Şahin Alpay

s.alpay@zaman.com.tr

GÜNDEM Yazarlar Şahin Alpay-Niye her gün bir kadın katlediliyor?

Niye her gün bir kadın katlediliyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasıyla; kaçak yapılan ve bir israf abidesi olan “AK Saray” ile ilgili tartışmalardan dikkatleri uzaklaştırmak için sürekli olarak tepki uyandıracak beyanlarla gündemi değiştirmeye çalıştığı ortada. Bunların sonuncusu, kadın erkek eşitliğinin “fıtrata ters” olduğuna dair, ayrıntılarını gazetelerde okuyabileceğiniz laflar.

Erdoğan’ın bugüne kadar kadınlarla ilgili olarak söyledikleri bir bütün olarak ele alındığında demek istediği açık: “Kadınlarla erkeklerin yapısı farklıdır. Kadınların görevi anneliktir. Annelikten daha yüksek bir makam talep etmesinler... Gecikmeden evlenip, eve kapansınlar; en az 3, tercihan 5 çocuk yapmakla ilgilensinler…” Erdoğan böyle düşünmekte özgürdür; böyle düşünenlerle “yola devam etmek” istemesi de kendi bileceği iştir. Ne var ki halkın seçtiği cumhurbaşkanının sergilediği bu zihniyet, Türkiye’nin adil bir toplum olmasına da, kalkınıp gelişmesine de zıttır. Onun için ciddiye alınmalı ve eleştirilmelidir.

Elbette ki kadınlar erkeklerden fizik ve duygu yapıları itibarıyla farklıdır, farklı yeteneklere sahiptir. Bu gerçeğin ifade edilmesinin hiçbir anlamı yoktur. Anlamlı olan, belki tarihteki en ağır tahakküm, baskı ve sömürünün erkeklerin kadınlar üzerinde kurmuş olduğu tahakküm, baskı ve sömürü olduğunun ifadesidir. Zamanla, insanların doğuştan sahip oldukları temel haklar düşüncesinin gelişmesine ve kadınların erkek egemenliğine karşı verdikleri mücadeleye koşut olarak bu tahakküm, baskı ve sömürünün son bulması gereği bilinci dünyaya yayılmıştır.

Elbette ki, kadınlarla erkekleri fizik, duygu ve yetenek bakımından aynı, benzer kılamazsınız; başarılabilse bu insanlığın sonu olur. Ama kadınlarla erkekleri kesinlikle (Erdoğan’ın sözleriyle) “eşdeğer” kılabilirsiniz. Bunun yegane yolu da kadınları hak, fırsat ve imkanlarda eşit kılmaktır. Bunun için bütün evrensel insan hakları beyannameleri, sözleşmeleri, bunların kabul gördüğü bütün ülkelerin anayasaları kadınlara eşit hakları güvence altına aldığı gibi, eşitliğin kağıt üzerinde kalmaması için de kadınlara eğitimde, iş hayatında, yönetime katılımda eşit fırsat ve imkanlar tanınmasını öngörüyor. Erdoğan eğer tabi olduğu anayasayı okursa 10. maddede şöyle dendiğini görecektir: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.”

Anayasalarında insan haklarına yer veren bütün uygar ülkelerde, erkek şiddetine maruz kalmamaları için kadınları koruyucu önlemler alındığı gibi, bunların birçoğunda kadınlara yönetime katılmalarını teşvik için pozitif (lehe) ayrımcılık uygulanıyor. Erdoğan, bunu reddediyor olabilir, ama kadın ve erkeklere eşit hak, fırsat ve imkan tanınması fikrinin çağdaş uygarlığın en temel ilkelerinden biri olduğu muhakkak.

Kadın–erkek eşitliği açısından, ne yazık ki çok gerideyiz. Dünya Ekonomi Forumu’nun “Küresel Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporu” Türkiye’nin karşılaştırılan 134 ülke arasında 2006’da 105. sıradan, 2010’da 126. sıraya gerilediğine işaret ediyor. Eğer sosyal bilimlerde kanun niteliği taşıyan tek bir önerme varsa o da şu: Toplumlar kadınlara eşit hak, fırsat ve imkan tanıdıkları ölçüde kalkınmak, gelişmek imkanı bulur. Türkiye sadece adil, uygar bir toplum olmak için değil, gelişmiş ülkeler arasına katılmak için de kadın–erkek eşitliğini sağlamak zorunda.

Ülkemizde hemen her gün bir kadın, sapık ya da Müslüman olmayan erkekler tarafından değil, kadınların eşit haklara sahip olmalarını hazmedemeyen erkekler tarafından katlediliyor. Cumhurbaşkanı makamında oturan kişinin bunu göremiyor olması çok hazin.

27 Kasım 2014, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.