09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 EKREM DUMANLI

e.dumanli@zaman.com.tr

Ayıp, ayıp; çok ayıp

Hemen baştan belirtmem lazım ki bu sütunda "falan şu hatayı, filan da bu yanlışı yaptı" türünden şeyler yazmaktan özellikle kaçınıyoruz. Bu tür tespitlerin yazılması yerine, ilkeli gazeteciliğin çerçevesini çizmekte fayda görüyoruz.

Kimi zaman bazı misaller vermemiz meseleyi daha somut hale getirmek içindir; kimseyi küçük düşürmek için değil. Zaten kamu vicdanı, kimin mesleğini doğru ifa ettiğini anlayacak kadar güçlü... Yine de bazen kötü örneklerin art arda sıralanması gerekiyor; birilerini aşağılamak, "daha iyisini ben yapıyorum" demek için değil. Tipik bazı hatalardan örnekler verip yazının başlığına sığınmak istiyorum; zira bu kadar bariz hatalar karşısında uzun uzadıya yorum yapmaya gerek yok. Söylenecek tek söz var: Ayıp, gerçekten çok ayıp!..

HAYRUNNİSA GÜL'E REVA GÖRÜLEN

Yarın yeni bir cumhurbaşkanımız olacak. Meclis'teki dengeye göre bu isim Abdullah Gül. Medya, Abdullah Bey'in eşine kafayı takmış. Hayrunnisa Hanım'ın başörtüsü konusunda incitici, onur kırıcı, aşağılayıcı yayınların ardı arkası kesilmiyor. Geçenlerde bazı çevrelerce önemsenen bir gazetemiz, bir mizanpaj hilesine sığınarak "insaf!" dedirtecek bir hata yaptı. Geçmeli mizanpajın algı hatasına yol açacak avantajını kullanan gazete, Abdullah Bey'le Hayrunnisa Hanım'ın fotoğrafını büyük bir haberin kutusu yapmış. Güya fotoğrafın, haberin mi yoksa kutunun mu parçası olduğunu gizliyor. Fakat fotoğrafın altında aynen şöyle yazıyor: "CNN: Türban ABD'lilere terörü hatırlatıyor". Hince yapılan bu algı yönlendirmesine diyecek tek bir kelime bulamıyorum; belki vicdanlarında hicap duygusu kalmıştır umuduyla ayıp, çok ayıp diyorum...

EVDE KALAN BAŞÖRTÜLÜLER

Tesettürlü kızların sorunlarına (!) karşı fevkalade duyarlı medyamız, bir kitaptan hareketle şu cümlenin altını çiziyor: "Şimdiki erkekler, namus kavramını önemsemeyen kızlardan hoşlanıyor. Bekâretimizi mezara mı taşıyacağız?" Otuz seneye yaklaşan bir zaman diliminde on binlerce genç kızın üniversite kapısından kovulmasına gık demeyenler, şimdi onların daha değişik sorunlarıyla(!) ilgileniyor. Tuhaf, ilginç ve maalesef oryantalist bir yaklaşım bu. Sabah'tan Emre Aköz, türbanlıların evlenme konusunda çektiği sıkıntıyı başka büyük bir nedene bağlıyor ki doğrusu da budur: "Eşi türbanlı bir erkeğe ikbal değil sorun vaat ediyor." Evet, doğrunun en can alıcı kısmı budur. Başörtülülere reva görülen baskı, onların eşlerine de dolaylı bir şekilde reva görülüyor. Bunu görmezden gelip meseleyi tamamen cinsel bir alana kaydırmak vahim bir hatadır. Kasıtlı ve ısrarla yapılıyorsa ayıptır, günahtır, vebaldir...

MEDYA, BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNUYOR!

Yayın kimliğini bir türlü oturtamayan bir gazete, iki "başörtülü" çalışanın Zaman Gazetesi'nden çıkarıldığını yazmış. Hayret ettim; ne zamandan beri bu konularda duyarlı hale gelmişler? Kaldı ki böyle bir ayrımcılık asla söz konusu olamaz. İşe alınırken bir ayrımcılık yapılmadığına göre çıkarılırken de yapılmaz. Üstelik çok basit bir sorunun hazin bir cevabını herkes biliyor. Türk medyasının önemli bir kısmı başörtülülere iş vermiyor. Bakmayın siz "Bütün bürokratların eşleri örtülü, Türkiye manzarası böyle değil ki" diyenlere. Medya plazalarında bir tek başörtülü çalıştırmayan kurumlar var. Bir tanecik bile başörtülüye iş vermezken kalkıp, başörtüsünü insan haklarının ve inanç hürriyetinin vazgeçilmez bir parçası olarak gören bir kurum ile ilgili "İki başörtülü işten çıkarılmış" diye haber yapılamaz. Ayrıca kurumlar, çalışanlarını verimlilik açısından değerlendirir, bunda şaşılacak bir şey olmadığı halde meseleyi çarpıtmak ayıp etmek demektir; başka bir şey değil.

YAZI İŞLERİ OKUMUYOR MU, OKUDUĞUNU ANLAMIYOR MU?

Başbakan'ın söylediği bir cümle üzerinden Bekir Coşkun bayraklaştırılıyor. Olsun, böyle şeyler bazen hem imaj getirir hem de tiraj. Ancak bunu yaparken yazı işleri yanlış bilgi veriyor okuruna; üstelik incitici tanımlar yapıyor. Zaman'la ilgili de na-beca, na-seza laflar geveleyen arkadaşlar demek istiyor ki "dinci basın" Bekir Coşkun'a hücum edip, Başbakan'a hiçbir eleştiri yapmamış. Doğru mu bu? Tabii ki hayır. Mesela haberde bahsi geçen yazıda Hüseyin Gülerce'nin yazısında Başbakan'la ilgili şu cümleyi koca bir gazetenin yazı işleri hiç mi görmedi: "Bu tavır elbette tasvip edilemez. Sayın Başbakan'ın böyle konuşması hem şık değil, hem doğru değil." Bu eleştirinin çok ötesinde yazılar yer aldı Zaman'da. Sadece Ahmet Turan Alkan'ın yazısını (ki o da Gülerce'yle aynı gün yayınlandı) okusalardı bu ayrımcı ve incitici yazıyı yazmayacaktılar. Star'da Ahmet Kekeç de Başbakan'a benzer bir eleştiriyi getirdi. Yazı işleri hem okuyor hem de yazılanları gizliyorsa söyleyecek tek bir sözüm var: Hakikaten ayıp, çok çok ayıp!

YAZARIN HAKARET HAKKI VAR MI?

Türkiye'de bazı yazarların kariyeri, yaptığı hakaretin şiddetine göre ölçülüyor. Hakaretin şiddetine göre rütbe kazananlar da var. Ancak zaman içinde bu tarz yazıların tadı iyice kaçıyor, dayanılmaz bir zahmete dönüşüyor. Yol ayrımına gelişlerdeki "hakaret etme, lakap takma" gibi rahatsızlıklar bundan kaynaklanıyor. Ne var ki okuruna bidon kafa demeyi ya da vatandaşına göbeğini kaşıyan adam vs. demeyi hâlâ maharet sananlar var. İncitici sözlerle kariyer planlaması yapanlar, kendi gölgelerine basıldığında kıyameti koparıyor. Bundan sonrası veryansın faslı. Böyle durumlarda maşeri vicdan "ayıp oluyor; siz de başkalarına hakaret ettiniz, halen ediyorsunuz" diyor. Tabii duyan; daha doğrusu kulak veren varsa...

HER FIRSATTA DÖVÜLECEK ADAMLAR

Hafta içinde bir Musevi kuruluş (ADL) Ermeni soykırımı ile ilgili haddini aşan bir karar aldı. Üstüne vazife değilken alınan bu karara Türkiye'den yükselen tepki çok büyük. Ne var ki bazı analizciler, bu nahoş gelişmeyi bile tersinden okumak istedi ve son bir savletle AK Parti hükümetini haşlamayı denedi. Neymiş mesele? Güya Türk hükümetinin İsrail'e karşı takındığı tavır ve Hamas ziyareti gibi olaylar sonrasında Türkiye için çalışan Yahudi lobileri Türkiye'ye kırılmış da o yüzden Ermeni soykırımı iddialarını destekleyen bir karara imza atmış. Pes doğrusu! ADL başkanının Başbakan Erdoğan'a yazdığı özür mektubundaki yaklaşım, kanal kanal dolaşıp yorum yapan bizdeki yazarların durumundan daha insaflı. İnsan biraz da kendi cephesinde (Millî menfaatlerin odaklandığı cephede) durur. Her halükârda kendi ülkesini, kendi devletini küçük; hatta suçlu gören düşüncenin ayıp ettiğini söylemeye gerek var mı ki!

SEZER SEVGİSİ İYİ DE...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi doldu; şimdi veda turları da bitiyor. Abdullah Gül'e demediğini bırakmayan bazı gazete ve televizyonlar, Sayın Sezer'in her hareketinden yeni bir keramet derliyor. Kırmızı ışıkta durmasından başlayan övgü yumağının son merhalesi görev sırasında kendisine gelen hediyeleri alıp götürmemesi ve Köşk'e bırakması. Güzel bir davranış. Şimdi Sezer'in eliyle Köşk'ün kasasına Sezer portresinden Kur'an-ı Kerim'e kadar pek çok hatıra kalacak. Bunu takdir etmeyi yadırgamıyorum. Ancak Sezer'in "tüm halkı kucaklayan" bir cumhurbaşkanı olmadığını gizlemeye de gerek yok. Bir-iki tasarruflu hareketini alkışlayalım; ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en ağır ekonomik krizine sebep olduğunu, merhum Ecevit'e Anayasa kitapçığı fırlattığını da unutmayalım. Bir taraftan "herkesi kucakla" diye Abdullah Gül'ü dövenler diğer taraftan Sezer'e büyük methiyeler düzüyor. Biraz ayıp olmuyor mu?

ÜSLUP SEVİYESİ BU MU OLMALI?

Nedendir bilemiyorum bazı yazarlar ve yöneticiler ısrarla dinci basın, biat medyası gibi incitici tabirler kullanıyor, adeta tahrik ediyor, ağır cevap bekliyor. Ne gereği var ki bu tür suçlamalara! Şayet bu düzeyde konuşacak ve birbirimizi suçlamaya başlayacaksak, herkesin söyleyeceği çok ağır sözler, yapacağı yakıştırmalar var. Zaten bir dönem medyada işler böyle yürüyordu. Bir taraf dinci basın derken diğer taraf kartel medyası diyerek söylemediğini bırakmıyordu. Çıta bu seviyeye indirilince herkes bir şeyler söyler, kimse lafın altında kalmaz; ancak koca koca adamlar toplum huzurunda böyle mi konuşmalı? Ayıbın daniskası bu olsa gerek.

Örnekler çok. Saymakla bitmez. Lafı eğip bükmeden konuşmak lazım: Maalesef Türk medyası genelde negatif bir enerji üretiyor, sürekli olumsuz hadiselere odaklanıyor. Bunun adına da muhalefet yapmak deniyor. Oysa medya semboller kavgasından ziyade, icraat denetimine odaklanmak zorunda. Üstelik bunları yaparken hep yapıcı olmaya, yol gösterici kalmaya zorlamalı kendini. Toplumu çatışmaya iten; kişi, kurum ve kuruluşları birbirine düşüren yayıncılık, Soğuk Savaş döneminin karanlık dehlizlerinde kalmıştır. O dehlizden çıkmayan, çıkmak istemeyen olabilir; ancak şunu unutmamak gerekiyor ki, bugün izlenen yolda medya, sadece kendine zarar vermiyor; ülkeyi de yeni kaoslara doğru sürüklüyor.

HAFTALIK ORTALAMA GAZETE SATIŞLARI
(13-19 AĞUSTOS 2007)
GAZETE FİYATI H. ORTALAMA
NET SATIŞ
ÖNCEKİ
HAFTA
FARK
POSTA 25 YKr 671.285 665.460 5.825
HÜRRİYET 40 YKr 578.210 602.944 -24.734
Z A M A N 40 YKr 547.479 551.417 -3.938
SABAH** 35 YKr 513.316 504.043 9.273
PAS FOTOMAÇ 30 YKr 308.594 290.458 18.136
FANATİK 30 YKr 307.549 292.138 15.411
TAKVİM 25 YKr 262.438 257.417 5.021
MİLLİYET 30 YKr 220.828 220.250 578
VATAN 30 YKr 210.118 203.889 6.229
AKŞAM 30 YKr 202.464 197.341 5.123
GÜNEŞ 25 YKr 161.873 161.189 684
TÜRKİYE 35 YKr 151.797 151.970 -173
Y. ŞAFAK 40 YKr 114.691 114.908 -217
BUGÜN 25 YKr 102.932 100.795 2.137
STAR 30 YKr 101.418 110.761 -9.343
E.FOTOSPOR 30 YKr 80.933 79.054 1.879
CUMHURİYET 75 YKr 76.696 68.974 7.722
A. VAKİT 50 YKr 68.274 67.898 376
SÖZCÜ 25 Ykr 67.739 66.844 895
FOTOGOL 12.ADAM 30 YKr 62.048 59.390 2.658
ŞOK 20 yKR 55.927 56.063 -136
YENİÇAĞ 40 YKr 54.558 54.049 509
MİLLİ GAZETE 50 YKr 52.214 50.191 2.023
RADİKAL 40 YKr 37.858 37.516 342
H. O. TERCÜMAN 30 YKr 35.701 36.043 -342
BULVAR 15 YKr 25.755 25.266 489
REFERANS 60 YKr 13.606 13.538 68
ORTADOĞU 30 YKr 10.145 10.756 -611
YENİ ASYA 50 YKr 7.144 7.106 38
BİRGÜN 75 YKr 6.892 6.788 104
DÜNYA 70 YKr 6.232 6.277 -45
YENİ MESAJ 30 YKr 5.160 5.203 -43
G. EVRENSEL 35 YKr 4.069 4.498 -429
TODAY'S ZAMAN 1.5 YTL 3.520 3.571 -51
T.DAILY NEWS 1,5 YTL 2.481 2.432 49
HÜRSES 10 YKr 2.197 2.205 -8
ÖNCE VATAN 15 YKr 1.039 1.018 21
GENEL TOPLAM   5.135.180 5.089.660 45.520
*Gazeteler, Türkiye genelinde hafta içi ve hafta sonu farklı fiyatlardan satılmaktadır.
** Hafta içi Türkiye'nin çeşitli yerlerinde 25, 30 ve 35 YKr'lik üç farklı fiyat uygulamaktadır.

Kaynak: YAYSAT-MDP

HAFTALIK DERGİ SATIŞLARI
(5-11 AĞUSTOS 2007)

DERGİ FİYATI NET SATIŞ ÖNCEKİ HAFTA FARK
AKSİYON 2,00 30.074 31.931 -1.857
YENİ AKTÜEL 2,00 18.445 23.233 -4.788
TEMPO 2,00 15.881 17.791 -1.910
AYDINLIK 3,00 3.128 3.391 -263
GERÇEK HAYAT 2,50 2.206 2.276 -70
TOPLAM   69.734 78.622 -8.888
Kaynak: DPP-MDP

27 Ağustos 2007, Pazartesi

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge1