- Aşure, çeşitli tahıllardan oluşan özel bir tatlı çeşidinin adıdır.
Rivayete göre Muharrem'in 10'unda Nuh aleyhisselamın gemisi sulardan kurtularak Cudi Dağı'nda karaya çıkmıştır. Bu kurtuluşun şükrü olsun diye geminin ambarında kalan tahılları çıkarıp özel bir tatlı yaparak gemi sakinleri aralarında paylaşmışlardır. İşte bu tarihî olayı her yıl 10 Muharrem'de bir daha hatırlamak niyetiyle aynı tatlı yapılarak eş dost, konu komşu ile yeniden bir kaynaşma ve hediyeleşme vesilesi yapılmaktadır. Böylece hem komşular arasında sevgi ve saygının gelişmesine sebep olmakta hem de tarihte yaşanmış tufan hadisesi ve karaya çıkış olayının mesajı bir daha zihinlerde canlanmaktadır. Aşure tatlısı bu özellik ve güzelliğinden dolayı asırlar boyu varlığını sürdürmüştür.
Soru: 10 Muharrem aşure gününde oruç tutmak nedir, kaç gün oruç tutulmalıdır?
Cevap: Kısaca ifade edecek olursak diyebiliriz ki, 10 Muharrem'de oruç tutan sevap alır, tutmayan da günaha girmez. Ayrıca oruç tutanlar tek oruçla kalırsa tek sevapla kalmış olur, yanına bir oruç daha ekleyerek orucu çiftlerse çift sevap almış olur. Tek sevaptan elbette çift sevap daha güzeldir. Bu sebeple deniyor ki: Aşure gününde oruç tutacak olanlar aşure orucunu tek bırakmayıp ya önüne yahut da arkasına bir oruç daha ekleyerek çift oruç tutsalar sevabı da çiftlemiş, daha güzelini yapmış olurlar...
Soru: Muharrem ayı neden hicri senenin birinci ayı seçilmiştir. Muharremin hicri senenin ilk ayı olarak seçilmesinde başka sebepler var mıdır?
Cevap: Muharrem ayının hicri senenin birinci ayı olarak seçilmesine o ayda yaşanan birçok kutsal olaylar sebep olmuştur.
Nitekim on peygamberin kurtuluş mucizeleri 10 Muharrem'de cereyan etmiştir. Adem aleyhisselamdan başlayarak birçok peygamberlerin zorlukları yenip düşmanlarından kurtulmaları gibi hayırlı ve uğurlu olaylar hep 10 Muharrem'de yaşanmıştır. Bu sebeple de bu kutsal olaylar, yaşandığı zaman parçasını kutsal zaman dilimi haline getirmiş, muharrem ayını ve özellikle de onuncu gününü insanlığın sıcak ilgisine mazhar kılmıştır. Ayrıca ashabın ilk hicreti de bu ayda gerçekleşmiş, ilk muhacir kafilesi muharremde yola çıkmıştır. Tüm bu güzellikleri bünyesinde toplayan muharrem ayı bu sebeplerle Ramazan'dan sonra gelen en özel ve güzel bir ay olarak tarih boyunca ilgi odağı olmuştur.
Tabii ki sadece böyle sevindirici olaylara sahne olmakla kalmamış, 10 Muharrem'de üzücü olaylar da cereyan etmiştir. Hazreti Resulullah'ın aziz Ehl-i Beyti'nin yetmiş iki eşsiz büyüğü de 10 Muharrem'de Kerbela'da şehit edilmiştir. Bu olay da 10 Muharrem'i gönül yakıcı, vicdan sızlatıcı ıstırap günümüz haline dönüştürmüştür.
Soru: 10 Muharrem'de bazılarının sırtlarını zincirlerle dövüp kanatmaları, bakanların korkacağı görüntüler meydana getirmeleri, dinin bir emri, İslam'ın bir icabı mıdır? Yoksa bunu yapanların kendi tercihleri midir?
Cevap: 10 Muharrem'deki zincirli dövünmeler dinin emri, İslam'ın icabı olamaz. Olmadığı içindir ki artık böyle dövünme ve çileye ortak olma görüntüleri de yavaş yavaş terk ediliyor, olayın üzüntü ve çilesi gönüllerde, zihinlerde yaşanmalı, düşüncesi kuvvet kazanıyor. Böylece de ürkülen çirkin görüntüler, artık şuurlu tefekküre yerini bırakıyor.
İslam büyükleri Kerbela, Sıffîn ve Cemel Vak'ası gibi gönül yakıcı, vicdan sızlatıcı olayları enine boyuna anlatıp da zihinlerde yeniden bir kargaşa meydana getirmeyi uygun bulmamışlar, zalimlerin cezaya gittiğini, mazlumların da mükafata uçtuğunu ifade ile adaletin yerini bulmuş olduğunu hatırlatmışlar, bize duadan başka bir şey kalmamıştır, demişlerdir. İlk müceddid Ömer bin Abdülaziz gibi büyük bir zat da bu konuda son sözünü şöyle söylemiştir: -Allah bizim elimizi o kanlı olaylardan temiz tuttu, biz de dilimizi temiz tutar, ileri geri konuşmaktan çekiniriz!..
|