YORUM Yazarlar Şahin Alpay

Dersim katliamı niçin yaşandı?

Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin 23 Kasım günkü Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 1936-1939 arasında Dersim'de (1935'ten beri resmi adıyla Tunceli'de) devlet kuvvetleri tarafından uygulanan, son yıllarda yayımlanan araştırmalar ve tartışmalar ışığında artık kamuoyunun bilgisinde olan katliamlar dolayısıyla, devlet adına özür diledi.

Resmi belgelere dayanarak, "havadan, karadan, toplarla, hatta gaz bombalarıyla" kadınlar ve çocuklar dâhil 14 binden fazla kişinin öldürüldüğünü, 12 bin dolayında kişinin yurtlarından sürüldüğünü, 2 bin kişinin daha sürülmesi kararı alındığını açıkladı.

Başbakan Erdoğan'ın, CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün 10 Kasım'da "1938'de Dersim'de isyan değil katliam yaşandı, Atatürk de bundan haberdardı" şeklinde konuşmasıyla başlayan tartışmalar üzerine bu açıklamaları yapıp devlet adına özür dilemesinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihiyle yüzleşmeye başlamasında bir dönüm noktası olduğu muhakkak. Sayın Başbakan bu açıklamasıyla, (Ahmet Altan'ın ifadesiyle) yalanlarla dolu resmi tarihi parçalarken, gerçek bir tarih anlayışının canlanması için bütün topluma büyük bir fırsat kapısı açtı. Başbakan'ı bu önemli adımı attığı için, tarihin yalanlardan arındırılmasını isteyen bütün yurttaşlar gibi ben de candan kutluyorum.

Bu açıklama çok sayıda ama özellikle iki soruyu gündeme getiriyor. Birincisi, 1936-1939 arasında Dersim'deki Alevi Kürt yurttaşlar niçin katliama uğratıldılar ve sürgüne tabi tutuldular? Bu insanlığa karşı suçlar nasıl olur da Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasına ve Cumhuriyet'in kurulmasına önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk ve yakınlarının irade ve idaresiyle gerçekleşmiş olabilir?

Başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet'in kurucu kadrosu, Osmanlı devletinin yıkıntıları üzerinde sadece yeni bir devlet (bir Türk ulus devleti) değil, yeni bir ulus, bir Türk milleti inşa etme misyonunu yüklenmişlerdi. Bugün modern bir devletin, başta ifade, örgütlenme ve inanç özgürlükleri olmak üzere bireylerin temel hak ve özgürlüklerini tanıyan; siyasette, ekonomide ve kültürde çoğulcu bir demokrasi olduğuna inanılıyor. Cumhuriyet'in kurucuları ise o dönem Avrupa'da da yaygın olan, otoriter nitelikte bir modernleşme anlayışına bağlıydılar. Bu anlayışa göre: Modern bir toplum ancak dinsel inançların etkisini yitirdiği bir toplum olabilirdi. Bunun için dinin devlet tekeli ve denetimine alınması, dinsel özgürlüklerin kısıtlanması gerekiyordu. Modern bir toplum ancak tek-dinli, tek-dilli ve tek-kültürlü bir toplum olabilirdi. Bunun için bütün toplum, tek bir dil (Türkçe) ve tek bir kültüre (Türk kültürü) asimile edilmeliydi. Toplumu modernleştirecek reformlar da ancak modernleşmeci seçkinlerin otoriter yönetimi altında, yukarıdan aşağıya topluma dayatılmasıyla, gelebilecek direncin zor kullanarak kırılmasıyla başarılabilirdi.

Dersim'in Alevi Kürtleri 1934'te yukarıdaki anlayış doğrultusunda çıkarılan İskân Kanunu'nun hedefi oldular. Dersimlilerin, hilafetin kaldırılmasına değil ama dil ve kültürlerinin yok sayılmasına, Türkleştirilmeye itirazları vardı. Dersimli Alevi Kürtlerin piri Seyit Rıza, 1937'de Britanya dışişleri bakanı Anthony Eden'a yazdığı mektupta, Ankara hükümetinin yıllardır Kürtleri asimile etmeye çalışmasından; Kürtçe'yi yasaklayarak, Kürtçe konuşanları cezalandırarak, kendilerini Kürdistan'ın verimli topraklarından Anadolu'nun kıraç topraklarına zorunlu göçe tabi tutarak uyguladığı baskılardan yakınıyordu. Yani, uygulanan katliamların temel nedeni Dersimlilerin dayatılan asimilasyon politikalarına direnmeleriydi. Cumhuriyet döneminde yaşanan 29 Kürt isyanının temel nedeni de asimilasyon politikalarıdır.

Başbakan'ın açıklamalarından sonra gündeme gelen ikinci önemli soru, nasıl olup da Dersim/Tunceli'nin çok partili düzene geçişten bu yana yapılan bütün seçimlerde, büyük çoğunluğuyla CHP'ye oy vermekte oluşu. Bu soru başka bir yazının konusu.

26 Kasım 2011, Cumartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.