Örneğin sivil/asker ilişkisi üzerinde özellikle durmuş, esas olarak toplumun nasıl değişmekte olduğunu merak etmişti. Klasik konulardan biri olan başörtüsü meselesinde ise son derece özgürlükçü ve şaşırtıcı derecede 'doğal' bir tavrı vardı... Tartışmadan anlaşıldığı kadarıyla başörtüsü 'meselesi'nin bir neden değil sonuç olduğunu, toplumsal dinamiğin anlamını semboller üzerinden kavramanın mümkün olmadığını düşünüyordu. Bu kısa ziyaretin öncesinde okuduğum birkaç makalesi zaten Soros'un hiç de sıradan bir 'işadamı' olmadığının kanıtıydı. Yakın arkadaşı radikal demokrasi fikrinin savunucularından Benjamin Barber ile olan entelektüel temas, Soros'u günümüzün en bilinçli demokrat aktivistlerinden biri haline getirirken ona derinlikli bir fikriyat da kazandırmıştı. O birkaç makaleyi büyük bir keyifle okumuş, bu tür insanların bizde yetişmediğine de biraz hayıflanmıştım...
Ama bir işadamının servetini demokratlaşma ve özgürleşme gibi amaçlara hasretmesi dünyanın hiçbir yanında kolay değil. Bu tür 'hevesler' kişiyi hem kendi camiası içinde hem de devlet nezdinde tehlikeli kıldığı ölçüde, ticari faaliyetinin de baltalanmasına neden olur. Ne var ki Soros bir Macar göçmeni... Geldiği dünyanın bütün aksaklıklarını bilme yanında, şimdi içinde yaşadığı dünyanın zafiyetinin de farkında. Belki de hayat ona hayatın anlamını bilme fırsatını daha çok tanıdığı için, o da bu bilgiyi hayatı değiştirmeyi hedefleyen bir cesaretle kullanabilmekte. Öte yandan çok naif olmamız da gerekmiyor: Siyasi alandaki etkisinin bugün Soros'u enformel olarak ABD hükümetinin bile muhatabı yaptığını; dünyanın en güçlü devletinin bu kontrol dışı işadamını ehlileştirme çabası içine girdikçe onun gücünü daha da pekiştirdiğini görüyoruz.
Ancak bizim için önemli olan söz konusu gücün nasıl kullanıldığı. Çünkü bu güç biz istesek de istemesek de mevcut ve son derece kısıtlı bir çevre tarafından kullanılmakta. Bu nedenle söz konusu güç odaklarının içinde kendine yer bulmuş birinin örneğin "terörizmi Bush'un liderliğindeki Amerikan politikası üretmektedir" demesi azımsanacak bir olay değil. 'Yanılgılar Çağı' üst başlığını taşıyan son kitabında Soros, Irak işgalinin masum kurbanlar ürettiğini ve işgal altındaki halkı potansiyel terörist konumuna düşürdüğüne dikkat çekerek; terörün ana kaynağının insanların rencide edilmesi, dolayısıyla terörü asıl doğuran unsurun da ABD'nin terörle mücadele politikası olduğunu söylemekte.
Ancak Soros'un münafık faaliyetleri bu tür yayınlarla ve tüm dünyada özgürlük mücadelelerinin desteklenmesi ile sınırlı değil. Bugünlerde içinde Filistinlileri de barındıran yeni bir Yahudi lobisinin kurulması gündemde. İsrail'in politikasını yanlış bularak, barışı iki devletli bir çözüm planı çerçevesinde arayacağı söylenen bu yeni lobinin de baş destekçilerinden birinin, İsrail'i Hizbullah'a karşı kullandığı yöntemler nedeniyle sert bir biçimde eleştiren Soros olması bekleniyor...
Karşımızda iş hayatında spekülatörlükle yükselmiş, yönetim ağının merkezine kadar yürümüş; ama o merkezin cazibesine kapılıp iktidar odaklarına yaltaklanmak yerine kendi hayalleri, ilkeleri ve kişiliği üzerinde bina ettiği bir sivil stratejiyi hayata geçirmek için tüm servetini harcayabilecek türde bir adam var... Keşke dünyada ve bizde de başka böyle insanlar olsaydı... Bu Soros'u beğeniyorum vesselam!
|