09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 İBRAHİM ÖZTÜRK

i.ozturk@zaman.com.tr

Ekonomide hamleler doğru, çıkış yakın

Ekonomistler iyimser, kötümser, bir de kendini riske etmeyip 'temkinli iyimser' olmak üzere üçe ayrılıyor.

Bendeniz iyimserler arasındayım. Ancak Polyannacılık oynuyor değilim. Analize dayanıyor. Ekonomi büyük oranda psikolojinin sırtında giden bir alan. Kararlarımız beklentileri yansıtır. Krizde halkın tercihi 'çöküş yönünde' şekillendirildi. Sadece kârdan zarar eden şirketler ve bankalar gözünün yaşına bakmadan insanımızı kapının önüne koydu, beklenti bozuldu, tüketim kesildi. Evine dönenlere yerel seçimden sonra dalga geçer gibi 'ne evde pinekliyorsun hadi alışveriş yapalım' dediler. Kim dedi? İşten atanlar. Ne zaman? Krizden sekiz ay sonra. Bu bir çökertme operasyonu idi. Yol ayrımında bekleyenler bakışını millet endazesinde netleştirmek yerine Ergenekon şaşılığına kapıldılar.

Biz ise 7 Aralık'ta 'bu dalganın sırtına binebiliriz' diye bir dizi öneride bulunduk. Hükümet risk alarak bunların çoğunu yaptı. Sorunları çözmedik, yapmaya hazırlıklı hale geldik. Açıklanan Orta Vadeli Program ile krizde bozulan mali dengelerin, hangi politika araçları ve hangi takvime göre düzeltileceği gerçekçi bir şekilde ilan edildi. Açıklanan bütçeyle bunun altı dolduruldu. 2010 yılı borçlanma programı ve nihayet son aşamaya gelen Mali Kural ile özel sektörün önü açılacak. Zaten fasit daireden çıkılıp süreç bir defa başladığında, hazır büyük bir faiz, kur, cari açık, enflasyon baskısı yokken- ki bunlar bir çıkış için son derece önemli- büyüme ortamında birçok yara kendiliğinden kapanacak.

Nitekim Türkiye'nin kredi notunu artıran dört başlıca derecelendirme kurumundan üçü işte tam da bunlara bakıyor. Çıkış stratejisini hazırlamak her şeyi çözmek anlamına gelmiyor ancak strateji olmadan da çıkış olmaz.Esasen stresli ortamda birçok iktisat politikası aracı çalışmaz. Örneğin 'likidite tuzağı' tam da böyle bir şeydir. Faiz sıfıra gelmiştir, hatta 1990'lı yıllar boyunca Japonya'da olduğu gibi, borç alana üstüne bir de promosyon vermeye hazırsınız ancak buna rağmen kredi kullanan ve tüketen olmaz. Dağın tepesinden Endülüs'ün yanışını seyretmek gibi bir duygu.

Dünyada şimdi neredeyiz? 12 Kasım'da '... ikinci kriz dalgasına doğru' şeklinde yazarken büyük ekonomilerin reformdan kaçmasından ve ikinci balon ekonomisinden korkmuştum. Ancak beklediğim tepkiler geliyor gibi. 2009'da G-20'nin misyonu yangını kontrol altına almaktı. Bu sene Davos Zirvesi gösterdi ki, 2010 yılındaki esas misyon başta finansal piyasalar olmak üzere düzenleme ve denetleme mekanizmasını hayata geçirmek olacak. Nitekim Obama sandıktan baltayı çıkardı. Bankalara 'artık yanlıştan dönüş süreci başladı, toparlanın' diyebildi.

Başka gelişmeler de var. Krizde Asya büyümeye devam etti. ABD'de son çeyrek büyümesi yüzde 5'i aştı. İstihdam ve üretim cephesinden iyi haberler geliyor. ABD, dünya ekonomisinin yüzde 20'den fazlasını tek başına oluşturduğuna göre, nasıl ki krizde payımızı aldık, çıkışta da alacağız. Emtia fiyatları toparlanırken bu sene Rusya ve Brezilya da büyümeye başlayacak. Bütün bunlara bakarak IMF dünya büyüme oranını yüzde 3'ten yüzde 3,9'a çekti. Bunun anlamı Türkiye'nin yüzde 5 büyümeyi yakalayabilecek durumda olması.

Bizde ise hükümet hem çıkış stratejisini açıklayıp dünyanın dikkatini üzerine çekti, hem de stres azaldıkça ilave adımlar atıyor. KOSGEB şu benim meşhur 'ortaklaşa rekabet ve ortaklıklar' çağrımı duymuş gibi teşvikleri buraya kaydırdı. Keza şu büyük alışveriş merkezleri yasasının çıkmaması nedeniyle 'hükümetin içine George Soros mu kaçmış?' diye işkilleniyordum. Nihayet bu da çıkıyor. İlaç gibi gelecek. Hükümetten inşaat, gıda, turizm, makine, tekstil alanında bir paket çıkartmasını beklerim. Az taşla çok kuş vurmak üzere. Ancak hükümetin Tekel işçilerine pabuç bırakmaması gerekiyor. KİT'ler üzerinden bir ülke kaç kez çökertilecek ki!

Sinirlerimi tamir etmek üzere sizden bir süre izin istiyorum.

04 Şubat 2010, Perşembe

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2