Yanal'ın Fener'i, İkinci yarı düşüş yaşayabilir

Yanal'ın Fener'i, İkinci yarı düşüş yaşayabilir
GALATASARAYLI HAKAN BALTA, ŞAMPİYONLUK ROTASINDAN ŞAŞMADIKLARINI SÖYLEDİ.
- HABERLER SPOR ANTALYA
22 Ocak 2014, Çarşamba

Galatasaray’ın deneyimli savunmacısı Hakan Balta, taraftarların yüreğine su serpti. Lider Fenerbahçe’yle aralarındaki 8 puanlık farkı eriteceklerini vurgulayan başarılı sol bek, 2006-07 sezonunun ilk 9 haftasında yenilgi yüzü görmeyen Manisaspor’u hatırlattı. O dönem Ege temsilcisinde Ersun Yanal’ın talebesi olan 30 yaşındaki oyuncu, birçok konuya açıklık getirdi.

Süper Lig’in ikinci basamağındaki Galatasaray’ın tecrübeli defansı Hakan Balta, sekiz puan farkı 16’ya çıkarmak isteğindeki lider Fenerbahçe cephesine cevap verdi. Kayıp verilebilecek birçok takımın bulunduğuna dikkati çeken 30 yaşındaki sol bek, arayı mutlaka kapatacaklarını vurguladı. Şu an Sarı-Lacivertlileri çalıştıran Ersun Yanal’ın Manisaspor’da öğrencisiyken 2006-07 sezonunun ilk 9 haftasına 7 galibiyet, 2 beraberlik sığdıran Sarı-Kırmızılı futbolcu, sonrasında Ege temsilcisinin o dönem yaşadığı çöküşe işaret etti.

İlk yarıda kısmen sıkıntı çektiniz. Bunu neye bağlıyorsun?

Lige çok da kötü başlamadık. İyi olduğumuzu da söyleyemeyiz. Teknik direktör değişikliği oldu. Fatih (Terim) hocadan sonra Roberto Mancini’nin oyuncuları tanıması, sistemini oturtması, futbolcuların ona alışması zaman aldı. Yine de sonlara doğru çıkışa geçtik ve ilk devreyi iyi yerde bitirdik.

İkinci devrede nasıl bir Galatasaray izleteceksiniz?

Maçtan maça bakmak gerekiyor. Adım adım gittiğimizde iyi sonuçlar alacağımızı düşünüyorum. Daha iyi olacağız.

Fenerbahçeliler 8 puanlık farkı 16’ya çıkarmak istediklerini söyledi. Bu fark kapanır mı?

Puan farkının artmasını Fenerbahçeli futbolcular elbette isteyecek. Bu çok doğal. Biz de Galatasaray’ız. 8 puan, kapanmayacak bir fark mı? Değil. Çünkü artık Türkiye Ligi’nde Sivasspor, Kasımpaşa ve Eskişehirspor gibi takımlar çok iyi futbol oynuyor. Herkesin herkesi yenebileceği bir lig haline geldi. Anadolu ekiplerinde çok kaliteli isimler var. Biz de hocamızın sistemine alıştık. O yüzden 8 puanlık fark mutlaka kapanacak.

Üç kulvarda mücadele ediyorsunuz. Hangisi sizin için daha değerli?

Hepsi ayrı ayrı çok önemli. Tabii ki Türkiye Ligi’ndeki şampiyonluk ilk hedefimizdi. 4. yıldızı takma gayesindeyiz. O yüzden bu şampiyonluk ehemmiyetli. Ancak Türkiye Kupası’nı çok uzun zamandır alamıyoruz. Onu da istiyoruz mutlaka. Şampiyonlar Ligi’nde de iyi bir kura çektik. Zaten kolay rakip yoktu. Geçen yıl çeyrek final oynadık. Real Madrid’le İstanbul’da yaptığımız rövanşta biraz şanslı olsaydık çok daha farklı sonuçlara ulaşabilirdik. Bu sene de gittiğimiz kadar gitme amacındayız.

Şu an Fenerbahçe’yi çalıştıran Ersun Yanal ile Manisaspor’da beraberdiniz. 2006-07 sezonunun ilk 9 haftasında 7 galibiyet, 2 beraberlik... Ersun hocanın başarısı tesadüf mü?

Kesinlikle tesadüf değil. Kendisi başarılı bir teknik adam. Zamanında çok ayrı çalışma metotları vardı. O dönem ikinci yarıda performansımız çok kötüydü. Epey büyük bir gerilemeydi. (Manisaspor sezonu 12. sırada tamamladı. Yanal, 25. haftada istifa etti.) Ersun hocanın Manisaspor’daki düşüşünün yarısını Fenerbahçe yaşasa bize yeter. Yine de Ersun Yanal’ın başarıyı hak ettiği kanaatindeyim.

Çoğu takımlarda yerli ile yabancılar arasında problem mevcut. Siz de bu problemle karşılaştınız mı?

Yazılıp çiziliyor; ancak hayır. Haberleri okuduktan sonra kulübe gidiyorum. Birçok yabancı arkadaşlarımı görüp şakalaştıktan sonra kaleme alınanlara üzülüyorum. Biz aynı hedef için uğraş veriyoruz. Sonuçta o başarılı olursa ben de başarılı olurum. O gol atarsa ben de kazanırım. Öyle yabancı ve Türk ayrımı kesinlikle yok.

Drogba, Sneijder ve Chedjou gibi büyük takımlarda bandı takmış yıldızların kaptanlığını üstlenmek nasıl bir duygu?

Öyle düşünmemek lazım. Ben ikinci kaptanım. Ayrıca kişilerin değil, takımın kaptanıyım.

TERİM DUYGUSAL; MANCİNİ İNGİLİZ GİBİ!

Biraz Mancini’den bahseder misin? Terim’den sonra ne değişti?

İkisi de birbirinden kaliteli. Fatih hoca daha çok duygusal. Mancini sistematik. Biraz İngiliz tipi. Bildiğini ve istediğini futbolculara gösteren bir teknik direktör.

Mancini her hafta kadroyu değiştirdi. Nasıl adapte oldunuz?

Yeni hoca geldikten sonra adaptasyon süreci yaşayacağımızı biliyorduk. Daha önce forma giymeyenler birden oynamaya başlıyor. İlk yarı hocanın takımı tanıdığı, oyuncuların artı eksilerini gördüğü bir zaman zarfıydı. Atlattığımız kanaatindeyim.

Türkiye’de neden sol bek yetişmiyor?

Ben farklı bir konudan gireyim. Benim oğlum 5,5 yaşında Galatasaray’ın altyapısına girdi. Çok da maşallahı var. Ben sol bek yetişmemesini altyapı sorunlarına bağlıyorum. 12-13’ünde 4’lü savunma oynuyordum Almanya’da. Orası çok farklı. Mesela Ajax’ı izlediniz bize karşı. Adamlar çocukluğundan beri hangi mevkideyse A takımda da aynı bölgede. Orada hoca değişikliği fazla olmadığı için daha koordine edebiliyorlar. Şu an Frank De Boer ve Jaap Stam var. Zamanında Ajax forması giyen ve altyapıyı bilen oyuncular. Radikal kararlar alıp altyapıya önem verilirse daha çok verim alınacağını düşünüyorum.

“Savunmanın solunda sorun var.” deniliyordu ve o bölgeye Brezilyalı Alex Telles alındı. Sence sıkıntı çekiliyor muydu?

Solda ben ve Albert Riera vardık. Albert daha çok sol açık. Kendisi ilk yarıda çok güzel maçlar çıkardı. Ben de Fatih hoca döneminde iyi başladım. Mancini geldikten sonra sakatlandım. Sakatlığım düşündüğümüzden uzun sürdü. Hatta şimdi bile kısmen ağrılarım oluyor. Üç kulvarda mücadele ediyoruz. Herkese iş düşecek. Benim için oynamak önemli; ama gelen benden daha iyiyse yedek kalırım. Çünkü burası benim evim. Bu kulüp için yararlı ne olacaksa seve seve göğüs gererim.

Futbola başlarken hayallerin neydi? Şimdi o düşlerin neresindesin?

Bir yerlere gelmek için bir adım daha geriden başlamalısınız. Sonuçta Hertha Berlin’den Manisaspor’a, Türkiye İkinci Ligi’ne geldim. Yanlış algılanmasın; Manisa’yı kötülemiyorum. Orada da iki senede Birinci Lig’e yükseldik. Fatih hocanın bende çok emeği vardı. Millî Takım’a seçilmem ve Galatasaray’a gelmemde etkisi büyüktü. Herkes gibi Millî Takım’da oynamak ve büyük bir turnuva en büyük hayalimdi. Euro 2008’de bunu başardım. Bir yılda her şey oldu. İlk oğlumun doğumuyla birlikte çok şey yaşadım.

İNGİLTERE’YE SAKLANMAYA GİTMEYECEĞİZ

Şampiyonlar Ligi’ndeki rakibiniz Chelsea...

Chelsea’yi anlatmaya gerek yok. Büyük bir takım. Hocaları Jose Mourinho çok başarılı. Şanslar eşit. Biz de kaliteli bir ekibiz. Juventus’u eledik. Hedef, orada beraberlik, içeride galibiyet. İngiltere’ye saklanmaya gitmeyeceğiz. Evimizdeki maçtan iyi skor alıp, Stamford Bridge’te avantajlı bir şekilde sahaya çıkacağız.

Kariyerinde unutamadığın maçın oldu mu?

Biri, Saracoğlu’nda, Süper Final’de oynadığımız ve 0-0 biten şampiyonluk maçı. Türk futbol tarihindeki en heyecanlı karşılaşmaydı. 9 dakikada sakatlandım ve mücadeleyi öyle bitirdim. Bunu şampiyonluk için yaptım. Millî Takım’daki müsabakalar da benim için çok önemliydi. Hele 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası. Orada heyecandan farkına varamıyorsunuz; ancak Türkiye’ye döndüğümüzde bizi desteklemeye gelen insanları görünce ne yaptığımızı anladım.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber