09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

m.turkone@zaman.com.tr

Çomar

Türk sokak köpeği ırkına "Çomar" deniliyor. Bu cinste her renk ve boydan köpek bulunur. İnsan cinsine en yakın yaşayan hayvan köpektir. İnsanlarla iç içe yaşayan köpekler benzer davranışlar göstermeye başlar.

Bu yüzden bir toplumu köpekleriyle de tanıyabilirsiniz. Gelişmişliğin, medeniyetin ölçülerinden biri de köpeklerdir. Meselâ Batı ülkelerinde bizdeki gibi sokakta başıboş gezen köpekler yoktur. Her köpeğin mutlaka bir sahibi, yeri yurdu bulunur.

Köpeklerimizin tarihi yüksek sınıfların tarihi ile paraleldir. Bizde aristokrasi çok geç tarihlerde ve çelimsiz bir bünye ile tarih sahnesine çıkmıştır. Tanzimat'ın hemen arefesinde müsaderenin ortadan kaldırılması merkezde ve taşrada, dar kapsamlı bir "irsî asalet"in dolayısıyla bir asilzade sınıfının doğmasına imkan sağlamıştır. Bu sınıf köksüzlüğü nispetinde kendisine özgü bir kültür ve yaşam çevresi ortaya çıkartamamıştır. 19 asır boyunca bu zadegân sınıfı cahil, özenti ve sonradan görme "paşazadeler" veya "damat paşalar" olarak takip ederiz. Geç ve güç ortaya çıkan burjuvazi ise bu sonradan görme asilzadelere eklemlenerek köksüz seçkinlerin dünyasını daha da biçimsiz hale getirmiştir.

Batı'da aristokrasi kültürü, günümüz burjuvazisinin dünyasını da şekillendiren ana damarlardan biridir. Spor dalları bile aristokrasi tarafından seçkinlere ve halka göre farklı farklı icat edilmiştir. Amerikan futbolu, aristokrasinin kendi çocuklarını daha dişli ve mücadeleci yetiştirmek için; bildiğimiz futbol ise halkı biraz kibarlaştırmak amacıyla tasarlanmıştır. Saf kan köpek cinslerini de uzun gelenekleri boyunca ırklarını ıslah ederek geliştiren aristokrasidir. Bizde tek saf kan köpek cinsi olan Kangal'ın ırk özelliklerinin, göçebe toplumun ihtiyaçlarına göre halk eliyle korunduğunu kaydedelim.

Çomar, yani sokak köpeği cins köpeklere göre daha zor hayat şartları içinde yaşar. Yaşaması ve hayatını sürdürebilmesi zekâsına ve bünyesinin dayanıklılığına bağlıdır. Bu yüzden cins köpeklere göre daha yetenekli ve daha mücadeleci olurlar. Bizim sonradan görme seçkinlerimiz kapılarına bekçi köpeği olarak bu yetenekleri yüzünden Çomarları dikmişlerdir. Geniş arazisi olan yazlıkların, büyük çiftliklerin ve malikanelerin korunması görevi Çomar'a verilmiştir. Çomar hem sokağı hem de sadakat göstereceği velinimetini tanıdığı için bu görevi hakkıyla yerine getirmiştir.

Şehir hayatı geliştikçe Çomarların hayatı da sınırlanmaya başlamıştır. Mark Twain 1865'te gördüğü İstanbul sokak köpekleri için "Hayatımda hiç bu kadar mahzun bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim" der. Birkaç kere sokak köpekleri toplanmış ve Hayırsız Ada'ya sürgüne gönderilmiştir. Mekanları daraltan şehir hayatı, sokak köpeklerinin hayatını da sınırlamıştır. Artık korunacak büyük araziler, malikaneler yoktur. Burjuvazimiz Çomar yerine Avrupa'dan getirttiği ve Türkiye'de de ürettiği saf cinsleri tercih etmektedir. Apartman hayatına uygun köpek finodur. Güvensiz ve köksüz sonradan görme burjuvazimiz ise dişli ve ürkütücü köpek olarak Pitbull'ları, çirkin suratlı Bulldog'ları tercih ediyor. Sokak köpeklerinin devri sona eriyor. Çomarlar, hayvan haklarına uygun olarak kısırlaştırılıp, aşılanıp, küpelenerek zaman içinde yok olmaya terk ediliyorlar. Hazin ama kaçınılmaz bir son.

Çomarların devri artık kapandı. Her şeyden önce onları koruyup kollayacak sahipleri kalmadı çünkü. Avrupalı cinsler modern hayata özgü uyumu göstererek velinimetlerini daha çok mutlu ve tatmin ediyorlar. Çünkü ne yeni sahipler ne de toplum hırlaşarak karşı karşıya gelmek istemiyor. Ülke istikrar içinde yoluna devam ederken, paçasına yapışacak birini arayan Çomarlar pek fazla güven telkin etmiyorlar. Sokakta edindikleri ve sokağa özgü olan yetenekleri artık geçer akçe sayılmıyor.

Yine de bize düşen nesli tükenenleri koruma altına almak olmalı.

24 Ağustos 2007, Cuma

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2