Tekirdağ kültürel ve turistik mekanları

HABERLER ŞEHİR
1 Temmuz 2007, Pazar

TEKİRDAĞ HÜKÜMET KONAĞI'NIN TARİHÇESİ

Binanın ön kısmı; Hicri 1328 ( 1912-1913 ) de Mutasarrıf Selanikli Hüsnü Bey tarafından yaptırılmıştır. Arka kısmı ve önündeki beton bahçe 1934 yılında Vali Haşim İŞCAN tarafından yaptırılmıştır.

Binanın arka bahçesi ile arka kısımdaki 3 kat ilavesi 1946 yılında Vali Ferit NOMER tarafından yaptırılmıştır. Hükümet Konağının mevcut tapusu Maliye hazinesi üzerine olup, tapu kütüğündeki kaydı; müştemilatıyla beraber bahçeli kargir Hükümet Konağı olarak Ortacami Mahallesi, Hükümet Caddesi, Pafta 30, ada 100, parsel 6 dır. Hükümet Konağı'nın bahçesiyle beraber yüzölçümü 9254,88 m² dir

MÜZELER

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

Tekirdağ Müzesi 1967 yılında bugün Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün bulunduğu binada hizmete girmiş, 1977 yılına kadar küçük bir teşhir salonunda hizmetini sürdürmüştür.

Bugünkü müze binası 1927 yılında Vali Konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında İl Özel İdaresi'nce Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis edilen ilk Cumhuriyet dönemi yapılarından olan kâgir yapı, daha sonra aslına uygun restore edilerek müze haline getirilmiştir. Tekirdağ bölgesinde bulunmuş olan tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen toplam 14.051 adet eser bulunmakta olup, bunlardan 1.066 adedi sergilenmektedir.

a) Taş Eserler Salonu: Perinthos Marmara Ereğlisi), Heraion (Karaevlialtı), Byzante (Barbaros), Apri (Kermeyan), ve Tekirdağ'ın diğer ilçe sınırları içindeki ören yerlerinde bulunmuş steller, adak stelleri, heykeller, heykelciklerden oluşan taş eserler ile, Naip Tümülüsü Odası aynı boyutlarda hazırlanan cam bir oda içinde tüm buluntuları ile sergilenmektedir.

b) Arkeolojik Küçük Eserler Salonu: Tarih öncesi çağlardan Bizans dönemine kadar olan süre içinde yapılmış olan eserlerden pişmiş toprak Ana Tanrıça kabı, günlük kullanım kapları, krater ve amphoralar, madeni heykelcikler, kaplar, mızrak uçları, ok uçları, fibulalar, cam ve taş takılar, koku şişeleri, süs eşyaları ile madeni paralar sergilenmektedir.

c) Etnografya Salonu: Osmanlı ve yakın dönemlerde kullanılan pişmiş toprak sırlı kaplar, ateşli ve kesici silahlar, gümüş takılar, Tekirdağ yöresi kadın ve erkek kıyafetleri, hamam takımları, el işlemeleri sergilenmektedir. Karacakılavuz dokumaları ile eski Tekirdağ Yatak Odası teşhiri bu bölümde yer alır.

d) Tekirdağ Odası: 19. yy. ve 20. yy. Başlarını canlandıran bir oda iç fonksiyonlarıyla tasvir edilmiştir.

e) Açık Teşhir: Müzenin beş teraslı geniş bahçesinde Tekirdağ çevresinde bulunan Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari parçalar, lahitler, mezar taşları, yazıtlar, sütunlar, heykeller, mil taşları ve kabartmalar teşhir edilmektedir.

Aralık 2006 ayı sonu itibariyle Müzeyi 6566 yerli ve yabancı turist ziyaret etmiş olup, Müzede 9521 adet sikke, 2941 adet arkeolojik eser ve 1846 adet etnografik eser olmak üzere toplam 14308 adet eser mevcuttur

Rakoczi Müzesi

Macar prensi II. Ferenç Rakoczi'nin Tekirdağ'a 1720 yılında gelip ölüm tarihi olan 1735'e kadar içinde 15 yıl oturduğu dönemin Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan bir Türk evidir. Macar Hükümeti tarafından 1932 yılında bir Macar mimarına aslına uygun onartılarak Müze haline getirilmiştir.

Girişindeki Türkçe ve Macarca kitabede binanın ne zaman ve ne maksatla restore edildiği yazılmaktadır. İkinci kattaki büyük bir odada Macar istiklâl mücadelesi kahramanının yağlı boya bir tablosu ile muhtelif eşyaları ve tarafından yapılan tahta oymalarının kopyaları teşhir edilmektedir.

Namık Kemal Evi

Tekirdağ Namık Kemal Evi, Orta cami mahallesi, Namık Kemal caddesi No: 7 de, Namık Kemal Derneği, İl Özel İdaresi, Tekirdağ Eğitim Vakfı, Tekirdağ Belediyesi, Vakıflar, Okullar, Belediyeler, Gönüllü kuruluşlar ve tüm halkımızın desteği ile inşa edilmiştir.

21 Aralık 1992 de temeli merasimle atılan bina, 21 Aralık 1993 te hizmete girmiştir.

19.Yüzyıl Osmanlı mimarisi tarzında üç kat olarak inşa edilen bina aslına sadık kalınarak yapılmıştır. Etrafında geniş bir bahçe duvarı vardır. Binanın dışı ve altı odası ahşap malzeme ile kaplanmıştır.

Namık Kemal Caddesi'ne bakan bahçe duvarı tarafında büyük bir porta kapı ile bahçeye girilmektedir. Bahçede Açıkhava sahnesi ve seyirlik alan bulunmaktadır.

Bodrum katının bahçeye açılan kapısından bodruma girildiğinde büyük panolarla donatılmış sergi salonu göze çarpar. Burada çeşitli sergiler açılmaktadır.

1. kata mermer döşeli bir holden girilir. Burada Atatürk ve Namık Kemal'in büyük tabloları ilgi çeker. Sofaya girildiğinde ise Namık Kemal'in adını taşıyan yerler, basın ve yayınlar, belgeler, kendisine, ailesine ait fotoğraflar bulunur. Camekanlı dolaplarda ise Tekirdağ'ın eski fotoğrafları, 19. Yüzyılda kullanılan el ve ev işleri, aydınlatma araçları, kahve, çay takımları bulunmaktadır.

Sofanın sol köşesindeki mutfakta Tekirdağ yöresindeki her türlü mutfak araç ve gereçleri teşhir edilmektedir.

Eski kiler odası, modernize edilerek, 19. Fırka ve Atatürk odası olarak döşenmiştir. Burada Atatürk'ün Tekirdağ'a çeşitli gelişleri ile ilgili hatıralar sergilenmektedir.

1. kattan 2. kata geniş bir merdivenle çıkılır. Çıkışta Gazi Hasan Paşa, Yavuz Sultan Selim ve Türklerin Rumeli'ye geçiş tabloları yer almaktadır.

2. kat bir salon ve dört odadan ibarettir. Namık Kemal Salonu'nunda Tekirdağ ve yöresi erkek ve kadın kıyafetleri ibrik ve abdest leğeni vs. Diğer gömme camekanlar ise Namık Kemal'in eserleri (kitapları, gazeteleri, yazıları) ve görev yaptığı, sürgüne gönderildiği yerlerin fotoğrafları ve diğer eşyalar ile tablolarla bezenmiştir.

Büyük salona açılan misafir odası, Tekirdağ İl Özel İdaresini temsilen derneğe yaptığı katkılardan dolayı bu odaya Vali Şenol Engin Misafir odası adı verilmiştir. Geleneklerimize göre misafir odası olarak döşenen odada, alçak bir sedir döşenmiş, arka yastıkları, köşe yastıklarının yanında Tekirdağ'ın gelin kıyafetleri dallı ve bindallılar sergilenmiştir.

Mehmet Serez Tekirdağ Araştırmaları ve Basın Odası ise derneğin kurucularından ve Namık Kemal Evi'nin bu duruma gelmesinde büyük emeği geçen Mehmet Serez'in adını taşımaktadır. Odada Tekirdağ'lı şair ve yazarlar, devlet adamları, bilim adamları ve Tekirdağ ile ilgili belgeler sergilenmektedir.

Namık Kemal Odası'nda ise Namık Kemal'in soy kütüğü ve 19. Yüzyıla ait birçok eşya bulunmaktadır. Evin yatak odası eski devri yansıtan karyola, ayna, sedir, divan, çeyiz sandığı gibi eşyalarla süslenmiştir. Bu odanın içinden gusulhaneye geçilmektedir. Burası da bir Türk Hamamı şeklinde düzenlenmiştir.

MALKARA EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI MÜZESİ: 1993 yılında açılan bu özel müzenin halkın gönüllü bağışlarıyla 250 civarında arkeolojik, 350 civarında etnografik ve 475 civarında da sikkeden oluşan koleksiyonu bulunmaktadır. Halen 4 katlı Kültür Sitesinin 1. katında hizmet vermektedir. Tel: (0.282) 4270172-3

KÜTÜPHANELER

Osmanlı döneminde bazı medrese ve camilerde açılan ilk kitaplıklar günümüze ulaşamamıştır. Cumhuriyet döneminde bu alandaki çalışmalar 1930'lardan başlayarak Halkevleri'nce sürdürülmüştür. Okuma odaları ve kitaplıklar 1950'de kurumla birlikte kapatılmış, kaynakları da dağıtılmıştır. Bundan sonraki çalışmalar Kadınlar Birliği, Milli Eğitim Bakanlığı, Kütüphane Kurma ve Yaşatma Dernekleri ve Belediyeler gibi çeşitli kurum, kuruluş ve derneklerce yürütülmüştür. O yıllarda, İl'de yalnız bir çocuk kitaplığı açılabilmiştir. Aynı yıl Merkez İlçe, Çorlu ve Muratlı'da 3 halk Kütüphanesi açılmıştır.

Namık Kemal İl Halk Kütüphanesi: 1955 yılında çocuk kütüphanesi olarak Halkevi'nde açılan kütüphanemiz, 1964 yılında İl Halk Kütüphanesi haline dönüşmüştür. Kütüphanede 46089 adet kitap mevcut olup, Barbaros caddesindeki (Eski İtalyan Konağı) binasında hizmet vermektedir.

100. Yıl Şube Halk Kütüphanesi: 1991 yılında, 100 yıl mahallesinde açılmış olup, 2001 yılında "Ertuğrul Mah. Mimar Sinan Cad. Yamaç Sk. No:2" adresine nakledilmiştir. Bu kütüphanede de 3846 adet kitap bulunmaktadır.

Çorlu İlçe Halk Kütüphanesi : 1970 yılında açılmıştır. "Omurtak Caddesi, No:85" adresinde hizmet vermektedir. Kütüphanede 13.277 adet kitap mevcuttur.

Muratlı İlçe Halk Kütüphanesi : 19,10,1973 tarihinde açılmıştır. Belediye binasın 3. katında hizmet vermektedir. Kütüphanede 9985 adet kitap mevcuttur.

Hayrabolu İlçe Halk Kütüphanesi : 1988 yılında açılmıştır. "Hisar Mah. Alpullu Cad." adresinde hizmet vermektedir. Kütüphanede 8.250 adet kitap mevcuttur.

Çerkezköy İlçe Halk Kütüphanesi : 1992 tarihinde açılmıştır. Belediye Binasının 4. katında hizmet vermektedir. Kütüphanede 5.120 adet kitap mevcuttur.

Saray İlçe Halk Kütüphanesi : 1999 yılında açılmıştır. Atatürk İlköğretim Okulu binasında hizmet vermektedir. Kütüphanede 2.041 adet kitap mevcuttur.

Velimeşe Halk Kütüphanesi: 1993 yılından beri Çorlu ilçesine bağlı Velimeşe beldesinde hizmet veren kütüphanede 4.368 adet kitap mevcuttur.

Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı Kütüphanesi: 1993 tarihinde açılmıştır. Malkara Kültür Sarayı'nın 2.katında hizmet vermektedir. Kütüphanede 5.000 adet kitap mevcuttur.


CAMİLER VE KÜLLİYELER

Tekirdağ'ın Türkler tarafından fethinden sonra ( 1357 ) gerek merkez ilçede gerekse de diğer ilçelerde Osmanlı mimarı tarzında camiler ve külliyeler yaptırılmıştır. Bu camiler yapı özellikleri bakımından farklıdır. Tek kubbeli camilerin yanında çeşitli fonksiyonlu camilerde görülmektedir.

Rüstem Paşa Külliyesi

Bugün külliyenin camii, hamamı, bedesteni, medresesi ve kitaplığı ayaktadır. Vaktiyle kervansaray'ı ve imareti olduğu da söylenmektedir. Fakat bugün camii ve bedesteni en iyi durumda olan yapılardır.

Rüstem Paşa Camii

Ertuğrul mahallesindedir. 1553 tarihli camii Kanuni Sultan Süleyman'ın Damadı Rüstem Paşa yaptırmıştır. Camii avlusuna yalın bir kapıdan girilir. Avludaki mermer şadırvan, kurşun kaplı beşgen çatıyla örtülüdür. Kuzeydeki çift devaklı son cemaat yeri, ana mekanda yanlara doğru taşar. Dış son cemaat yeri ahşap çatı, iç son cemaat yeri ortada haç tonoz, yanlarda ikişer kubbe ile örtülüdür. Taç kapı dikdörtgen bordürlü ve mukarnaslıdır. Yapı kitabesi büyük bir pano içerisinde mukarnasların altında, onarım kitabesi (1841) ise sağdaki mihrabiyenin üstündedir. Kare planlı ana mekan kubbeyle örtülüdür. Kubbeye geçiş tromplarladır. Köşelerdeki taşıyıcı payelere oturmaktadır. Taşıyıcı ayakların arasındaki sivri kemerli nişlerle kare plana devinim kazandırılmıştır. Kubbe kasnağı dıştan da payandalarla desteklenmiştir.

Kubbedeki alçı kabartma çiçek ve çelenkler dışında bezeme yoktur. Yalın bir yapıdır.

Mukarnaslı mihrap dikdörtgen silmelidir. Mermer minberin yan aynalık ve korkulukları geometrik motiflidir. Camii ana mekan duvarları ile kubbe kasnağındaki pencerelerle aydınlık bir görünüm kazanmıştır. Kuzey batıdaki çokgen gövdeli tek şerefeli minarenin kemerli girişi taç kapının sağındadır.

Medrese : Camiinin otuz metre doğusundadır. 1880'de harap olunca üzerine ahşap bir okul kurulmuştur. Rüştiye ve idadi olarak kullanılan bu yapı Cumhuriyet İlkokulu olarak kullanılmıştır. (Bugün sadece temel ve duvar kalıntıları görülebilir.)

Kitaplık : Camii ve medrese arasındadır. Kare planlı kubbeli bir yapıdır. Binaya ocak ve baca eklenerek sonraları aşhane olarak kullanılmıştır. Söz konusu kitaplık restore edilerek kullanımı elverişli hale getirilmiştir.

Hamam : Medresenin hemen yanındadır. İlk şekli ile kubbeli bir yapı olan hamamın üzeri ahşap bir çatı ile örtülüymüş. Kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere bir çifte hamam şeklindeki yapıdan geriye, sadece taş ve tuğla duvarlardan bir kısmı kalmıştır.

Bedesten : Caminin 200 m. batısındadır. Altı kubbeli dikdörtgen planlı bir yapıdır. Kubbeler sekizgen kasnaklara oturur. Bedestenin dört tarafta birer kapısı vardır. Kapı kemerleri dıştan yuvarlak, içten sivri kemerlidir. Taş ve tuğla karışımından inşa edilmiş olan yapının uzun cephelerinde üçer, kısa cephelerinde ikişer pencere açılmıştır. Bedestenin kubbeleri birbirine geniş kemerlerle bağlı olan iki büyük fil ayağıyla taşınır. Kubbe geçişleri pandantiflerle sağlanmıştır. Son yıllarda onarılmış olan yapı Küllîyenin cami ile birlikte sağlam olarak görülebilen bir kısmıdır.

Rüstem Paşa Çarşısı : Ayrıca Camii'nin doğusunda son olarak yeni bir çarşı yapılmıştır. Yeri Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan bu çarşı toplam 49 dükkandan ibaret olup inşaatına 1986 yılında Vali Dr. Süleyman Oğuz zamanında İl Özel İdaresi'nce başlatılmış, 1988 yılında da tamamlanmıştır. Külliyenin dönem özelliklerini yansıtan mimariye sahiptir.

Eski Camii

Ertuğrul mahallesindedir. Yapım kitabesi yoktur. İlk yapı yanmıştır. Kaynaklardan bu yapının 1830'da Zahire Nazırı Tekirdağlı Ahmet Ağa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Cami önündeki sekizgen şadırvan perde motifleriyle bezelidir. Motiflerin üstündeki yazı kuşağı her yüzde ikişer pano içindedir. 1836'da yapıldığı anlaşılan şadırvan, ahşap çatıyla; uzun dikdörtgen planlı iki katlı son cemaat yeri düz çatı ile örtülüdür. Sundurmalı taç kapıdan ana mekana girilir. Dikdörtgen planlı ana mekanın üç yanı kadınlar mahveli ile çevrilidir. Üst kat mahvelinin ortasında dairesel çıkıntı biçiminde müezzin mahfili yer alır. Altıgen mihrap nişi istiridye motiflidir. Alınlığı kıvrık dal ve çiçek motifleriyle bezenmiştir. Mihrap nişi istiridye motiflidir. Bu niş ana mekandan ayrı dikdörtgen bir bölme içindedir; sağında minber, solunda vaaz kürsüsü bulunmaktadır. Minber ve kapı üstündeki motiflerden başka bezeme yoktur.

Orta Camii

Kapıdaki kitabeden bugünkü yapının eski camiinin yerine yaptırıldığı yazmaktadır.1854-1855 yılların da Kürkçü Sinan Ağa tarafından yaptırılmıştır. Hükümet Caddesindedir. Duvarlar moloz taştır. Dikdörtgen planlı ana mekan ile buna eklenmiş kare planlı bir bölüm ve son cemaat yeri, ahşap çatı ile örtülüdür. Batı duvarına bitişik basamaklarla ikinci kata, girişin sağındaki basamaklarla kadınlar mahveline çıkılır. Taç kapının önünde iki ahşap sütunlu sundurma vardır. Aydınlanma, duvarlar ve kubbe kasnağındaki pencerelerle sağlanmıştır. Ahşap tavanda iki süs görülmektedir.

Doğu ve batı duvarlarındaki gömme ayakları başlıkları, akantus yaprakları ve çelenklerle bezelidir. Başlıklardaki panolarda halife adları yazılıdır. Barok biçimindeki Mihrap nişinin yanlarında akantus yaprakları ile bezeli ayaklar vardır. Mihrap kavsarası motifli alçı süslemelidir.

Hasan Efendi Camii

Hasan Efendi Caddesindedir. 1627 yılında yaptırılmıştır. Hasan Efendi'nin mezarı yanındadır. Taş minaresinin şerefeden yukarısı depremde yıkılmıştır.

Yusuf Ağa Camii

Muratlı caddesi üzerinde, orijinalde kendisi ve minaresi ahşap bir camii iken sonradan gördüğü onarımla bugünkü halini almıştır.

İnecik İmaret Camii

XV. Yüzyılda (1498-1499) Antalya Mirlivası Hüseyin Bey (Paşa) tarafından yaptırılan Tekirdağ'daki en eski camilerden biridir. Beş kubbeli son cemaat yeri ile büyük bir kubbenin örttüğü kare mekandan oluşur. Cami ters T planlıdır. Camiinin batı tarafında Antalya Mirlivası Hüseyin Bey'in türbesi bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılan türbe ile cami hizmete girmiştir.

Ayaz Paşa Camii

Saray ilçesi'ndedir. 1539'da Sadrazam Ayaz Paşa yaptırmıştır. Kubbeyle örtülü, son cemaat yeri ile ana mekandan oluşan kesme taş duvar örgülü küçük bir yapıdır. Ana mekan kubbeyle örtülüdür. ince silindirik gövdeli minare tek şerefelidir.

Gazi Süleyman Paşa Camii

Malkara İlçesi Camiatik mahallesinde şehitlik abidesinin kuzey batısında yer alır. Bizanslılar zamanında kilise olduğu, Osmanlıların Malkara'yı zaptı sırasında mescit'e çevrilmiş olduğu söylenmektedir.(1365) Batı kapısı üzerindeki kitabeye göre de Yıldırım Beyazıt (1389-1402) tarafından Gazi Süleyman Paşa adına camiye çevrildiği anlaşılmaktadır.

Vakıflar Genel Müdürlüğündeki kaydına göre 1365 tarihinde yapılmıştır. 1.151 m² alan üzerine 284 m² alan kaplayan caminin cemaat kapasitesi 600 kişidir.

Cami 1306 hicri, 1888/89 miladı yılında Sultan Abdülhamit'in emriyle büyük bir onarım geçirmiştir. Bu onarıma ait kitabe kuzey taç kapısının üzerinde yer alır. Daha sonra bazı ilaveler yapılarak bugünkü haline getirilmiştir. Halen mevcut olan minaresi daha sonra inşa edilmiştir.

Gazi Süleyman Paşa Camii dikdörtgen planlı, derinlemesine sahan düzenlemeli, ahşap sütunlu ve düz dam örtülü Anadolu Selçuklu dönemi Ulu Camii planında yapılmıştır.

Hacerzade İbrahim Bey Camii

Malkara İlçesi 14 Kasım caddesinde Hüseyin Köse İlköğretim Okulu'nun yanında yer alır. 1406 tarihinde Hacerzade İbrahim bey tarafından yaptırılmıştır. Yapının mimarı belli değildir. Bu cami Balkan Savaşında ve depremlerde büyük hasara uğramıştır. Cami restore edilmiş, eski durumuna çok yakın hale getirilmiş ve 15 Ekim 1971 tarihinde ibadete açılmıştır.

Yapı tamamen düzgün kesme taş malzemeden cephesinde mermer malzeme de kullanılmak suretiyle tek kubbeli mescit planında yapılmıştır.

Minare; yapının kuzeybatı köşesinde yer alır. şerefe altına kadar olan kısmı orijinaldir. Şerefe ve üst kısmı 1970 yılında tamir görmüştür. Sekizgen minare kaidesinin üç yüzü duvar içinde kalmış olup, beş yüzü dışarıdan görülebilmektedir. Her yüzde Bursa kemeri tabir edilen sepet kulpu kemer süs unsuru olarak kullanılmıştır. Oluklu bir gövde üzerinde mukarnas altlıklara sahip şerefe ve üzerinde de bodur bir petek kısmı, külah, madeni alan yükselir.

Gazi Ömer Bey Camii

Malkara İlçesi Gazibey Mahallesinde hâl binalarının kuzeyinde yer alır. Mora fatihi Turhan Bey'in oğlu olan Gazi Ömer Bey tarafından 1493/94 yılında yaptırılmıştır. Adına yapılan külliyeden bugün sadece cami ve türbe ayaktadır. Mescid, kervansaray ve dükkanlar kalmamıştır.

Cami, bir buçuk metre kalınlığında, 13 m boyunda, tamamen düzgün kesme taş malzemeden, bütün mekanın tek kubbe altında toplandığı merkezi planlı bir yapıdır. Son cemaat yerini üç kubbe örtmüştür.

Yapının minaresi, batı yönünde yer alır. şerefeye kadar olan kısım orjinal, şerefeden yukarısı yakın zamanlarda onarım görmüştür.

Bu cami Osmanlıların Rumeli'de yaptıkları camilerin en eskilerindendir.

Ulu Cami (Güzelce Hasan Bey camii)

II.Beyazıd'ın damadı Güzelce Hasan Bey tarafından 1500 yılında Hayrabolu merkezine yaptırılmıştır.

Osmanlı mimarisinin örneklerinden olup 10,29 m çapında merkezi bir kubbe ile yanlarında 4,55 m çaplarında 4 küçük kubbe ile örtülmüştür.

Cami 1877 yılında kendi vakfı tarafından tamir edilmiştir. Balkan Harbi öncesi meydana gelen deprem ve 1920 deki depremle hasar görmüş, 1947 yılındaki onarıma kadar ibadete kapalı kalmıştır.

Paşa Camisi

1409 yılında çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 1875 yılında da onarım görmüştür.

Ömer Efendi Camisi

1504 –1505 yıllarında yarı kagir olarak yaptırılmıştır. 1872'de ise ahşap olarak onarım görmüştür.

Çarşı Camisi

Hasip Bey Camii olarak da bilinir 1686 - 1687 yıllarında Kethüdazade çorumlu Mustafa Bey yaptırmaya başlamış Mehmet Hasip Bey tarafından yarı kagir olarak tamamlanmıştır.

Süleymaniye Camii

Çorlu'nun merkezinde bulunan cami Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521 yılında yaptırılmıştır.

Kare bir plan üzerine yapılan caminin malzemesi kesme taştır. Külliye olarak yapıldığı cami ile birlikte imarethanesi, medresesi ve hamamdan oluştuğu kaynaklarda belirtilen yapılardan sadece camii ayaktadır.

Fatih Camii

Tekirdağ ilindeki en eski yapılardandır. Çorlu ilçesinde olup Fatih Sultan Mehmet'in süt annesi Daye Hatun tarafından 1453 yılında yaptırılmıştır.

Cami-i Kebir

Şarköy ilçesinde bulunan ve Gazi Süleyman Paşa tarafından 1325-1330 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Trakya'da Osmanlılar tarafından yapılan ilk camidir. 13 Aralık 1983 tarihinde yanmış ancak daha sonra onarılarak yeniden ibadete açılmıştır.

TÜRBELER

Malkara'da: Fatih'in ünlü komutanlarından Turhan Oğlu Ömer Beyin türbesi, Hayrabolu'da: Kanuni'nin deve kolları komutanı ve çağının büyük şairi, Melâmi pirlerinden Ahmed_i Serban'ın türbesi, Çorlu'da: 16. Yüzyılın tanınmış Türk Bilgin ve şeyhlerinden olan Vizeli Bihişti Ramazan Efendinin kabri bulunmaktadır.

HANLAR

Tekirdağ'da geniş ve çok odalı 49 han olduğu ancak şimdi bunlardan hiçbir eser kalmadığı bilinmektedir. Bunların en önemlileri: Menzil Hanı, Çorlulu Dimitro'nun Hanı, Karagöz'ün Hanı, Büyük Han'dır.

ÇEŞMELER

Tekirdağ şehri bol miktarda akan sulara sahip idi. Bu sular halkın istifadesine sunularak, caddeleri, meydanları ve cami avlularını süsleyen çeşmeler ve şadırvanlar yapılmıştır. Mahmut Sümer'in "Tekirdağ'ın Eski Günleri" isimli eserinde "Ecdadımızın nefsir kasabada (Tekirdağ'da) hayrat olarak yaptırıp bıraktığı o güzel tarih abidesi çeşmelerden (82) tanesinin 1945-1946 yıllarında yıkıldığına şahit olunmuştur." denilmektedir.

Bugün İl Merkezinde Sahil Şadırvanı, Meydan Şadırvanı, Çiftlikönü Meydan Şadırvanı ile birlikte İskele Çeşmesi, Şehitler Anıt Çeşmesi, Şabanoğlu Çeşmesi, Hacı Çeşmesi, Kadı Çeşmesi, Sururi Ağa Çeşmesi, Meydan Çeşmesi, Rakoczi Çeşmesi, Solak Çeşme, Tavanlı Çeşme, Yusuf Ağa Çeşmesi, Kuru Çeşme bulunmaktadır.

İlçe merkezlerinde de bazıları şunlardır:

Çorlu İlçesi'nde; Fatih Çeşmesi, Hastane Çeşmesi, Çoban Çeşmesi, Kumlu Çeşme, Aşk Çeşmesi, Tavanlı Çeşme. Şarköy İlçesi'nde; Kuru Çeşme, Camii Kebir Çeşmesi.Malkara İlçesi'nde; Mermer Çeşme, Hüsrev Kethüda Çeşmesi, Baş Çeşme, Kabil Çeşme, Zülfükâr Ağa Çeşmesi, Künk Çeşmesi.

KÖPRÜLER

İlimizde Osmanlı Devletinden zamanımıza kadar ermiş birçok köprü görülebilir. Bunların başlıcaları şunlardır.

Naip I. Köprüsü, Naip II. Köprüsü, İnecik Köprüsü, Çorlu I. Ergene köprüsü, Çorlu II. Ergene Köprüsü, Yenice Köprüsü (Malkara), Hacılar Köprüsü (Hayrabolu), Muratlı Köprüsü (Muratlı)- Taş Köprü (Çorlu)

HAMAMLAR

Yalı Hamamı : Bugün işleyen çifte hamamdır. Yaptıranı ve yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak 1944'te Belediye tarafından satın alınarak tamir ettirilmiştir. Kadın ve erkek tarafları 4'er kurnalı güzel bir hamamdır. İki büyük kubbesi vardır.

İnecik Erenler Hamamı : Tekirdağ Malkara yolu üzerindeki İnecik köyündedir. Tarihi hakkında kesin bilgiler mevcut olmamakla birlikte tarihi çok eskilere dayanır. Köy tüzel kişiliğince çalıştırılan hamam, yapılan onarımlarla birçok tarihi özelliğini kaybetmekle beraber halen kullanılır durumdadır.

Ayaz Paşa Hamamı : Saray ilçesinde Sadrazam Ayaz Mehmet Paşa'nın yaptırdığı külliyenin hamamıdır. (1536-1539) Ayaz Paşa Camii'nin yanında yer alır.

Bu hamamların yanında Tekirdağ'da Eski Hamam, Orta Hamam, Paşa Hamamı, Malkara'da Turhan Bey tarafından yaptırıldığı bilinen çifte Hamam ve yine Eski Hamam ya tamamen ya da kısmen tahrip olmuş tarihi hamamlardır.

KALELER

Tekirdağ, Hayrabolu, Malkara ve Beşiktepe'nin kale duvarlarına toprak altında yer yer rastlanmaktadır. Marmaraereğlisi, Çorlu ve Barbaros kalelerinin kalıntıları görülebilir. Bu kalelerin kesin sınırları ve büyüklükleri belli değildir. Semetli ve Dağyenicesi arasındaki kale tepesinde, Çimendere ve Gözsüz köylerine yakın iki tepe üzerinde de kale kalıntıları vardır. Koru dağlarında mevcut iki kale kalıntısının hayli yüksek duvarları orman içinde görülmektedir.

Çorlu Kalesi: Çorlu'nun kuzey batı kenarındadır. Doğusu ve batısı oldukça derin ve kuru dere yatakları ile çevrilidir.

Elmalı ve Yenidibek Kaleleri: Malkara'nın Elmalı köyünde Elmalı Kal'ası, Yenidibek Köyünde de Blovat Kalesi yıkılmış olduğu halde, surları yer yer görülmektedir. Her iki kalede bölge arazilerinin hakim tepelerine kurulmuş, yüzyıllarca önemli savunma görevlerini yerine getirmiştir. Osmanlıların bölgeyi fethetmesi ile birlikte kaleler yıkılmış, kullanılmaz duruma getirilmiştir. Bugün her iki kalenin yer üstünde bazı duvar kalıntıları görülmektedir.

Karacahalil Kalesi : Toprak üstü araştırmaları yapılan Karacahalil köyü hudutları dahilindeki Koca Kale diye de anılan kale ise konum itibari ile ilk çağlardaki yerleşimlere uygun Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezini görmektedir. Yer üstü buluntularından, siyah pişmiş toprak parçalarından, Tunç çağı yaşantısından (İ.Ö.5 yy.)dan Bizans dönemi yerleşmesine kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Osmanlılar Rumeli Kalelerini aldıkları zaman ekseriyetle yıkmışlar ve aynı yerde oturmayı tercih etmemişlerdir. Bu Kale yıkıntılarının civar köylerde ve hatta Malkara'da inşaat işlerinde kullanılması ile bu tarihi kalıntılar korunamamış ve ortadan kalkmıştır.

Kermeyan Kalesi: Bunlardan önemli olan Kermeyan Kalesi (Zesutare)dir. Kale, Kermeyan köyünde Taşlıkdere ve Kale Deresi arasında 200 dönümlük bir yerde dışı Keşan taşları ile yapılmıştır. Çok eski Kale olup oturma yeri olarak kullanılmıştır. Eski ismi APRİ dir. M.S. 50 yy. Roma İmparatoru Cladius tarafından emekli Roma subayları için kurulan antik şehirdir. Bizans döneminde yerleşim önem kazanmıştır. Osmanlılardan önce Balkanlardan inen akıncı kavimler tarafından yakılmış olabileceği gibi, Türklerin gelişinden önce Trakya'da çok büyük bir deprem olması sebebiyle de yıkılmış olabilir.

TARİHİ HORA FENERİ

112 yıldır aynı aile fertleri tarafından çalıştırılan fener, Fransızlar tarafından yaptırılmıştır. 96 kristalden meydana gelen fener kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapmaktadır.

TÜMÜLÜSLER

Trakya'da çeşitli yüksekliklerde arazi üzerinde görülen bu tepelerdir. Anıt mezar tepeleridir. Türkiye Trakyası'nda en erken tümülüse Kırklareli Taşlıcabayır Tümülüsü'nde rastlanmıştır. (İ.Ö. 1200) Anadolu'da en erken tümülüsler Frig Tümülüsleridir. (İ.Ö. 8-7 YY) Tümülüs geleneği Hıristiyanlığın kabulüne kadar devam etmiş olup en yeni örnekleri İ.S. 3. YY'la tarihlenmektedir. Gömülen kişilerin ekonomik yapılarına uygun olarak Tümülüs yükseklikleri değişmektedir.

Tümülüslere Tekirdağ İli'nde oldukça sık rastlanmaktadır. Henüz fazla kazı yapılmış değildir. Başlıcaları: Merkez; Karaevli Harekat Tepe, Naip, Işıklar, Kaşıkçı, Hacıköy, Çorlu'nun; Sarılar, çeşmeli, Marmaraereğlisi'nin Merkez ve Aytepe, Hayrabolu'nun; Kabahöyük, Delibedir, Hacıllı, Kadriye, Malkara'nın; Kermeyan, Gözsüz, Müstecep, Kavakçeşme Muratlı'nın; İnanlı tümülüsleridir. Bunlardan Naip, Karaevli Harekat Tepe, Hayrabolu Hacıllı Tümülüslerinde kazılar yapılmıştır.

Naip Tümülüsü: Naip Köyü'nün çanakçı ovasında doğal bir sırt üzerinde yaklaşık 17 m yüksekliğinde 90 m çapında bir tümülüstür. 1984 yılında kazısı yapılmıştır. Tümülüsün içinde bir dramos, dramostan sonra merdivenle ulaşılan bir mezar odası bulunmaktadır. Mezar odasında mermerden bir ölü yatağı, bir ziyafet masası, iki adet te sehpa bulunmaktadır. Küçük buluntular arasında gümüş kaseler, gümüş kepçe, gümüş süzgeç, bronz kandil, bronz kandil ayağı, bronz kalkan, bronz at koşumları, altın düğmeler yer almaktadır. Gömülen kişinin mezar yatağı üzerindeki kemikleri bulunamadığından kişinin kimliği konusunda buluntular üzerindeki araştırmalar sonuç vermemektedir. Mezar İ.Ö. 350 yılına tarihlenmektedir.

Karaevli Harekat Tepe Tümülüsü: Tümülüsün orijinal yüksekliği 22 m olup çapı 97 m kadardır. Tümülüste yapılan kazı sonucunda Trak Odyris Kabilesi krallarından Kersepleptes'e ait olduğu düşünülen sandık mezar buluntularıyla birlikte ele geçmiştir. Buluntular arasında altın kaplama boncuklarla süslü erguvani renk kraliyet elbisesi, meşe dalı şeklinde kraliyet tacı, sarmaşık dalı şeklinde Diyonizos Rahipliği tacı, bir kraliyet yüzüğü, ayaklarında sandaletleriyle ele geçmiştir.

Hayrabolu Hacıllı Köyü Tümülüsü: 9,5 m yüksekliğinde olup çapı 60 m kadardır. Yapılan kazı sonucunda kremasyon mezar tipi ortaya çıkmış olup, ölü yakıldığı yerde gömülmüştür. Mezar çukurunun önünde ziyafetlerin yapıldığı ve atının yakıldığı yuvarlak bir çukur daha tümülüsün tabanında bulunmuştur. Gömülen kişi mezarda bulunan kılıç, mızrak ve kalkanından anlaşıldığı kadarıyla Roma I. YY'da Trak'lı bir komutandır.

ESKİ TEKİRDAĞ EVLERİ

Tekirdağ'ın tarihi geçmişi çok eskilere gitmesine rağmen Tekirdağ 1357 yılından önce gerek Bizans döneminin gerekse de diğer kültür ve medeniyetlerin izlerine rastgelmek mümkün değildir. Bu da şunu gösteriyor ki Türkler bu şehre tam anlamıyla mühürlerini vurmuşlardır. Ancak bölgede Cumhuriyete kadar Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıklarda yaşıyordu.

Türk evleri çevrenin tabii ve sosyal çevrenin şartlarına, malzeme imkanlarına göre şekil değiştirdikleri, zaman içinde de türlü sanat akımlarına ayak uydurdukları görülmüştür. Rahat, ferah ve sağlıklı bir yaşama imkanı sağlayan, estetik açıdan üstün bir düzeye ulaşmış olan Türk evinin doğması Türklerin üstün sanat, yetenek ve yaratıcılıklarının sonucudur. Bu yansıma tabii olarak Tekirdağ iline ulaşmıştır.

Eski Tekirdağ evleri ilin eski yerleşim bölgesi olan Ertuğrul, Hürriyet, Ortacami, Eski cami, Yavuz, Turgut, Zafer ve Gündoğdu Mahallelerinin yanı sıra Malkara, Çorlu, Hayrabolu ilçelerinde de görülmektedir. Merkez ilçede toplam 260 kadar tescilli ev vardır. Bunların büyük bir çoğunluğu ne yazık ki harabe halindedir.

Tekirdağ'da cami, medrese, bedesten, han, hamam ve çeşme gibi eserler hep taştan yapılmıştır. Eski Tekirdağ evlerinin ise büyük çoğunluğu ahşap olup kâgir evler de vardır.

XVII. Yüzyılda Tekirdağ, bağ-bahçe ve gülistan bayırlar eteğinde bir şehirdir. Bu yüzyılda saray biçiminde 11 konak ve yüze yakın konak yavrusu büyük evin mevcut olduğu görülmektedir.

Bugünkü sahil ve sahil yolu deniz idi. Deniz sahil yolunun şehir tarafındaki büyük kagir evlere dayanırdı.

1927 yılından önce şehrin cadde ve sokakları daracık olup cadde ve sokak başlarında fenerler içerisinde numaralı teneke gaz lambaları yanardı. Sokakları Arnavut kaldırımıydı. Fenni kanalizasyon yoktu, eski künk borular vardı. Caddeler yangın vs. sebebiyle şehrin 3. valisi Arif Hikmet Bey'in çabaları ile bugünkü halini alabilmiştir. Bugünkü Muratlı caddesinin başı 1927 yılında yapılan kamulaştırma sonucu açılmıştır. Kente elektrik 30.11.1930 tarihinde Belediye başkanı Ekrem Bey'in zamanında getirilmiştir. İlk su şebekesi de ondan sonra yapılmaya başlanmıştır.

Mahmut Sümer "Tekirdağ'ın Eski Günleri isimli eserinde eski kayıtlara göre şehrin çeşitli mahallelerinde 4.414 evle 981 dükkanın ve 278 zahire deposunun mevcut olduğunu belirtmektedir. Günümüzde ise tescil kaydı devam eden 260 kadar sivil mimarlık örneği ile 63 anıtsal eser vardır.

Tekirdağ'ın eski kent dokusu ve sokaklarının oluşumunda başlıca etmenleri şöyle sıralayabiliriz.

· Şehrin deniz kenarında bulunması

· Bölgesel ve coğrafi etkenler

· Ekonomik etkenler

· Kültürel etkenler

Eski Tekirdağ evleri, yükseklikleri, mimari özellikleriyle uyumlu, çevreye ve birbirine saygılı, yanyana ve destek olarak bir bütünlük oluşturmaktadır. Evlerin yola, güneşe ve güzel manzaraya doğru açık cephesi bulunur. Eski kent dokusu içinde yer alan konutların tümünde, plan kuruluşu veya sokak konut ilişkisi yönünden ortak bir niteliğe rastlamak mümkündür.

Ertuğrul mahallesinde denize paralel caddeler ve bunları denize doğru dik olarak kesen sokaklar vardır. Burada deniz rüzgarlarının iç mahallere kadar girmesi amaçlanmıştır.

Eski Tekirdağ evlerinde, Türk aile geleneğinin etkileri görülür. Bunun en önemli örneği, büyük evlerin mekan olarak haremlik ve selamlık diye ayrılmasıdır.

Büyük ailelerin bir arada yaşama geleneği nedeniyle iki üç kuşak birarada otururdu. Evler de bu ihtiyaca göre düzenlenmiştir.

Kışlık yiyecekleri hazırlanarak saklanması ve diğer ihtiyaçlar içinde zengin katlar düzenlenmiştir. Buraları yaşama alanı olarak da kullanılırdı. Bazen ailelerin ihtiyaçlarına göre hayvanlar için barınak olarak kullanılmıştır.

Evlerin büyüklüğü ve tezyinatı ailenin ekonomik gücüne göre düzenlenmiştir. Varlıklı kimseler evin iç ve dış yüzüne yağlı boya ile boyatmışlardır.

Eski Tekirdağ halkı zevk sahibidirler. Halkın bu özelliğini evlerin cephesindeki tahta süsler yansıtmaktadır. Akşamları büyük havuzlu ve her cins çiçekli bahçelerde yapılan zevk ve sefalar, düğün ve hamamlardaki eğlenceler sosyal hayatın bir parçasıdır.

TEKİRDAĞ EVLERİNİN MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Tekirdağ'ın eski evleri, genellikle iki veya üç katlı olup ahşaptan yapılmıştır. Duvarları ahşap, çatkı arası kerpiç dolgudur. Dış cephe yatay olarak ağaç malzeme ile kaplanmıştır. Temeller ve zemin kat taştan yapılmıştır.

Büyük evlerin pek çoğu haremli, selamlıdır. Çatı katları oldukça yaygındır. Birçok evde orta kattaki cumbanın üstü çatı katında örtülü balkon şeklindedir.

Ağaç giriş kapıları çift kanatlı, oyma, kapı kollu veya tokmaklıdır. Giriş kapısı çoğunlukla giriş nişi ile içeri çekilmiştir. Birinci kata çıkan dış merdivenler mermerdir. Merdiven ön cephede olup genellikle 7-8 basamaklıdır. Çift taraflı merdivenler de vardır.

Taştan yapılan zemin katın tek kanatlı ayrı bir kapısı vardır. Kapı da genellikle evin ön cephesindedir ve alçaktır. Kiler, depo, ocak vb. zemin kattadır.

Evin içinden birinci ve ikinci kata tahta merdivenlerden çıkılır. Odalarda pencere altlarında sedir vardır. Tavan ve tabanlar tahtadır.

Evlerin hemen hepsi şahnisli, yani ileriye çıkmalı, cumbalıdır. Cumbaların altında cumba destekleri vardır. Ahşap direklerin destek olarak kullanılması da çok yaygındır.

Evlerin ön cephelerine tezyinat yapılmıştır. Evler geniş ve çok pencereli olup alt kat pencereleri demir parmaklıdır. Pencerelerin etrafında, dış cephede genellikle tahta süsler vardır.

Balkon, cumba veya saçaklar tahta süslerle süslenmiştir. Bu süsler tezyinatın en önemli unsurlarıdır.

Bitişik evlerde, çoğunlukla öne ve arkaya meyilli beşik örtüsü çatı, ayrık evlerde ise dört tarafa veya iki yana akıntılı çatı kullanılır. Çatılar saçaklı ve alaturka denilen tek oluklu kiremitle kaplıdır.

Günümüze kalmayan konakların cümle kapılarının gayet yüksek açılan kanatları olup, geniş bahçesinin bir tarafında, mutfağı, arabalığı, hayvan ahırları, uşak ve hizmetçi odaları, hususi mermer hamamı, büyük havuzlu çeşmesi, çift kuyusu vardır. Harem ve selamlığı ayrıdır.

TEKİRDAĞ'DA YAŞAYAN EL SANATLARI

Karacakılavuz El Dokumaları :

İlimiz el dokuma sanatının yaşatıldığı Karacakılavuz Kasabası merkez ilçeye 32 km. uzaklıktadır.

Karacakılavuz köyü dokumalarından yola çıkarak Karacakılavuz köyünün kökeni araştırıldığında, köklerinin Orta Toroslara dayandığı işledikleri motiflerden anlaşılmaktadır. Karaman oğlu beyliği sınırlarında yaşayan Karacakılavuzluların dedeleri Türklerin Trakya'yı ele geçirmelerinden sonra Fatih Sultan Mehmet döneminde (15. Y.Y. ilk yarısı) Toroslardan alınarak Balkanların Türkleştirilmesi amacıyla Balkanlara yerleştirilmişlerdir. Dokumacılığa Balkanlarda da devam eden Karacakılavuzlular daha sonra Tekirdağ topraklarına yerleşmişlerdir. Dokumalarının çoğunluğunda Anadolu motifleri bulunan Karacakılavuz dokumalarında ara motifleri olarak Balkan motiflerine de rastlanmaktadır. Bu nedenledir ki Karacakılavuz dokumaları toplumların yaşadıkları yörelerin izlerini taşımasının da ne kadar önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Anadolu ve Balkan motiflerinin işlenerek ortaya konulduğu Karacakılavuz dokumaları Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün çabalarıyla halen yapılmakta olup, hediyelik eşya olarak satışı yapılmaktadır.

Burada yaşayan halk ilk defa 1877-1878 yıllarında Bulgaristan'dan göçmen olarak gelmiştir. Halkın el sanatlarından olan bu dokumalar nesilden nesile yaşatılarak günümüze kadar gelmiştir.

Karacakılavuz el dokuma tezgahları yaklaşık 115 cm. Yüksekliğinde. 23 cm boyunda, 100 cm. eninde olup meşe ve gürgenden yapılmıştır. Daha çok çuval, minder yüzü, yastık yüzü, seccade, heybe ve kilim dokunmaktadır.

Kırmızı, turuncu, siyah, lacivert, yeşil, sarı, mavi, mor kullanılan başlıca renklerdir.

İplik malzemesi olarak önceden yapağı kullanılmakta ise de şimdi kolaylığa ve rahatlığı bakımından yün kullanılmaktadır.

Desenler oldukça zengindir. Dokumalarda göz motifi, koç boynuzu, köpek ayağı, tavus kuşu, üç güller, çam dalı, mührü Süleyman, çengel, sofra, beygir nalı, yıldız, kilit deseni motifleri işlenmektedir.

Başlangıçta bir kaç tezgahla başlayan el dokumacılığı, Kültür ve Turizm Müdürlüğünün gayretleri ile "El Dokumacılığı Projesi" çerçevesinde gün geçtikçe geliştirilmektedir.


TEKİRDAĞ'IN TURİZM POTANSİYELİ

Marmara denizine 100 km.den fazla kıyısı olan ve bundan dolayı haklı olarak ''Marmara'nın İncisi'' unvanıyla anılan ilimiz, sahip olduğu doğal güzellikleri ve barındırdığı kültürel varlıklarıyla turizm açısından göz ardı edilemeyecek avantajlara sahiptir.

Avrupa'yı Asya kıtasına bağlayan E80 (TEM), E84 ve D-l00 karayolları ile 56 km.lik demiryolu ağının ilimiz sınırları içerisinden geçmesi, ilimizde büyük bir ulaşım kolaylığı sağlamaktadır. Uluslararası statüye sahip, Çorlu Hava Limanıyla çağdaş limancılığın gereği olarak tüm hizmetlerin verildiği, İlimiz Merkez ilçedeki Akport ve M.Ereğlisi ilçesindeki Martaş limanları, hava ve deniz ulaşımına verilen önemi yansıtmaktadır

Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Rakoczi Müzesi, Namık Kemal Evi, Osmanlı dönemine ait camileri, çeşmeleri, Karacakılavuz El Dokumaları, Kiraz Festivali, Bağbozumu ve Tepreş Şenlikleri, doğal plajları, doğa harikası Çamlıkoy'u (Kastro) ve diğerleri ile bir tarih ve turizm kentidir

GÜNÜBİRLİK TESİSLER

Ünal Kamping: Tekirdağ İstanbul Karayolu üzerinde, Yeniçiftlik beldesi sahilindedir. 18 çadır yeri kapasiteli olup, il merkezine 26 km. uzaklıktadır.

Bağtur Kamping: Kumbağ beldesi ova mevkii, Ermer Sitesi yanı, sahil boyu, no:6 adresinde bulunmaktadır. 30 çadır yeri kapasitesine sahip olup, ayrıca park yeri WC., duş yeme-içme gibi üniteleri mevcuttur.

Gülay Kamping: Tekirdağ-İstanbul Karayolu üzerinde, Yeniçiftlik beldesi sahilindedir. 70 çadır yeri kapasiteli olup, il merkezine 25 km. uzaklıktadır.

Çamlık Kamping: İstanbul Yolu üzeri, Karevli altında olup, 20 çadır kapasitelidir.

Huzur Aile Kampı: M.Ereğlisi ilçesine bağlı Yeniçiftlik beldesinde, Yıldızkent Aytepe mevkiinde olup, 20 çadır kapasitelidir.

Diana Kamping: M.Ereğlisi ilçesine bağlı Yeniçiftlik beldesinin Sahil mahallesinde olup, 18 çadır kapasitelidir.

Kral Kamping: : M.Ereğlisi ilçesine bağlı Yeniçiftlik beldesinde, Yıldızkent Aytepe mevkiindedir.

Tredaş Kamping: : M.Ereğlisi ilçesine bağlı Yeniçiftlik beldesinin sahil mahallesinde olup, 62 çadır kapasitelidir.

Alkaya Plajı: Tekirdağ-İstanbul Karayolu üzerinde olup, şehir merkezine 4 km. uzaklıktadır. Dereağzı mevkiinde bulunan bu plajda restorant, büfe ve WC. gibi üniteler mevcut olup, ayrıca 50 çadır yeri kapasiteli ve 50 araçlık otoparkı mevcuttur.

Dereağzı Plajı: Tekirdağ-İstanbul karayolu üzerinde olup, şehir merkezine 3 km. uzaklıktadır. Kabin, büfe, restorant ve WC. gibi üniteleri mevcuttur.

Değirmenaltı Plajı: Tekirdağ-İstanbul Karayolu üzerinde olup, şehir merkezine 6 km. uzaklıktadır.

Çorlu Belediye Plajı: Tekirdağ-İstanbul karayolu üzerinde olup, Merkez ilçeye 20 km.uzaklıktadır.

Şarköy Belediye Plajı: Şarköy ilçesindedir. Plajın bitişiğinde çok sayıda çay bahçesi, pansiyon ve motel bulunmaktadır.

Çamlıkoy (Kastro) Doğal Plajı: Saray ilçesine 32 km. uzaklıkta olup, karadeniz kıyısında doğal bir plajdır.

Atatürk Orman Korusu: Tekirdağ-İstanbul Karayolu üzerinde olup,il merkezine 6 km. uzaklıktadır.

Kumbağ Ormaniçi Dinlenme Tesisleri: Tekirdağ-Şarköy kıyı bandındadır. İl merkezine 15 km. uzaklıktadır.

Çorlu orman Korusu: Atatürk Orman Korusu: İstanbul-Edirne (D-100) Karayolu üzerinde olup, Çorlu ilçe merkezine 8 km. uzaklıktadır.

Laladere Mesire Yeri: Saray ilçesine bağlı Güngörmez Köyü hudutları içindedir. Saray ilçesine 13 km. uzaklıktadır. Saray Kıyıköy Karayolu üzerinde olup, ormanlıktır.

Çamlıkoy Ormaniçi Dinlenme Tesisleri: Karadeniz kıyısında olup, Saray ilçesine 32 km. uzaklıktadır.

TEKİRDAĞ SINIRLARI İÇİNDE KALAN ANTİK YERLEŞİM ALANLARI

BİSANTHE: Samos'lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Antik kaynaklarda ilk kez M.Ö. 430 yılının olayları ile ilgili olarak, Heredot Tarihi'nde kentin ismi geçmektedir. Ksenophon'un Anabasis adlı kitabında, Odrys Kralı Seuthes, 1. Bizans'ın deniz kıyısındaki en güzel şehirlerden biri olduğundan bahsetmektedir. Kentin yeri konusunda tartışmalar vardır. Son arkeolojik verilere göre Babaros'a lokalize edilmektedir.

PERİNTHOS: M.Ö. 600 civarında Samos'lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Tarihçi Plinius, Perinthos'un 200 ayak genişliğinde bir kara parçasıyla anakaraya bağlı olduğunu yazmaktadır. M.S.3. yüzyılda adı; Herakleia olarak değişen kent bugünkü Marmara Ereğlisi ilçe merkezidir.

HERAİON TEİCHOS: Tarihçi Heredot tarafından Perinthos'un yakınlarında olduğu antik kentin, yazılı kaynaklara göre Karaevli köyü altında Çitlenbik deresinin denizle birleştiği yerde olduğu ileri sürülmektedir.

GANOS: Ksenopohon'da Trak (Odrys) Kralı Seuthes'in kıyıdaki kentlerinden biri olarak bahsedilen Ganos, Şarköy ilçesi'ne bağlı bugünkü Gaziköy sınırları içinde yer almaktadır.

TORONTE: Şarköy ilçesi Tepeköy'de bulunan, Apollon-Toronteos'a adanmış olduğu yazıttan anlaşılan bir adak steline göre bu antik köy, Tepeköy ile aynı yere lokalize edilmektedir.

APRİ: M.S. 46 yılında Roma İmparatoru Cladius tarafından kurularak, emekli Roma askerlerinin yerleştirildiği antik yerleşim alanı, Malkara ilçesi'nin Kermeyan Köyü'nün bulunduğu yerdir. Bizans İmparatorluğu döneminde önemli bir yerleşim merkezi durumuna gelmiştir.

BARBAROS (BANADOS):

İonyalılar tarafından yaklaşık İ.Ö. VI. Yy.da kurulduğu sanılan bu kıyı kenti, Bizanslılar zamanında yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Antik Çağda adı Banados olan kentin surları, bugünkü Barbaros beldesinin kuzeybatısındadır.

MİSİNLİ:

Çorlu ilçesine bağlı olan ve E-5 karayoluna çok yakın olan Misinli köyünde kale kalıntıları ve burçlar bulunmaktadır.

BEŞİKTEPE:

Merkez ilçeye bağlı Ahmedikli ve Hacıköy arasında beşiğe benzer bir tepe üzerinde bulunan kale kalıntıları, buranın eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir.

GÜNEŞLİ:

Saray ilçesinin 2 km. kadar batısındadır. Eski bir yerleşim merkezidir. Burada çok sayıda tarihi eser bulunmuştur.

HORA FENERİ:1876 Fransız yapısı olup, Şarköy ilçesine bağlı Hoşköy beldesinde bulunmaktadır. 96 kristalden meydana gelen fener kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapmakta olup, bölgenin ikinci büyük feneridir.

İlimizde Osmanlı Dönemine ait eserlerden önemli olanları şunlardır.

RÜSTEM PAŞA KÜLLİYESİ: Bugün külliyenin camii, hamamı, bedesteni, medresesi ve kitaplığı ayaktadır. Vaktiyle kervansarayı ve imareti de olduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

Rüstempaşa Külliyesi içinde en belirgin yeri tutan Rüstempaşa camii, 1553 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı Rüstem Paşa tarafından denize hakim bir tepe üzerinde Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.

Caminin 30 m. doğusunda bulunan medrese, 1880'de harap olunca üzerine ahşap bir okul kurulmuştur. Rüştiye ve İdadi olarak kullanılan bu yapı daha sonra Cumhuriyet İlkokulu olarak da hizmet vermiştir.

Cami ile medresenin arasında kare planlı ve kubbeli olarak yapılan kitaplık binasına sonradan ocak ve baca eklenmek suretiyle aşhane olarak kullanılmıştır.

Medresenin yanında yer alan hamam, orijinalinde kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere bir çifte hamam şeklinde üstü kubbeyle örtülü olarak yapılmıştır. Bugün sadece beden duvarları mevcuttur.

Caminin batısında yer alan bedesten 6 kubbeli, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Taş ve tuğla karışımından inşa edilmiş olan ve son yıllarda onarılan bu yapı külliyenin cami ile birlikte sağlam olarak görülebilen bir kısmıdır.

Ayrıca Rüstempaşa Camiinin doğusunda 1988 yılında inşaatı tamamlanan bir çarşı yapılmıştır. Yeri Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan bu çarşı, İl Özel İdare'si ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce ortaklaşa yapılmıştır. 49 dükkandan ibaret olan bu çarşı, külliyenin dönem özelliklerini yansıtan mimariye sahiptir.

Rüstempaşa külliyesinden başka Osmanlı Dönemine ait diğer önemli eserler arasında Orta Cami, Eski Cami, Hasan Efendi Cami, İnecik-İmaret Camisi, Hamami Mehmet Paşa Türbesi, Kırklar Türbesi, Sadi Baba Türbesi, Yalı Hamamı, İnecik-Erenler Hamamı ve birçok tarihi çeşmeyi saymak mümkündür.

Yukarıda sayılan tarihi yapıtlardan başka, Kurtuluş Anıtı, Namık Kemal Anıtı, Şehitler Çeşmesi Anıtı ve Hürriyet Abidesi Tekirdağ'ın geçmişindeki önemli tarihleri hatırlatan eserlerdir.

Tekirdağ'ın geçmişi ile ilgili malzeme ve eserlerin sergilendiği 4 tanede müze bulunmaktadır.

ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ: 1927 yılında Vali Konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında İl Özel İdaresi'nce Kültür Bakanlığı'na satılan ilk Cumhuriyet Dönemi yapılarından olan kâgir yapı, daha sonra aslına uygun restore edilerek Müze haline getirilmiştir. Tekirdağ bölgesinde bulunmuş olup, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen toplam: 14.051 adet eser bulunmakta olup, bunlardan 1066 adedi teşhir salonunda sergilenmektedir.

RAKOCZİ MÜZESİ: 1720-1803 yıllarında Türk misafirperverlik ve dostluk anlayışının güzel bir örneğinin İlimizde ortaya çıktığı görülmektedir. 18. yy. başlarında cereyan eden Macar Bağımsızlık Hareketinin önderi II.French Rakoczi ve taraftarlarının Avusturya ile yaptıkları savaşta yenilgiye uğramaları üzerine Padişah III. Ahmet, Rakoczi ve taraftarlarını misafir olarak davet etmiş ve Tekirdağ'a yerleştirmiştir. II.French Rakoczi 1735 yılından ölümüne kadar burada ikamet etmiştir. Rakoczi'nin ikamet ettiği bu Türk evi, 1932 yılında Macaristan Hükümetince satın alınıp, aslına uygun restore edilerek Müze haline getirilmiştir.

NAMIK KEMAL EVİ : Vatan şairimiz Namık Kemal'in 1840 yılında Tekirdağ'da doğduğu evin yakın çevresinde eski Tekirdağ evleri örnek alınarak Namık Kemal'in hatırasına Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında yaptırılmıştır. Namık Kemal Evi Tekirdağ mutfağı baş odası ve yatak odasını tanıtan Etnografik eşya ile süslenmiş ayrıca Namık Kemal ve onun hakkında yazılmış eserler evde teşhir edilmektedir.

MALKARA EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI MÜZESİ: 1993 yılında açılan bu özel müzenin halkın gönüllü bağışlarıyla 250 civarında arkeolojik, 350 civarında etnografik ve 475 civarında da sikkeden oluşan koleksiyonu bulunmaktadır. Halen 4 katlı Kültür Sitesinin 1. katında hizmet vermektedir. Tel: (0.282) 4270172

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.