesen vatandaşlar, sağlıksız gıdalardan koşerle korunmaya çalışıyor.

ARENA’DAKİ ‘GIDA TERÖRܒ DOSYASI SATIŞLARIMIZI ARTIRDI!

Ferahevler’de kasaplık yapan Mehmet Tanrıkulu, 14 yıldan beri Museviler için koşer et satıyor. “Elhamdülillah Müslüman’ım” diyen Tanrıkulu, daha çok Kemerburgaz, Tarabya, Sarıyer, Bahçeköy, Seba, Milenyum, Royal Konakları, İstinye Konakları gibi uydu kentlerde oturan Musevi müşterilerine motosikletle servis hizmeti veriyor. 15-20 günde bir 1.000-1.500 adet koşer lahmacun ile döner yapıyor. Bir kısmı sıcak tüketilirken geriye kalanlar, paketlenip mühürlendikten sonra derin dondurucuda stoklanıyor. Tanrıkulu, müşterilerine özel koşer sucuk da üretiyor. Bağırsak yerine Almanya’dan ithal edilen özel bir madde kullanılıyor. Kıkırdak, tavuk derisi gibi katkı maddelerinin kesinlikle konulmadığı gerçek sucuğun kilosu 30 YTL. Sinirleri ayıklanmış etleri 20, tavukları da 7,5 YTL’den satıyor. Satışlar her gün sabahtan akşama kadar kasapta bekleyen haham gözetiminde gerçekleşiyor. Kullanılacak bütün bıçaklar dezenfekte edilerek, saplarına o gün görevli hahamın mührü basılıyor. Bıçaklar, “domuz eti ya da dinen caiz olmayan başka bir şey kesilmesin” diye dükkan dışına çıkartılmıyor. Tanrıkulu’nun gıda tüketiminde dinî hassasiyetlere önem veren Müslüman müşterileri de var. Ancak, Arena programlarından sonra satışlarda patlama yaşanıyormuş. Tanrıkulu, “Gıda terörünü ekranlara taşıyan Uğur Dündar sayesinde satışlarımız artıyor. Her programdan sonra Musevi olmayan vatandaşlar da koşer ete rağbet ediyor.” diyor.

Koşer et, Müslümanlar için helal mi?

Musevi inancına göre kesilen hayvanların etlerinin Müslümanlar tarafından tüketilmesinin caiz olup olmadığını İstanbul Müftülüğü’ne sorduk. Fetva Dairesi görevlileri şu cevabı verdi: “Maide Sûresi’nin 5. ayetinde ‘Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (Yahudi, Hıristiyan vb.) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir…’ ifadesi var. Yahudiler ‘Allah’ adına kesiyorlarsa; kestikleri hayvanın eti Müslümanlar için de caizdir. Ancak biz kesim sırasında gözlem yapmaya gitmiyoruz. Merak eden gidip şahsen gözlem yapabilir.” Musevi Cemaati Türkiye Hahambaşılığı Genel Sekreteri Yusuf Altıntaş’ın konuyla ilgili görüşü şöyle: “Biz hayvanları keserken onun Allah adına kesildiğini belirten bir dua okuyoruz. Kesinlikle bir put, başka bir ilah değil kutsal kitaplarda belirtilen o bildiğimiz bir ve tek Allah’ın adına kesmekteyiz. Mutlaka Allah’ın adına kesildiğinin belirtilmesi gerekiyor.”

Bizde kaset kullanılıyor

Birkaç yıl önce Almanya’dan İstanbul’a tatile gelen gurbetçiler, Laleli’de İslâmî usullere göre kesim yapan lokanta ararken, sakallı bir tavuk dönercisi, “Buyurun ağabey biz kasetle kesiyoruz, etlerimiz caizdir.” demişti. Birçok kesimhanede tercih edilen kaset yöntemiyle ilgili İstanbul Müftülüğü Fetva Dairesi görevlileri şu cevabı verdi: “Kasetle kesim caiz değildir. Hayvanı kesecek olan kişinin kaset yerine ‘Bismillahi Allahuekber’ demesi gerekmektedir. Kesim toplu halde makinelerle yapılacaksa tuşa basacak görevlinin “Bismillahi Allahuekber” demesi yeterlidir.”

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber