Arakan'daki katliam için BM'yi göreve çağırdı

HABERLER POLİTİKA
24 Temmuz 2012, Salı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Uzakdoğu ülkesi Myanmar'ın (Burma) Arakan bölgesindeki Müslüman katliamına ilişkin olarak Birleşmiş Milletler'i (BM) göreve çağırdı.

AK Parti Genel Merkezi'nin teras katında düzenlenen 5. geleneksel büyükelçiler iftarında konuşan Erdoğan, ilk kez Arakan'da yaşananlara temas ederken sert uyarılar yaptı. "Biz hiçbir zaman Gazze'de sadece Müslümanların katledilmesine vurgu yapmadık. İnsanın ve insanlığın değerlerinin katledildiğini savunduk." dedi.

Başbakan Erdoğan, "Bugün Arakan bölgesinde insanlar ve insanlık katlediliyor. BM'yi burada göreve davet ediyoruz. Bu daveti yapmaktan daha normal, daha insani ne olabilir? Bir avuç Müslüman ne yazık ki oradaki ağırlıklı yönetim tarafından şu anda katlediliyor, yakılıyor. Bunu seslendirmekten daha tabii ne olabilir? Bu bizim insani görevimiz." diye konuştu. Somali'de, Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de etnik kökenleri, dinleri, dilleri, mezhepleri ne olursa olsun insanlığın katledildiğini ifade eden Başbakan, "Eğer Filistin'de ölenler Müslüman deyip vicdanını rahatlatmaya çalışanlar varsa onlara diyorum ki 'Hayır insanlık katlediliyor.' Eğer Somali'deki açlığa bakıp 'Afrikalılar ölüyor, varsın ölsün' diyerek vicdanlarına bahane üretenler varsa onlara diyorum ki 'Hayır Somali'de insanlık can çekişiyor.' Eğer Suriye'ye bakıp 'Suriye'de diplomasi, siyaset ve mezhepler çarpışıyor' diyerek yüreklerini serinletenler varsa onlara diyorum ki, 'Hayır, Suriye'de insanlık topyekün katlediliyor." şeklinde konuştu. Bugün Suriye'de ve Arakan'da ölenlerin insan olduğuna vurgu yaparken, "Brüksel'de, Paris'te, Londra'da, Washington'da yaşayanlar ne kadar insansa Şam'da, Halep'te, Dara'da, Humus'ta, Arakan'da yaşayanlar da onlar kadar insandır." ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin dış politikasının 'çıkar' odaklı değil, 'insan' odaklı olduğunun altını çizdi. "Yaşanan tüm bu insanlık dramlarına karşı sesini yükseltmek, ortaya tepki koymak her insanın insanlık vazifesidir." şeklinde mesajlar verdi. Türkiye'nin her zaman vicdanının sesine kulak verdiğini ve tamamen insanlık zaviyesinden bakarak tepkisini ortaya koyduğunu anlattı. Hiçbir ülke ve çevrenin bunu farklı yönlere çekmemesini istedi.

"Çevremizdeki ülkelerin toplumsal yapıları, inançları, mezhepleri, ekonomik, sosyal, siyasal görüşleri bizim dış politikada dikkate aldığımız kriterler değildir ve olamaz. Ticaret, ihracat, ithalat, enerji, petrol ve doğalgaz rezervleri, boru hatları, dış politikaya şekil veren diğer tüm unsurlar bizim için insanın önünde değildir." diye seslendi. Yabancı ülkelerin misyon şeflerine ve dini kanaat önderlerine, Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e yaptığı, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" şeklindeki nasihatlerden söz etti. Buna karşılık Türkiye'nin yanı başındaki katliamlara sessiz kalmasını da kimsenin beklememesi çağrısı yaptı. Türkiye'nin aynı anda İran'la, Irak'la, Rusya, ABD ve AB ile diyalog kurabilen bir ülke olduğuna dikkat çekti. Bir yandan AB ile tam üyelik müzakerelerini yürütürken Ortadoğu halklarının hissiyatını da anlayabilen bir ülke olduğunu hatırlattı. Buradan hareketle Türkiye'nin dünyaya bir fırsat sunduğunu savunarak, "Bunu tarihimizin bize yüklediği bir misyon ve dünya için de bir fırsat olarak görüyoruz. Dünyanın bu fırsatı, yani Türkiye fırsatını değerlendirmesini istiyor ve imkanlarımızı küresel barış için seferber etmekte hiçbir çekince görmüyoruz." diye konuştu.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.