Malatya'nın tarihi ve turistik yerleri

HABERLER ŞEHİR
1 Temmuz 2007, Pazar

Binlerce yıllık tarihi eserleri ve eşsiz doğal güzellikleri sunan turizm kenti... Kayısı, tekstil ağırlıklı sanayisi, dinamik ekonomisi, 800 bini aşan nüfusu, Türkiye'nin dört bir yanına açılan yolları, tarihi ve kültürel değerleriyle Malatya Doğu Anadolu'nun turizmde söz sahibi illerinden birisi olmak istiyor.

Pütürge İlçesi Tepehan beldesi üzerinden ulaşılan Nemrut ile Eskimalatya ve Aslantepe ve Arkeoloji Müzesi'nde bulunan eserler kültür turizminin, zenginlikleri olarak dikkat çekerken; Sultansuyu, Karakaya Barajı ve Levent Vadisi doğa turizmi kapsamında Malatya'nın keşfedilmeyi bekleyen değerleridir.

Malatya'nın, Anadolu ile Mezopotamya arasında geçit veren yol güzergâhında olması, tarihin ilk çağlarından bu yana çeşitli medeniyetlerin, il ve çevresinde yaşamasına sebep olmuştur. Hitit, Asur, Med, Pers, Roma, Arap ve Bizans uygarlıkları Malatya'dan gelip geçmiş, son olarak Türkler bu bereketli topraklar üzerinde yerleşip, hüküm sürmeye başlamıştır.

Torosların devamı olan Beydağlarının çevrelediği Malatya'yı kıvrımlarla bölen akarsular ve dağ eteklerinden çıkan kaynak sularının bolluğu, yörede meyva bahçelerinin ve ova içerisinde yeşil bir örtünün yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Malatya'da, turunçgiller ve muz gibi az sayıda meyvenin dışında, hemen hemen bütün meyveler yetişmektedir. Dünyaca ünlü kaysısından kirazına, elmasından armuduna kadar her meyveyi yetiştirmek ve taze taze bulup yemek mümkündür. İşte Malatya'nın bu doğal güzelliği, topraklarının verimliliği ve tarihsel dokusunun yanı sıra, şehre 100 km. mesafedeki Nemrut Dağı'na bağlantısı turizm çekiciliğini arttırmaktadır.

MALATYA MÜZESİ

Antik çağlarda en eski ve ileri medeniyetlerin geliştiği Mezopotamya ile İç Anadolu arasında bulunduğu ve tarih öncesi ile tarihi kervan yollarının bulunduğu, yolların tabii geçitler verdiği konumlar itibariyle Malatya'nın jeopolitik önemi daima büyük olmuştur. Jeopolitik konumunun yanında hayatın ve uygarlıkların gelişmesinde önemli bir etken olan suyun katkıları da inkar edilemez.

Bu faktörler M. Ö. 8000 yılından itibaren, Pirot bölgesi, Caferhöyük neolitik yerleşimi ile başlayıp günümüze kadar Malatya'nın Anadolu'da gelmiş geçmiş bütün uygarlıkları ihtiva eden bir yer ve bölge olmasına sebep olmuştur.

Bu tarihi önem içerisinde, Malatya'da müzecilik fikri 1931-1937 yılları arasında, Arslantepehöyük ve Gelinciktepe'de yapılan kazılarda ortaya çıkan eserlerin, Malatya'da müze olmadığından Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmek için götürülmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

1971 yılında İnönü Parkında, bugün Evlendirme dairesi olarak hizmet veren binada ilk Müze açılmış, 1974 yılına kadar memurluk olan Müze, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığının onayıyla Müdürlük olmuştur.1975 yılında yapımına başlanılan Kernek Meydanı'ndaki yeni müze binasının inşaatı tamamlanmış, 1978 yılından itibaren Karakaya Baraj Gölü altında kalacak yerleşimleri kurtarmak amacıyla yapılan kazılarda ortaya çıkan buluntularla daha da zenginleşen Malatya Müzesi yeni binasında 1979 yılında ziyarete açılmıştır.

1998 yılında yeni ve modern sergileme gereksinimiyle çalışmalar başlamış, 2001 yılında yeni bir proje hazırlanarak hayata geçirilmiş, Müze modern bir sergilemeye kavuşturulmuştur.

Müzemizde, teşhiri yapılan ve yeni düzenleme ile yeniden ziyaretçilerin görüşlerine sunulacak olan toplam 15.000 eser mevcuttur. Bu eserler; kazılar, satınalma, hibe(bağış) veya istirdat (el koyma) gibi yollarla Müzeye kazandırılan eselerlerdir.Yapılan bilimsel kazılar sonucu gün ışığına çıkarılan, neolitik, kalkolitik, Tunç çağı, Hitit, Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu, çeşitli beylikler ve Osmanlı dönemi medeniyetine ait eserler, Müzemizin zenginlikleridir.

İlimiz sınırları içerisinde, Karakaya baraj gölü suları altında kalan alanlarda, Pirot, Caferhöyük, Köşkerbaba, İmamoğlu ve Değirmentepe höyük gibi kurtarma kazılarında ve 1961 yılından beri kazısı devam eden Arslantepe Höyük'te çıkarılan eserler geçmişi günümüze taşıdığı gibi, günümüzü de geleceği aktaran birer tarih laboratuarı özelliğini verir Malatya Müzesine.

Müzede bulunan nadide eserlerden birkaçı şunlardır:

Neolitik Heykelcikler: M. Ö. 8000 yılına tarihlenen, kireç taşından yapılmış ilk heykel örnekleridir. 1985 yılında yapılan kurtarma kazıları sırasında, İzollu bölgesi Caferhöyük'te gün ışığına çıkarılmışlardır. Anadolu neolitik yerleşim birimleri ile çağdaş olan bu yerleşim yerinde, bu ilk heykel örneklerinin yanı sıra, tarıma geçiş ve toprağı ilk işleme kültürünün gelişmesinde kullanılan malzemeler de (Obsidyen bıçak, orak, ok ucu, keski ve delgiler) müzede yer alır.

Kılıç ve Mızrak Uçları: Arşlantepe höyük, eski tunç devri (M.Ö. 3200-3000)1. tabakasında, toplu olarak bulunan bu eserler bronzdan yapılmış olup, arsenik alaşımlı olmaları ve bazılarının gümüş kakmalı olması ilgi çekmektedir. Devrine göre, formları, kakmaları ve arsenik alaşımlı olmaları bu eserlere arkeolojik litaratürde ünik bir yer sağlamaktadır.

İnsan Mezarı: Arslantepehöyük'te geç kalkolitik çağı katında bulunan bu mezar M.Ö.4000 yıllarına tarihlenmektedir. Anadolu'da ölü gömme adetlerinin ünik bir örneği olan bu mezar, orijinalliği bozulmadan sağlamlaştırılarak Müzeye getirilmiştir. Mezarda bulunan ceset, genç bir kadına ait olup, süs eşyaları ve mutfak kapları ile birlikte arkeolojik dilde hoker vazifesi denilen, çocuğun ana rahminde duruş şekli gibi yatırılmış olarak defin edilmiştir.

Durum şöyle yorumlanmaktadır:

Devrin insanı dünyaya nasıl gelindi ise öyle gidilmesi düşüncesi ile ve tıp dünyasını çok yakından ilgilendiren bir yöntemle, devrinde çocuğun ana rahminde yatış şeklini bilen bir zihniyetle, kadın cesedini bu mezara defin etmişlerdir.

Ayrıca, yine ölü gömme adetlerini gösteren küp mezarlarda, sağlamlaştırılarak, müzede teşhire sunulmuştur.

Mühür Baskılar (Bulle): Arslantepehöyük'te. eski tunç çağma (M.Ö. 3200-3000) ait Kültür katında bulunan, saray kalıntısının, giriş yönünde hemen solunda yer alan küçük bir mekanda topluca bulunan mühür baskıları, Arslantepe'nin (Melida/Maldiya günümüz Malatya'sının antik adı), o devi de büyük bir ticaret merkezi olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.Bu buluntular geç kalkolitik çağda Arslantepede ortaya çıkarılan Saray komleksi içerisnde ilkel muhasebe sistemi ve brokrasinin ilk doğuşuna ışık tutmaktadırlar.

Kral Mezarı: Arslantepe kazılarında ortaya çıkartılan Geç uruk dönemi sarayının kralına ait M.Ö.2900 yılına tarihlenen ve 70'den fazla mezar buluntusu veren kral mezarının bir rekonstüriksüyonu Müze'de yapılarak sergilenmektedir. Kralın hoker vaziyette yatış biçimi ve mezarın üzerinde kurban edildiği varsayılan 4 kişinin bulunma pozisyonları ilgi çekmektedir.

Yine, ayrıca Karakaya baraj gölü su altında kalan ve kurtarma kazısı yapılan Değirmentepe höyük'te ortaya çıkarılan mühür ve mühür baskıları da aynı özelikleriyle dikkati çekerler. Bu nadide eserlerin yanı sıra, tüm eserler geçmişin kültür hazineleri olarak günümüze ışık tutmaktadır. Her eser kendi başına birer hazinedir.

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI

MERKEZ İLÇE

1- Yeni Camii: Hicri 1328, Miladi 1912-13 yıllarında inşa edilen son Osmanlı dönemi eseridir. Halen ibadete açık olan cami, kare planlı ve tek kubbeli olarak kesme taştan yapılmıştır. İkisi Cami bünyesinde, diğeri doğu avlusunda olmak üzere üç minarelidir. Mihrap dışa taşkındır.

2- Yusuf Ziya Paşa Camii: Hicrî 1207, Miladî 1792 yılında inşa edildiği giriş kapısı üzerindeki kitabede yer almaktadır. Sadi Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı camiinin duvarları taş, üzeri ahşap çatılıdır. Minaresi sonradan örülmüştür. Son cemaat yeri bitişiğinde iki türbe vardır, halen ibadete açıktır.

3- Çarşı Camii: Kitabesi olmayan Camii, tahminen 17. yüzyıl mimarisi bir kiliseye aittir. Sonradan camiye çevrilmiş olup, halen açıktır. Bina kesme taşla inşa edilmiş, üzeri çatılıdır.

4- Taşhoron Kilisesi: 18. Yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen kilisenin kitabesi siliktir. Dikdörtgen planlı, tek kubbeli yapının taşıyıcı unsurları kesme taştır. 1970'li yıllarda yıkılmıştır. Doğu yönünde apsis ve her iki yanında merdivenle çıkılan papaz odaları yer alır. Halen terk edilmiş durumda ve haraptır.

5- Venk Kilisesi: Malatya Merkez Çamurlu Köyü'nde bulunan dikdörtgen planlı kilise, taş yapısı ve plan tipi ile bazilikaları andırır. Ancak, son Osmanlı dönemi eseri olan yapı, halen terk edilmiş durumda ve haraptır.

6- Tahtalı Hamam: Kitabesi bulunmayan, ancak mimari özellikleri ile son Osmanlı eseri olduğu belli olan hamam dikdörtgen planlı ve kesme taştır. Hamam üç bölümdür.

7- Halk Eğitim Merkezi Binası: 19. Yüzyıl sonu olarak bilinen yapının kitabesi yoktur. Son osmanlı dönemi eserlerindendir. Tamamen kesme taştan yapılmış olan eserin oda bölümleri kargirdir. Ortada uzunca bir salon ve etrafında odalar yer alır. Yapının bodrum katı vardır. Atatürk'ün Malatya'yı ziyaretinde kaldığı binadır.

8- Gazi İlkokulu Binası: Cumhuriyet döneminin ilk yapı örneklerindendir. Kitabesi olmamasına rağmen tahminen 1933 yılında yapılmıştır. Biri bodrum katı olmak üzere üç katlıdır. Bina, kesme taştan inşa edilmiş oda bölmeleri kargir yapılarak, okul olarak hizmete açılmıştır. 1988 yılında Malatya Valiliği ve Millî Eğitim Müdürlüğü'nce esaslı restarasyon geçirilmiştir. Halen okul olarak hizmet vermektedir.

9- Derme İlkokulu Kapısı: Üzerinde kitabe bulunmasına rağmen, yapı son Osmanlı dönemi eseridir. 1907 yılında yapılan esas ilkokul binasının ön tarafındadır. Esas bina yıkılmış ve zamanla bugünkü okul binası yapılmıştır. Açıklıkta ahşap iki katlı kapı yer alır.

10- Atatürk Anıtı: Malatya'da çift heykel olarak da adlandırılan anıt, 1946-1947 yıllarında yaptırılmıştır. İki bölümlü anıtın, birinci bölümü taş kaide, ikinci bölümü bronz Atatürk ve bayrak taşıyan çıplak genç erkek figürüdür. Anıtın mimarı Nejat Sirel, heykeltıraşı Hakkı Bey'dir. Devrinde yüzotuzbin (130.000.-TL) lira halktan toplanarak yaptırılmıştır.

11- İnönü Anıtı: Malatya Valiliği önündeki meydanda yer alan anıt, 1946-1947 yılarında heykeltıraş Nejat Sirel ve Hakkı Bey tarafından yapılmıştır. Bu anıt, Atatürk anıtı gibi iki kademeli olup, taş kaide ve bronz ismet İnönü heykelinden oluşur. Devrinde yüzaltmışbin (160.000.- TL) lira halktan para toplanarak yaptırılmıştır. Taş kaide yüzeylerinde kabartma kompozisyonu yer alır.

12- Askerî Şehitlik: Merkez, Paşa Köşkü Semtinde bulunan Şehir Mezarlığı içerisindedir. Askeri Şehitlik olarak kullanılmaktadır. 1946 yılında Kıbrıs'ta şehit düşen Kemal Özalper burada yatmaktadır.

13- İnderesi Mağaraları: Askerî saha içerisinde bulunan mağaralar tahminen paleolitik devire hitap eder. Ancak tabii ve fiziksel nedenlerle bozulma fazladır. Tahribatın fazlalığı tarihi izleri yok etmiştir.

14- Sivil Mimarlık Örnekleri: Merkez sinema caddesinde bulunan beş konaklar olarak bilinen yapılar ve aynı sokak dokusunda toplam onüç (13) ev. Ayrıca, Niyazi Mahallesi'nde Karakaş Konağı ve Balanlılar evi, Merkez Tekke Camii arkasında yer alan Istanbulluoğlu Konağı, Merkez K. Mustafa Paşa Mahallesi'nde bir ev, Derme İlkokulu karşısında bir ev (H. Çekirdek evi). Bu yapılardan Şerafettin Arpacı evi mülk sahibi tarafından restore edilmiştir. Yine bu yapılardan Balanlılar evi ve Derme ilkokulu karşısında yer alan (H. Çekirdek evi) sahipleri tarafından yıkılmıştır. Tüm yapıların sayısı 18'dir. (Ancak ikisi yıkılmış) Yine tüm yapılar 1930-1940 yılları arasında yapılmış ve halk mimarisinin güzel örnekleridir.

15- Aslantepe Höyük: Malatya merkezine 4 km. mesafede Orduzu (Bahçebaşı) mevkiindedir. Neolitik zamandan (M.Ö. 8 bin), Roma dönemine kadar, bütün kültürleri, tahminen 27 kültür katı ile barındırır. Höyük'te, 1961 yılında başlayan düzenli bir kazı çalışması halen devam etmektedir. Höyük'ten çıkarılan eserlerin tümü Malatya Müzesi'ndedir. Ancak, 1931-1937 yılları arasında yapılan kazılardan çıkarılan ve değerli heykeller, halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir, Örenyeri olarak ziyaret açıktır.

16- Samanköy Höyük: Merkez Samanköy'de bulunan sivri yapılı Höyük, yüzey buluntularına göre kalkolitik ve Tunç çağı yerleşimi barındırmaktadır. Herhangi bir ilmi kazı yapılmamıştır.

17- Furuncu Höyük: Malatya-Elazığ Karayolu üzerinde, Çiftlik ve Furuncu Köyü kavşağındadır. Karayolu geçmiş yıllarda Hö-yük'ün yarısını götürmüştür. Höyük'te tahribat fazladır. Herhangi bir ilmi kazı yapılmamıştır. Höyük katları incelemesine göre, kalkolitik, tunç ve demirçağı ile Roma dönemi kültürlerini barındırır.

18- Maltepe Höyük: Malatya, Orduzu Pınarbaşı Gölet kenarında yer alır.

YAZIHAN İLÇESİ

1- Abdülrezzak Camii: Fethiye Köyü'nde yer alan camii, Osmanlı dönemi (Kanuni Devri) Mimari örneklerindendir. Yörede Uzun Hasan Camii olarak bilinir.

2- Fethiye Höyük: Fethiye Köyü merkezinde yer alan höyük, yüzey buluntularına göre kalkolitik çağdan başlayarak Roma dönemine kadar iskan görmüştür. Selçuklu ve Osmanlı döneminde köy yerleşime açıldığından höyük kullanılmamıştır. Höyük'te herhangi bir ilmi kazı yapılamamıştır. Ancak fazla tahrip edilmiştir.

3- İriağaç-Köy Camii: Köy Camii yıkılmış, sadece yeri ayaktadır. Taşmalzeme ile inşa edilmiş tek yapı üzerine beşik tonozludur. Üzerindeki kitabede, 1866 tarihinde Hüseyin Bin Hüseyin tarafından yaptırıldığı yazılıdır.

4- Kuruçay Höyük (Hacı Höyük): Yazı-han îlçesi, Karaca Köyü, Kuruçay mevkiinde yer alan Höyük; Roma, Bizans, Osmanlı kültürlerini kapsar. Herhangi bir ilmi kazı yapılamamış ve çok iyi korunmuştur.

5- Buzluk: Ansır Köyü sınırları içerisinde bulunan yerleşim birimi mağaralarıdır. Ayrıca, yörede mezarlık alanları mevcuttur. Mağaralar, bugün çok bozulmuştur. Tahminen paleolitik yerleşime de sahne olmuştur.

YEŞİLYURT İLÇESİ

1- Kaletepe Höyük: Yeşilyurt ilçesi, Şabandede mevkiinde yer alan Höyüğün yüzey araştırmalarına göre, Roma ve Bizans dönemlerini barındırdığı tespit edilmiştir. Höyük'te herhangi bir ilmi kazı yapılmamış, ancak kaçak kazılarda tahrip edilmiştir.

ARGUVAN İLÇESİ

1- Karahöyük: Arguvan ilçesi Karahöyük Köyündedir. Etrafında tarlalarla çevrili höyükte en çok tunç çağı ve hitit dönemi yerleşimine rastlanmıştır. Höyükte herhangi bir ilmi kazı yapılamamış ve iyi korunmuştur.

2- İsahöyük: Arguvan ilçesine giden Malatya-Arguvan Karayolu üzerinde İsa Köydedir. Etrafı tarlalarla çevrili höyükte, yoğun olarak eski tunç çağı iskan görmüştür. Höyükte herhangi bir ilmi kazı yapılmamış, iyi korunmuştur.

3- Morhamam (Uzunoğlan) Höyüğü: Arguvan ilçesi, Morhamam Köyünün Fırat Baraj gölü kenarında yer alan höyük, yoğun olarak ilk tunç çağından başlayarak iskan görmüştür. Höyükte herhangi bir ilmi kazı yapılmamış, ancak kaçak kazılar yapılmıştır.

KULUNCAK İLÇESİ

1- Eşref Höyük: Kuluncak İlçesi Konak Tepe sınırları içerisinde yer alan höyük, yoğun olarak tunç çağını barındırmaktadır. Höyükte herhangi bir ilmi kazı yapılamamış, ancak kaçak kazılar yapılmıştır.

2- Kabak Abdal Türbesi: Alvar Köyünde yer alan türbe kitabesine göre 1844 tarihlidir. Kare planlı yapının üzeri kubbelidir. Yapı içerisinde beton sıvalı bir mezar yer alır. Köylülerin imkanlarıyla sürekli tamir görmüştür.

DOĞANŞEHİR İLÇESİ

1- Sulu Mağara: Doğanşehir îlçesi Polat Kasabasına 5 km. uzaklıkta dağlık bir alanda yer alan mağara tabii güzelliği ve jeolojik yapısıyla tabii sit bölgesidir. Sarkıt ve dikitler görülmeye değerdir. Herhangi bir kültür görülmemektir. 2- Roma Sur Kalıntıları: Roma dönemi Doğanşehir Surlarını meydana getiren Kale, günümüze bir kaç yerde ayakta kalan kalıntılarıyla gelmiştir. Kesin tarihi ve yaptıran belli değildir. Eski bir resim veya gravüre rastlanmamıştır.

HEKİMHAN İLÇESİ

1- Taşhan: Üzerinde yer alan ve üç dilde yazılı kitabesine göre 1218 Miladi 615 hicri yılları yazılıdır. Buna göre Selçuklu Döneminde Ebu Salim Bin Ebul Hasan tarafından yapılmış ve 1. Izettin Keykavuş yaptırmıştır. Osmanlı döneminde yoğun tamir görmüş olan han, dikdörtgen planlı ve avlulu, eyvanlı yapı grubundadır. 1980'li yıllarda vakıflar idaresince tamir edilmiştir.

2- Köprülü Mehmet Paşa Camii: Hekimhan îlçe Merkezinde yer alan cami tek minareli ve kesme taştan inşa edilmiştir. 1660 tarihinde yaptırılmış ve 1815 tarihinde esaslı tamir görmüştür. Caminin ilk kitabesinde Fazıl Ahmet Paşa'nın yaptırdığı yazılıdır. Esas mekan dikdörtgen planlı olup, üzeri kubbelidir. Son cemaat yeri revaklı olup, beş küçük kubbelidir.

3- Köprülü Mehmet Paşa Hamamı: Kitabesi olmamasına rağmen tahminen 17. yüzyıl eseridir. Ancak harap durumdadır. Dökdörtgen planlı hamam üç bölümlü, klasik Osmanlı tipidir. Kesme ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Tamire muhtaçtır.

4- Kilise: Hekimhan ilçesi merkezinde eski hapishane olarak kullanılan bina, yıkık durumdadır. Son Osmanlı veya Bizans (olabilir) dönemi dikdörtgen planlı, basit basilika tipindedir.

5- Güzelyurt Höyük: Hekimhan-Güzelyurt yol güzergahında yer alır. Yoğun olarak tunç çağını barındırır. Tahribat fazladır.

AKÇADAĞ İLÇESİ

1- Arga Tepesi: Akçadağ ilçesi Merkezinde yer alan, yapılaşma ile bozulan höyük yoğun olarak Eski Tunç Çağı ve Hitit Kültürlerini barındırır. Büyük bir yerleşim alanı olmasına rağmen, ilçe merkezinin höyük üzerine ve hemen yanma iskan kurması sebebiyle höyük sınırları daralmış ve tahrip olmuştur. Herhangi bir ilmi kazı yapılmamış, ancak yapılaşma nedeni ile bozulmuştur.

2- Ören Höyük: Akçadağ ilçesi Ören Köyüne çok yakın olan höyük, yoğun olarak tunç çağı kültürünü barındırır. Höyükte herhangi bir ilmi kazı yapılmamış olmasına rağmen iyi korunmuştur.

3- İkinciler Höyük: Akçadağ İlçesi İkinciler Köyünde tarlalar arasında yer alan höyükte yoğun tahribat olmuştur. Yoğun olarak Tunç Çağı ve Demir Çağı Kültürlerini barındıran höyükte ilmi kazı yapılmamıştır.

4- Levent Vadisi-Bağköy Kaya Kabartmaları: Akçadağ İlçesi Levent bucağının bulunduğu tabii ve gösterişli vadinin bir bölümünde yer alan, kaya mağaraları ve kaya kabartması Roma dönemini fazlaca yansıtır. Ancak, Geçhitit olarak da yorumlanabilmektedir.

DARENDE İLÇESİ

1- Roma Mezarı: Yenice Kasabası merkezinde yer alan Maşattepe Mevkiinde bulunan tümülüste yapılan kurtarma kazısı sırasında gün ışığına çıkarılan mezar anıt,içten düzeltilmiş dıştan moloz taş ve topraklarla dolgulandırılmış taştan inşa edilmiştir. Çift dromos (Mekan) lu yapıda, boşlukta ahşap sanduka (tabut) içinde kadın cesedi bulunmakta idi. Ayrıca taşınır nitelikteki küçük buluntular, Malatya Müzesinde teşhire sunulmuştur. Tahminen M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenmektedir. Aynı bölgede açılmış üç adet tümülüs daha bulunmaktadır.

2- Merkez Tümülüs: Darende İlçesi, Eski Darende mevkiinde yer alır. Büyük ihtimalle Roma Dönemi tümülüsüdür.

3- İki Mezarlık: Darende İlçe merkezi, Eski Darende mevkiinde yer alan ve halen kullanılan Osmanlı Mezarlarını barındıran iki adet mezarlık, çevre belediyesince çevrilmiştir.

4- Doğal Akvaryum: İlçe merkezi, Somuncu Baba mevkiinde tohma çayı vadisi içerisinde yer alan kayalar içerisinde balıklı gölün kaynağı durumundadır. Balıklar buralara yumurtalarını bırakarak çoğalmaktadır. Aynı kaynaktan uzunca bir ark'la su yolu bağlantısı, Camii avlusunda bulunan sonradan yapılan havuza akmaktadır.

5- Somuncu Baba Boğazı: Darende İlçesinde yer alan balıklı göl ve Somuncu Baba Camii ile başlayıp taş köprüye varan dik kayalardan meydana gelen, Tohma çayının ortadan aktığı tabii boğazdır.

6- Tohma Çayı Doğal Vadisi: Darende ilçesinde, Somun Baba Camii, doğal akvaryum, balıklı gölü içine alarak taş köprüye kadar uzanan ve dik kayalık yamaçlardan oluşan vadinin, taş köprüye yakın bölgesinde doğal bir hamam (sıcak su) yer alır. Yörede burası Gehver veya Gâvur hamamı olarak bilinir.

7- Aşudu (Günpınar) Şelalesi: Darende İlçesi, Günpmar Köyü sınırları içerisinde, Tohma çayı yatağında yer alan, tahminen 45-50 metre yüksekliğinde kayaların arasında suyun sert akışı şelaleye güzellik katar. Turizme açık bir sit bölgesidir.

8- Kavlak Köprüsü: Darende İlçesinde bululan ve halen kullanılan taş köprüdür. Herhangi bir kitabe ve yazıt yoktur. Ancak son Osmanlı dönemi eseridir.

9- Taş Köprü: Darende İlçesinde, Tohma Çayı üzerinde ve doğal vadinin hemen bitiminde köprügözü olarak bilinen taş köprü bir gözü betonarme ile onarılmış ve halen ulaşımı sağlamaktadır.

10- Nadir Köprüsü: Darende İlçesinde bulunan Son Osmanlı Dönemi bir köprü Tohma çayı üzerindedir. Üç gözü olan köprünün, bir gözü kapatılmış, diğer iki gözü betonarme ile onarılmıştır. Halen ulaşıma açıktır.

11- Ulu Camii Minaresi: Eski Darende mevkiinde yer alan Ulu caminin esas mekanı yoktur ve sadece minaresi ayaktadır. Kitabe olmamasına rağmen, yapım tarzı ve işçilikte, caminin beylikler dönemi 14. yüzyıl eseri olduğu tahmin edilmektedir. Tek şerefeli minarenin küllah kısmı tahrip olmuştur ve kesme taştan inşa edilmiştir.

12- Danabey Minaresi: Eski Darende mevkiinde, kesme taştan inşa edilen ve şerefe korkulukları ve küllahı yıkılmış olan minare, kayıtlara göre H. 1156 M. 1727 yılında Osmanlı Paşalarından Hacı Hüseyin Paşa tarafından yapılmıştır.

14- Hacı Müsrif Minaresi: Eski Darende Mevkiinde kesme taştan inşa edilen Minare onaltıgen gövdelidir. Kayıtlara göre H. 1170 M. 1740 tarihinde Osmanlı Paşalarından Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır.

15- Somuncu Baba Camii Minaresi: Eski Darende. Somuncu Baba küllüyesinin hemen bitişiğinde, ancak eski bir camiye ait minare , H. 1907 M.1677 tarihinde Osmanlı döneminde yaptırılmıştır. Bu tarihe göre Şeyh Hamit-i Veli zaviyesinin minaresidir. Kare kaideli ve onaltıgen gövdeli, minare tek şerefeli olarak taştan inşa edilmiştir. Bitişiğinde bulunan cami sonradan yapılmıştır.

16- Mehmet Paşa Kütüphanesi: Eski Darande mevkiinde bulunan eser, kare planlı, kesme taş duvarlı ve tek kubbelidir. Portal üzerindeki kitabeye göre h.1193 M. 1763 tarihinde Osmanlı Paşası, Darendeli Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

17- Bedesten: Eski Darende mevkiinde bulunan bedesten, Osmanlı dönemi eseridir. Dikdörtgen planlı klasik Osmanlı kapalı çarşıları planndadır. Orta büyük avlu etrafına odalar sıralanmıştır. Yapının taşıyıcı duvarları kesme taş, diğer bölümleri ve üzerinde moloz taşlarla örtülüdür. Oda üzerleri beşik tonozludur. Çok harap durumdadır. Tahminen Hüseyin Paşa Vakfına aittir.

18- Hasan Paşa Hamamı: Eski Darende mevkiinde bulunan Hamam, klasik Osmanlı tipine uygun olarak iki bölümlü ve kesme taştan inşa edilmiş esas mekan kubbelidir. Tahminen Osmanlı paşalarından Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Diğer bir adı da Hüseyin Paşa Hamamıdır.

19- Zengibar Kalesi: Yörede senkbar ismi ile de anılan kalıntı, tahminen Osmanlı dönemi eseridir. Darende ilçesi kuzey yamaçlarında yer alan kalenin giriş kapısı kalmıştır. Kesme taştan inşa edilmiştir.

ARAPGİR

1- Çobanlı Konağı: Bugünkü varislerin soy ismiyle adlandırılan konak, esasında Osmanlı paşalarından Cevat Şakir Paşa Konağıdır. Ayrıca Halil Vamık Paşa Konağı olarak da adlandırılır. Giriş katı ile birlikte üç katlıdır. Taş malzeme ile örtülü duvarların aralarına ahşap hatıllar atılmış, çatı sacla kaplıdır.

2- Ulu Camii: Eski Arapgir'de kayalık bir alanda yar alan camide kitabe olmadığından tahminen 14. yüzyıl İlhanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir. Yapının en gösterişli yeri kuzey yöndeki ana giriş kapısıdır. Aslında Ulu cami olarak adlandırılıyorsa da çevresinde yer alan eserlerle bir külliyenin parçasıdır. Kesme taştan inşa edilmiş cami yörenin gösterişli yapıla-rmdandır.

3- Mir-i Liva Ahmet Paşa Camii: Osmanlı dönemi, 18. yüzyıl ilk dönemi eserleri olan cami, Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Arapgir İsaoğlu mahallesinde yer alır. Cami kubbesiz olup, dikdörtgen planlı ve tamamen kesme taşi ile inşa edilmiştir. Minaresi batı köşesinde yer alır ve taştan inşa edilmiştir.

4- Gümrükçü Osman Paşa Camii: Eski Arapgi'de bulunan camii H. 1209 M. 1787 tarihinde, Osmanlı Paşalarından Gümrükçü Osman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taş yapı, tek minarelidir. Kare planlı cami, Arapgir çayı kenarında-dır.

5- Molla Eyüp Mescidi: Arapgir Osman Paşa mahallesinde yer alan yapının bir diğer adı ise Ispanakçı Mustafa Paşa Kütüphanesidir. Ancak bugünkü görünümü kütüphaneden çok mescide benzer. Dikdörtgen planlı yapıya kuzeyden girilir. Kesme taş ve moloz taş kullanılarak inşa edilmiş, üzeri kubbelidir. Kitabesi olmamasına rağmen tahminen 18. yüzyıl eseridir. Çok harap durumdadır.

6- Cafer Paşa Camii: Eski Arapgir'in, Osman Paşa mahallesinde yar alır. Kitabesine göre H. 1105 M. 1683 tarihinde Cafer Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Ancak yapı 14. yüzyılda Şeyh Masan tarafından yaptırılmış, İlhanlı Beyliği eseridir. Kare planlı yapı, tek kubbeli, tek minareli basit yapıdır. Halen ibadete açık olan cami bakıma muhtaçtır.

7- Yeni Camii: Arapgir'de Osman Paşa Mahallesinde bulunan cami tamamen harap durumdadır. Minaresi olmayan cami tamamen kesme taştan inşa edilmiştir. Üzerinde kitabe olmamasına rağmen tahminen Akkoyımlular Beyliği dönemi (1398-1515) eseridir.

8- Hanikâh: Eski Arapgir'de Ulu caminin hemen yanında yer alan yapı, tahminen 14. yüzyılda İlhanlı Beyliği tarafından bir küllüye olarak yapılmıştır. Yapının planı (L) şeklindedir. Yapı tamamen moloz taştan inşa edilmiştir.

9- Çarşı Hamamı: İsaoğlu Mahallesinde bulunan hamam, kitabesinin okunamaz durumda olmasına rağmen 1806 tarihi okunmaktadır. Dikdörtgen bir alanı kaplayan hamam iki kubbeli ve moloz taştan inşa edilmiştir. Hamam üç bölümden oluşmaktadır.

10- Elmasik Hamamı: Ermeni Mahallesi olarak bilinen mahallede bulunan hamam iki kubbeli ve taşla inşa edilmiş, ancak portali kesme taştır, dikdörtgen bir alanda bulunan hamamın kitabesi yoktur. Tahminen 19, yüzyıl Osmanlı eseridir. Harap durumdadır.

11- Osman Paşa Hamamı: Aynı isimle mahallede bulunan hamam, 19. yüzyıl Osmanlı eseridir. Dikdörtgen alan üzerine oturan yapının dış duvarları kesme, iç duvarları ve kubbe moloz taşla inşa edilmiştir. Hamam üç bölümlü olup günümüzde harap durumdadır.

12- Osman Paşa Çeşmesi: Osman Paşa mahallesinde, Gümrükçü Osman Paşa camii ile Osman Paşa Hamamı arasında yer alan çeşme, kesme taştan inşa edilmiştir. Kitabesi olan caminin tarihi belli değildir. Ancak 18. yüzyıl Osmanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir.

13- Eski Arapgir Kalesi: Eski Arapgir de sarp bir kayalıkta inşa edilen kale, 14. yüzyıl beylikler dönemine aittir ve yalnızca duvar izleri kalmıştır. Çok harap durumdadır.

14- Büyük Kozluk Köprüsü: Kozluk çayı üzerinde bulanan köprünün kitabesi var, tarihi yoktur. Ancak beylikler dönemi eseri olduğu tahmin edilmektedir. Kesme taştan inşa edilen köprü iki gözlüdür.

15- Eski Arapgir Kale Köprüsü: Kozluk Köprüsüne 100 metre güneyindedir. Kesme taştan inşa edilen köprünün kitabesi yok, ancak beylikler dönemi eseri oluduğu tahmin ediliyor. Köprü tek gözlüdür.

BATTALGAZİ (Eski Malatya) İLÇESİ:

1- Kale Surları: Roma devri kalesinin yapımına M.S. 79 yılında başlanmış uzun yıllar devam eden inşadan sonra getirilerek 530-40 yıllarında tamamlanmıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarım görmüştür. Esasta 95 burcu ve 11 kapısı bulunan kale bugün harap durumdadır.

2- Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı: 1632 yılında 4. Murat Han'ın silahtarı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı yapının malzemesi kesme taştır. Üzeri tonoz sistemiyle örtülü yapı 1965-1970 yıllarında restore edilmiştir. Yazlık ve kışlık olmak üzere iki bölümdür.

3- Ulu Camii: 1224 yılında Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat tarafından yaptırılan cami, Anadolu'da, İran Selçukluları mimarisi geleneğini sürdürün mihrap önü kubbeli, avlu ve eyvanlı tek eserdir. İçinde yer alan çini ve mozaikler devrin en güzel örneğidir. Mimari Yakup Bin Ebubekir'dir. Esas taş kitabesi Malatya Müzesindedir. Cami taş ve tuğladan yapılmıştır. Çeşitli devirlerde esaslı tamirler görmüş. Doğu va batı cephelerinde iki portali, taş işçüikleriyle dikkati çeker. Tuğla minaresi yapının kuzeybatı köşe-sindedir. 1970'li yıllarda restorasyon geçiren cami, esasta güney cephesinde yer alan kalıntıların ait olduğu Şahabiye Kübra Medresesi ile birlikte bir külliyedir

4- Melik Sunullah Minaresi: Bugün yalnıcza minaresi kalan camii, 1394 yılında Abdullah Hüsnü Oğlu Çerkez tarafından yaptırılmıştır. Minare tuğladan inşa edilmiş, halk tarafından vaiz ocağı olarak bilinir.

5- Emirömer Mescidi: 1556 yılında yapılan, diktörtgen planlı bugün mescid olarak değil, türbe olarak ziyaret edilmektedir. Taş duvarlı eser düz damlıdır. Türbe içerisinde mezar bulunmaktadır.

6- Karahan Camii: Kitabesine göre, 1583 yılında, Malatya Miralayı Hüsrev Bey tarafından yaptırılan bu Osmanlı eseri kareye uygun planlıdır. 1900 yılında restora edilen caminin son cemaat yeri revaklarla çevrilidir.

7- Ak Minare Camii: Zaim Yusuf oğlu Himmet tarafından yaptırılan camii Osmanlı eseri kesme taştan yaptırılmıştır. Tek kubbeli caminin minaresi yıkılmıştır.

8- Sütlü Minare (Çermik): Kitabesi bulunmayan eser yapım takniği ve kullanılan malzemelere göre Osmanlı Devrine aittir. Bağlı olduğu cami yıkılmıştır. Halen yıkılmak üzere olan minare tek şerefelidir.

9- Namazgah: Seceddün İsak oğlu Ke-maleddin Kâmyar tarafından 1243 yılında yaptırılan eser orijinal durumunu muhafaza ederek günümüze gelmiştir. Tamamı kesme taştan yapılmıştır. Selçuklular döneminde yol güzergahlarında yolcuların rahatlıkla namaz kılmaları için inşa edilen namazgahta bir mihrap ve yedi basamaklı minber yer alır.

10- Alacakapı Mescidi: 1585 yılında yaptırılan cami, sonradan büyük onarım görmüş, tuğla minare 20. yüzyılda yaptırılmıştır. Üzeri ahşap çatıdır. Kare planlıdır.

11- Sıddı Zeynep Kümbeti: Üzerinde herhangi bir kitabe olmamasına rağmen yapım tekniği olarak Selçuklu devri eseridir. Piramid külahlı çokgen yapı, taş malzeme ile yapılmıştır.

12- Kanlı Kümbet: Kitabesi okunmaz durumdadır. Kare planlı taş ve tuğla malzeme ile yapılan anıt mezar, tahminen 1300 yıllarına aittir. İki katlı kümbetin alt katı mumyalık, üst katı ziyaret yeri olarak inşa edilmiştir. Tahminen dışa konik bir külah ile örtü olması gereken kubbe içten yarım ay şeklindedir. Harap durumda tamire muhtaçtır.

13- Halfetih Minaresi: Tamamen tuğla malzeme ile yapılan minare 13. yüzyıl eseridir. Tahminen çevresinde bulanan cami veya medresinin bir parçasıdır. Yapı tekniği ile malzeme olarak Ulu cami ile çağdaştır. Halk tarafından "Hötüm Dede" olarak bilinir.

14- Toptaş Camii: Kendi ismi ile anılan manellede yer alan cami çok tamir görmüş ve orjinal durumu bozulmuştur. Kitabelerdeki tarihlere göre 1681 ve 1827 tarihlerinde tamir edilmiştir. Minaresi 1960'lı yıllarda inşa edilmiştir. Cami üzeri çatılıdır.

15- Şahabiye-i Kübra Medresesi: Ulu Camii'nin güneyinde çok harap durumda olan kalıntılar bu medreseye aittir. Sanat tarihçi araştırmacılara göre Selçuklu Sultanı Keykavus zamanında Mimar Semaddin Muhammed İbn Osman ve Tekfuroğlu Stefan isimli ustaya yaptırılmıştır. Ulu Camii ile birlikte küllüye olduğu tahmin edilmektedir.

16- Ahmed Duran Mescidi ve Türbesi: Muhammed Sabit Bey tarafından 1792 yılında ahşap olarak inşa edilmiştir. Yöre halkı tarafından kutsal sayılarak sık sık ziyaret edilir. Battgalgazi'nin sadık bir subayı olduğu rivayettir.

17- Kırk Kardeşler Şehitliği: 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi mezarlığı olan yerleşim birimi, Battalgazi Belediyesince etrafı taş ve beton duvarlarla çevrilmiş korunmaya alınmıştır. Halen dökülmüş vaziyette mezar taşları, yazı, stil ve yapılış tarzıyla Selçuklu Dönemini yansıtır. Halk buranın 40 adet Selçuklu yiğidine ait mezarlık olduğuna inanır.

DOĞAL GÜZELLELİKLER VE MESİRE YERLERİ

Orduzu Pınarbaşı

Orduzu Pınarbaşı, Malatya merkezinde adı en çok bilinen mesire yeridir. MalatyaElazığ karayolu üzerinde, merkeze 5 km. mesafede Bahçebaşı (Orduzu) semtinde kaynak sularının önüne set çekilerek bir gölet oluşturulmuştur. Yamaçları çam ağaçlarıyla çevrili olan bu yer yaz aylarında şehir halkının dinlenme yeridir. Yazın sıcak günleri Malatyalılar ve zaman zaman da dışarıdan gelenler Pınarbaşı'na akın eder ve göl kenarında piknik yapıp dinlenirler. Yazlık gazinolar, Malatya Belediyesi tarafından göl kenarında yaptırılan dinlenme tesisleri ve Mişmiş park'ta inşa edilen Kayısı Fuarı alanı Orduzu Pınarbaşı'nı, kentimizin en gözde dinlenme alanı haline getirmiştir. Ayrıca, yörenin güzelliği ve sakinliği göz önüne alınarak, buraya Malatyaspor Kulübü, Spor Kompleksi ve yüzme havuzu yaptırmıştır. Futbolda kentimizi temsil eden Malatyaspor, yıl boyunca söz konusu tesislerden yararlanır. Kompleksteki çim saha, Malatyaspor tarafından antrenman alanı olarak kullanılırken, toprak saha amatör takımların hizmetindedir. Ek olarak, açık yüzme havuzu yaz aylarında yüzme müsabakalarına sahne olduğu gibi, halkın kullanımına da sunulur.

Horata

İl merkezine 5 km. mesafedeki Konak Kasabası'nda, Beydağı'nın eteklerinde çıkan Horata suyunun çevresinde bir mesire yeridir. Yaz aylarında kent merkezinden Horata'ya akın eden Malatya halkı, durgun, temiz ve soğuk suların yanında dinlenme fırsatı bulmaktadır.

Gündüzbey

Malatya'ya 8 km. uzaklıktaki Yeşilyurt llçesi'nin kasabası olan Gündüzbey, Derme Deresi'nin kaynak yeridir. Yeşile bezeli doğal güzellik, suyun bolluğu ve kasabanın sakinliği halkın ilgisini çeker ve yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrar. Kasaba içindeki ve yakınındaki parkların yanı sıra, Kapılık adıyla bilinen mevki görülmeye ve dinlenmeye değer yerler arasındadır.

Davullu Pınar

Yeşilyurt ilçe merkezine 2 km. mesafedeki Taftacık mevkiinde kaynak sularının kayaların arasından çıkıp dereye karıştığı bir dinlenme yeridir.

İnek Pınarı

Yeşilyurt İlçesindeki İnek Çayı'nın kaynağındadır. ilçeye 5 km. mesafede, Kadir Uşağı köyüne giden yol üzerindeki, Altmalı mevkiindedir. Doğal güzelliği, sakinliği ve yöredeki meyva bahçelerinin bolluğu, İnek Pmarı'nı görülmeye değer kılar. İnek Pınarı, yaz aylarında ilçedeki vazgeçilmez piknik yerlerinden biridir.

Sürgü Takaz

Doğanşehir llçesi'nin, Sürgü Kasabası'nda kaynak sularının çıktığı Sürgü Vadisinde yer alır. Malatya'ya 70 km. mesafededir. Asfalt yol ile ulaşılan mesire yeri bol, temiz ve soğuk sulu Takaz kaynağının oluşturduğu doğal bir akvaryum görünümünde olup, alabalık üretme tesisleri de bulunmaktadır.

SürgüTakaz, halkın, piknik için ilgisini çekerken, yöreyi ziyaret edenler, lezzetli alabalıkların tadına bakmaktan geri kalmazlar.

Sulu Mağara

Doğanşehir İlçesi, Polat Kasabası'na 6 km. mesafede olup, mağara içerisinde sarkıt ve dikitler mevcuttur. Görülmeye değer doğal bir Günpınar Şelalesi Darende Ilçesi'nin 10 km. batısındadır. Günpınar Çayı, kaynağından çıktıktan sonra kayalar arasında oldukça yüksek bir düşüş yapar. Şelalenin çıkardığı ses, toz halinde çevreye yayılan su zerreciklerinin kayalar üzerinde akışı izlenmeye değer görüntüler ortaya çıkarır. Şelalenin çevresini kaplayan ağaçlar, Günpınar'm görünümünü daha da muhteşem hale getirir. Şelale, her yıl çok sayıda ziyaretçinin akınına uğramaktadır. Günpınar'ın çevre düzenlemesi Özel idarece yaptırıldıktan sonra, şelalenin cazibesi daha da artmış bulunmaktadır.

Somuncu Baba ve Çevresi

Darende ilçesi, eski Darende mevkiinde yer alan Somuncu Baba Camii önünde bulunan balıklı havuzu, balıkların çıktığı kuyu ile, caminin hemen yanında akan Tohma suyunun geçtiği vadi ve Tohma kenarındaki Kudret hamamı görülmeye değer yerlerdir.

Yukarıda sayılanların dışında, Arguvan ilçe merkezine 10 km. uzaklıktaki Kızık Köyü'nde bulunan, Balıklı Çeşme ile Bemara Çayı'nın geçtiği yeşilliklerle örtülü vadi, ilçenin 3 km. uzağındaki Dolaylı Mahallesi'nde Büyük Bağ adındaki su başı ile Gürge Köyü'ndeki Deliklitaş Arguvan Ilçesi'nin; Güzelyurt, Ilıcak, Uğurpınar, Şıp Şıp, Zurbahan ve Yücekaya Hekimhan ilçesinin mesire yerleridir.

SAĞLIK (İÇME VE KAPLICA) VE DAĞ TURİZMİ İMKANLARI

İspendere İçmesi

Malatya Elazığ yolu üzerinde Malatya'nın 28 km. doğusunda ispendere köyündedir. içme, ağaçlar arasında açık bir alanda olup, üç kaynaktan çıkan su hem içme, hem de banyo yapma amaçlı kullanılmaktadır. Suyu; sindirim sistemi, idrar yolları ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. îl Özel idaresince yaptırılan bir motel ve gazinosu mevcuttur.

Balaban İçmesi

Darende İlçesi, Balaban bucağına 1 km. uzaklıktadır. Mide, böbrek rahatsızlıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.

Harap Şehir İçmesi

Doğanşehir ilçesindeki bu içmenin suyu, idrar yolları hastalıkları ve böbrek rahatsızlıklarına ivi çelmektedir.

AV TURİZMİ VE BALIKÇILIK

Malatya'da kara avcılığının yanı sıra, Karakaya Baraj Gölünde su ürünlerinin yetiştirilmesi, balıkçılığın gelişmesini sağlamıştır. Kara avcılığı, keklik avına dayanır, ilin her bölgesinde dağlık ve meşelik kesimlerdeki kekliklerin bilinçsizce avlanması, bu hayvanın sayısında azalmaya yol açmıştır. Arapgir ve Pütürge ilçesinde yaban domuzu ve tavşan avlanması da yapılmaktadır.

Su avcılığı için Fırat Nehri, Tohma Çayı ve Karakaya Baraj Gölü'nden yararlanılmaktadır. Söz konusu yerlerdeki avcılık, yöre insanına ekonomik katkı sağlamaktadır.

Gençlik, Spor ve Kongre Turizmi

Amatör spor ve halk oyunları çalışmalarının yoğunlaşması, bölge ve Türkiye birinciliklerinin zaman zaman Malatya'da yapılması gençlik turizmine hareket katmaktadır.

Ayrıca, İnönü Üniversitesi'nce 2224 Ekim tarihleri arasında düzenlenen "Battal Gazi Malatya Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu" ilde kongre turizmine katkıda bulunmaktadır.

MALATYA'DA BELİRLİ GÜNLER

Türkiye çapında kutlanan belirli günlerin yanı sıra, Atatürk'ün Malatya'ya ilk gelişinin kutlanması 13 Şubat, II. Cumhurbaşkanı ismet inönü'nün ölüm yıldönümü nedeniyle yapılan anma töreni 25 Aralık, Malatya Kayısı Bayramı ve Fuarı 1731 Temmuz, Arapgir ilçesi Bağbozumu Şenlikleri Eylül ayının ilk haftası, Yeşilyurt Kiraz Festivali 1718 Haziran, Akçadağ Kültür ve Sanat Şenlikleri Eylül ayında ve çilek hasat mevsimi Kale ilçesinde de "En iyi Çilek Üretimi" yarışmaları düzenlenmektedir.

YÖRENİN DİĞER ÇEKİCİLİKLERİ

Kent ve ilçelerinin doğal güzelliğinin yanı sıra, kültürel ve tarihsel eserler ile bazı yerler, turistik açıdan öneme sahiptir ve ilgi çeker. Ancak şu bir gerçektir ki, ülkemize her yıl önemli bir girdi sağlayan turizm sektöründe Malatya adına ilginin kaynağı tartışılmaz biçimde Nemrut Dağı ve bu dağdaki açık hava mabedinde sergilenen eserlerdir. Nemrut'u Battalgazi Ilçesi'ndeki eserler izler.

NEMRUT DAĞI

"Dünyanın 8. Harikası" nitelemesini hakeden Nemrut Dağı, Commagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırılmış bir açık hava mabedidir. Mabedde yer alan tanrı heykelleri ve kralın anıt mezarı olduğu tahmin edilen tümülüsün bulunduğu Nemrut Dağı, Malatyave Adıyaman il sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Güneydoğu Toroslarm (Tümülüsle birlikte 2.150 metre) en yüksek noktası olarak kabul edilen zirvedeki arkeolojik kalıntılar, sadece ülkemiz bazında değil, dünya bazında da büyük öneme sahiptir. 196O'lı yıllara kadar zirveye herhangi bir motorlu araçla ulaşmak mümkün değildi. O yıllara dek Nemrut'a ancak yürüyerek veya at sırtında ulaşmak mümkündü. Sonraları, Malatya ve Adıyaman tarafından ayrı ayrı, yapılan yollar, zirveye minibüs, taksi gibi araçlarla ulaşmayı mümkün kıldı.

Tümülüsün yapımıyla oluşturulmuş 50 metre yüksekliğindeki tepe, onlarca kilometre uzaktan bile görülebilir. Uzaktan bakıldığında tepe, ucu sivriltilmiş bir kalem ucu görüntüsü vermektedir. Bu tepenin altında kral ve yakınlarının mezar odaları ile hazinenin olduğu ortaya atılmışsa da, şimdiye kadar yapılan çalışmalarda henüz böyle bir şeye rastlanmamıştır. Tümülüs, baş ve kafa büyüklüğündeki taşlarla kapatılmıştır. Taban yarıçapı 1.50 metre olan tepeyle birlikte, Nemrut Dağı 2.150 metreye kadar yükselir.

Nemrut Dağı'na Mayıs ve Kasım ayları arasında ulaşılabilir. Diğer aylarda, yöreye özgü iklim koşulları ve coğrafya nedeniyle, dağa gidilmez. Bu aylarda karla dolu yollar ve dağlar geçite izin vermez. Dağın eteğinde Malatya Valiliğince yaptırılan 40 yataklı Güneş Otel, ziyaretçilere turizm sezonu boyunca hizmet verir.

Nemurt Dağı, sadece heykeller ve röliyefleri görmek için ziyaret edilmez. Güneşin doğuşu ve batışı, yörenin diğer çekiciliğidir. Akşam bulutların arasında yavaş yavaş kaybolan, sabah ise tersini yaparak yükselen güneş, izleyicilere unutulmaz dakikalar yaşatır ve karelerce film harcatır. Acele etmeden, yavaş yavaş yüzünü gösteren güneşin ışıkları çevresinde, aylara göre değişen, renk cümbüşleri oluşur. Bazen inanılmaz güzellikteki rengin adı mor olur, bazen kızıl, bazen de menekşe... Gece vakti, güneş battıktan sonra, bu kez ay sahneye çıkar. Eğer ay yüzünü tamamıyla gösterdiği bir dönemde ise, yani dolunaysa, zirveden bakarak Adıyaman, Malatya, G. Antep, Diyarbakır ve Ş.Urfa'yı kıvrıla kıvnla kateden Fırat'ı seyretmek apayrı bir zevktir.

M.Ö. I. yüzyılda Commagene Krallığı'na hükmetmiş, I. Antiochos tarafından yaptırılan heykeller, tanrıları simgeler. Nemrut'un kalıntıları yapımından sonra, yüzyıllar boyu yalnızlığa terkedilmişlerdir. Sadece Dutluca, Harik, Gerger, Pütürge gibi yörelerden gelen avcılar ve çobanlar haberdar olabilmişler ve bunlar, günümüzden yaklaşık 150 yıl önce askeri amaçlarla yöreyi gezen, Prusyalı subaylar Helmut ile Moltke'yi kalıntılardan haberdar etmişlerdir. Sonrasında Nemrut Dağı zirvesindeki heykel başlarından tüm dünya haberder olmuş, araştırmalar, kazılar birbirini izlemiş, Nemrut ile ilgili bir yığın bilgi ortaya çıkarılmıştır.

Battagalgazi (Eskimalatya) İlçesi

Malatya'da turizmin ilgi odaklarından bir tanesi de Battalgazi ilçesinde yer alan eserlerdir. Bilindiği gibi Battalgazi halk arasında "Eskimalatya" adıyla anılmaktadır. Kuşkusuz bu tanımlama yersiz değildir. Roma döneminden 1838 yılına kadar Malatya halkı kent merkezi olarak bugünkü Battalgazi ilçesini seçti, "Aspuzu Bağları" denen günümüz Malatyası yazlık olarak kullanıldı. Söz konusu tarihte yapılan Nizip Savaşı nedeniyle Doğu Anadolu Kuvvetleri Komutanı Hafız Ahmet Paşa, orduyu Elazığ'dan boş olan Eskimalatya'ya getirdi. Aspuzu'ya yazlık için giden halk, ordu Eskimalatya'da kışlayınca dönemedi ve binaların tahtalarına kadar yakarak kente büyük zarar verdi. Böylece Yeni Malatya kentinin temelleri atılmış oldu. Malatya halkı, tarihin çeşitli dönemleri değişik uygarlıkların hükmü altında yaşarken, Eskimalatya'da çeşitli eserler inşa edildi.

Ulu Camii ve Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı bunlardan en önemlileridir. Camii Kebir olarak da anılan Ulu Camii ilk kez 7. yüzyılda Araplar tarafından yaptırılmıştır. Türkiye'de yaptırılan ilk camii olduğu sanılmaktadır. 1224 yılında Selçuklu Emiri Sabahattin îlyas tarafından yemden yaptırılmış, Memluk ve Osmanlılar döneminde onarılmıştır. Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce de onarımı yaptırılmıştır. Camii süsleme sanatının güzel örneklerine sahiptir. Kapı kemeri, büyük kubbe ve kasnağmdaki işlemeli taş oyma motifleri, beyaz, siyah, lacivert, yeşil ve firuze renkli çini mozayikler ilgi çekicidir.

Eski Malatya'da turistlerin ilgisini çeken diğer eser Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı'dır. 1632 yılında Silahtar Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Karakaya Baraj Gölü

Büyük bir bölümü Malatya sınırları içinde kalan Karakaya Barajı Göl alanı'nda, Malatya Valiliğince Kırkgöz Köprü mevkiinde yaptırılan turistik tesisler ve feribot işletmesi çalışmaları ile ilde göl turizmine canlılık katılmıştır. 1993 yılından başlayarak Valilik, mahalli imkânları kullanmak suretiyle, Kırkgöz köprüsünden başlamak üzere Kömürhan karayolu köprüsüne kadar devam eden kıyı boyunca bir sahil yolunun yapımı çalışmalarına başlamıştır. Bunun dışında, baraj kıyısında Turizm Bakanlağınca Turizm Geliştirme Planları yapılmış olup, arazi mülkiyet tesbiti gerçekleştirilmiştir.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.