09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 NEVVAL SEVİNDİ

n.sevindi@zaman.com.tr

Lale'ye dair

Evet yine lale mevsimindeyiz. Nisan ve mayısın o nazlı rüzgârının o narin çiçekleri tatlı tatlı salladığı mevsim. Londra'da, Osmanlı dönemine ait bir lale kitabı müzayedeye çıkmıştı 1996'larda. 1720'lerde basılmış olan bu kitabın eşi benzeri yok. Çünkü kitapta, hat sanatı ve olağanüstü lale desenleriyle tek tek o dönemin laleleri anlatılıyor. Hepsinin özellikleri sayılıyor. Kitabın müzayede açılışı 60 milyar lira civarındaydı. Uzmanlar kitabın, Osmanlı'nın laleye verdiği önem ve değerin eşsiz bir kanıtı olduğunu belirttiler.

1718'lerden 1730 Patrona Halil isyanına kadar yaşanan devir tarih kitaplarında Lale Devri olarak geçer. Bu dönemin belirgin özelliği İstanbul'da olağanüstü bir lale kültürünün varlığı, gelişimi. Avrupa'nın ortaçağı yaşadığı bu dönemde, Osmanlılar şiiriyle, şarkısıyla, raksıyla laleyi benzersiz bir kültür hazinesine dönüştürmüş. Dünyada tek bir çiçeğin etrafında böylesine zengin bir ekonomik sektör yaratılmasına ve kültür üretilmesine bir daha rastlanılmamıştır.

Lale sıradan bir çiçek değil. Biçiminde tasavvufun tanrısal gizemini, yaprağında bir dönemin ince şiirini, al renginde boynu vurulan zevklerin feryadını saklar. Yapraklarının dibindeki yanık lekede Türkiye tarihinin günümüze dek uzanan gizli çelişkisi tüter. Laleyi böylesine seven ve yücelten bu topraklarda lalenin kıymetini niye bilemedik diye sorarsanız cevabım gece ile gündüzün kavgası. Onu Avrupa'ya, Hollandalılara kaptırdık. Şimdi Hollanda dünyanın her yanına lale ihraç ediyor, evrensel lale şenlikleri düzenliyor. İnsanın içinden sormak geliyor: Hollandalılar, sizin hiç lale devriniz oldu mu? Lale üstüne şiirler, şarkılar yazdınız mı? Kızlarınıza Lale adını hiç verdiniz mi? Lale yetiştiren sadrazamların boynunu vurdunuz mu? Lale bahçelerini talan edip, lale yetiştirmekten korktuğunuz dönemler oldu mu? Siz laleyi, lale sevdasını, lalenin ahını bilir misiniz? Bunların hepsini biz yaptık. Bizler, bu toprağın ince, soylu, hırçın, kaprisli ve kanlı çocukları. Laleyi çok sevdik ve sevdiğimiz çok şey gibi öldürdük.

Hollanda'da lale merkezi Kökınhof'a her yıl nisan ve haziran aylarında tam 1 milyon turist lale seyretmeye gidiyor. Al sana milyonlarca dolar getiren lale turizmi. Lale sanki Hollandalının kimliği olmuş. Oysa Batı dillerinde "Tulip" ismi bile soğanı gibi Türkiye'den gitmedir. Şimdi 21. yüzyılda bir 'Lale Rönesans'ı düşlüyorum. Lale Devri 2010, bu projenin adı. Lale turizminin yönünü İstanbul'a çevireceğiz. O hayran bakan turistlerin eline her dilden lalenin tasavvufa göre Tanrı'nın göründüğü çiçek olduğunu anlatan kitaplar tutuşturacağız. Nedim'i ve o dönem şairlerini çevireceğiz. Dünyanın her yanına o Osmanlı mimarisinin ince zevkini taşıyan güzelim saksıları "lalelikleri" ihraç edeceğiz. Sonra lale şenliğinin doruğunu gökyüzüne lazerle çizilmiş bir lale bahçesiyle noktalayacağız. Biz bu sırrı yeniden anlatabiliriz. Yeter ki kendi kültürümüzün değerini bilelim ve gönül kapılarımızı laleye yeniden açalım. Her ne kadar genetik olarak Osmanlı lalesi yok olduysa da yeni Türk lalelerini üretelim. Maalesef, ideolojik körlük, zevk ve incelik bırakmadı, insanların ruhunu harap etti geçti. Greyder sonrası kalan bir avuç dağınık toprak gibi ruhlar. Çamur içinde, bata çıka yürü yürüyebilirsen. İnsanlar açken lale mi düşünülür diyenlerin cehaleti sonsuz. Biz bugün 16.-17. yüzyıldan daha yoksul, daha açgözlü müyüz? O zaman da yoksulluk vardı ancak insanların ruhları daha inceltilmişti. Güzellik ve zarafet, herkes için gerekli görülen bir hasletti.

Bugün İstanbul'da laleler yeniden zuhur etti parklarımızda, çevremizde. Renk renk çiçeklerin arasından boy veriyor nazlı nazlı. Her ne kadar Osmanlı lalesini kaybettiysek de laleyi yeniden sevmeye başladık galiba.

21 Nisan 2007, Cumartesi

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2