Şahin Alpay

s.alpay@zaman.com.tr

GÜNDEM Yazarlar Şahin Alpay-Türk – Kürt halk kahramanı

Türk – Kürt halk kahramanı

Yaşar Kemal ile tanışmam, 1960’ların başlarında “İnce Memed”i okuyarak oldu. Elini sıkmam ise, 1960’ların ortalarında Türkiye İşçi Partisi saflarında bir genç olduğum günlere rastlar.

1965 seçimlerinde TİP adına radyodan halka seslendiği, bizleri heyecana boğan konuşmanın sedası hâlâ kulaklarımdadır. Ondan “Yaşar abi...” diye hitap edebileceğim yakınlığı görmem 1970’lerin sonlarında Stockholm’de bulunduğu günlerde nasip oldu.

Yaşar Kemal, muhakkak ki son 50 – 60 yılda Türkiye’yi anlama çabasında olanlara en büyük katkıyı yapan yazarlardan biridir. Sadece büyük bir dil ustası değil, aynı zamanda toplumda adaletsizliğe, haksızlığa ve zulme karşı çıkan bir özgürlük mücahididir. Türkçenin büyük yazarı olan bir Kürt’tür, Türkiye’de Türklerle Kürtlerin ortaklığının, yakınlığının timsalidir. Kendisi bunu şu sözlerle ifade etmiştir: “Türklerle Kürtlerin barış içinde, kardeşlik içinde birlikte yaşamasını ben kendi çocukluğumdan bilirim. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğdum, büyüdüm. Evimizde sadece Kürtçe, köyde Türkçe konuştum. Bir gün de kendimi yabancı, dışlanmış, farklı hissetmedim. Ben Türkmen kültürüyle zenginleştim, arkadaşlarım da benden Kürt türkülerini öğrendi…” (Radikal, 28.07.2009)

Yaşar Kemal, Türkçenin medar-ı iftiharı olan yazardır ama Türkiye’de Kürtlerin maruz kaldıkları haksızlıklara ve zulme karşı sesini yükseltmekten geri durmamıştır. Bu yüzden çeşitli baskılara uğramış ama bir arada barış içinde yaşama idealinden bir an sapmamıştır. Hükümet ve HDP’nin ortak açıklamasıyla Türkiye’de Türk – Kürt barışına belki bir adım daha yaklaşıldığı bir günde aramızdan ayrılmasında gerçekten bir ironi var. Onunla ilgili biri anlamlı, diğeri eğlenceli, eskiye uzanan iki anım var. 1980 kışıydı. Stockholm Havaalanı’nda grev vardı. Yaşar abi, Zülfü Livaneli ve ben eşlerimizi, (üç yıl önce kaybettiğimiz rahmetli dostumuz, mimar) Dinç Gürs de annesini karşılamak üzere, Dinç’in otomobiliyle Kopenhag’a gittik. Uçak gelene kadar vakit geçirmek için kentin trafiğe kapalı ünlü caddesi Ströget’te yürüyüş yaptık.

Karşıdan yalpalaya yalpalaya gelen, sağa sola laf atan, elindeki torbalarda bira şişeleri taşıyan, kafası hayli dumanlı görünen genç bir Danimarkalı belirdi. Bizi görünce durup çakıldı. Ceketinin düğmelerini ilikledi. Yaklaştı. İngilizce olarak önce, “Siz Türkiye’nin büyük romancısı Yaşar Kemal’siniz, değil mi?” diye sordu. Sonra, cevabı beklemeden şunları söyledi: “Ben sizin İngilizce ve Danimarkacaya çevrilen bütün eserlerinizi okudum. Siz çok büyük bir yazarsınız. Size derin saygılarımı ve eserleriniz için candan teşekkürlerimi sunarım…” Bu olay, Anadolu’nun nabzını yansıtan romancıya dünya halklarının gösterdiği büyük teveccühün bir simgesi olarak aklımdan çıkmadı.

Eğlenceli anım da 1980’lerin ilk yıllarında yaşandı. İsveç’ten kesin dönüşte 10 beygirlik kıçtan takma bir motor getirmiştim. Tekneyi edinemedim; motoru da satmam gerekti. Bir akrabam yardımcı olabileceğini söyleyince, o sıra çalışmakta olduğum Cumhuriyet gazetesine akrabamın telefon numarasıyla küçük bir ilan koydurdum. Birkaç gün sonra akrabam aradı ve anlattı. Biri aramış ve motoru satın almak istediğini söylemiş. Adını sorduğunda “Yaşar Kemal…” cevabını alınca, “Sen benimle dalga mı geçiyorsun!” diyerek telefonu suratına kapatmış!.. Arayanın gerçekten Yaşar Kemal olabileceğini tahmin ettim ve hemen kendisini aradım. Telefonda uzun süre gülüştük... Netice itibarıyla motoru “Menekşe Koyu”nda kullanmak ona nasip oldu.

Yaşar Kemal bir Türk – Kürt halk kahramanıydı. Kırk dilde eserleriyle yaşamaya devam edecek.

3 Mart 2015, Salı
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.