09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 HÜSEYİN GÜLERCE

h.gulerce@zaman.com.tr

Bayramlar ve zengin Müslümanlar

Almanya'da görülen Deniz Feneri davası ile ilgili tartışmalar, kendini dindar kabul eden Müslümanlar için bir özeleştiri fırsatı da sundu.

Bazı medya grupları ve muhalefet partileri bu davayı, AK Parti'yi yıpratma adına siyasî bir malzeme yapsalar da, bence konunun bir sorgulama fırsatı vermesi daha önemli. Yani Müslümanlığımızı sorgulamalıyız.

Hesap gününden bahseden ama bu hesabın, kendisi dışındakileri ilgilendirdiğini zanneden, başkalarına konuşan ama kendini unutan Müslümanların çoğalması bir felâket sebebidir.

İslam coğrafyası bugün perişan durumdadır. Ama ondan daha acısı; açlık, sefalet ve eğitimsizlik içinde kıvranan bu coğrafyada, alık almaz zenginliklere kavuşan bir kısım İslâm ülkesinin ve Müslümanların, bu duruma kayıtsız kalmasıdır. Petrol zengini Arap ülkelerinde, lüks, gösteriş merakı, tüketim çılgınlığı ve israf, azgın kapitalizmin yol verdiği ülkelerden hiç farklı değildir. Dünyanın en lüks otelleri buralarda inşa edilmektedir. Arap zenginleri, İngiltere'nin futbol kulüplerini satın almakta, 500 milyon doları bir çırpıda saymaktadır. Başka Müslüman ülkelerindeki büyük zenginlerin hali, tutumu, dünyası da bunlardan farklı değildir. Öte yandan milyonlarca Müslüman tahammülü zor şartlarda yaşamaktadır. Afrika'da katarakt ameliyatı olamadığı için yüz binlerce Müslüman gözlerini kaybetmekte, dünyaları kararmaktadır. İçme suyu olmadığı için hastalıkların pençesindeki Müslümanlar, birkaç bin dolarla açılacak su kuyularına muhtaçtır. Milyonlarca çocuk eğitim ve beslenme konusunda uzatılacak elleri beklemektedir. Daha da kötüsü, bu acılar, aynı ülkedeki büyük zenginlerin malikânelerinin birkaç kilometre ötesinde yaşanmaktadır. Komşusu aç iken, kardeşi perişan iken tok yatanlar, onların arasından her gün geçip gitmekte fakat onları görmemektedir.

Kaldı ki Müslüman, kendi kardeşlerine yetiştikten başka, gönüllere girme adına, dünyada fitne ve fesadın önlenmesi adına başka yoksullara, fakirlere de yardıma koşmakla mükelleftir. Çünkü Müslüman, nerede olursa olsun zulümlere mani olmayı, insanlık adına sancı çekmeyi tavsiye eden bir dinin mensubudur. En geniş manasıyla Müslüman, bütün dünyadan mesul olduğuna inanan insandır. Bu mesuliyeti, omuzlarında bir dava yükü olarak hisseden insandır.

Müslümanlar olarak çoğunluk itibarıyla bu duygulardan uzaklaşmış durumdayız. Çoğumuz kendimize Müslüman'ız. Bırakınız insanlık ailesini, kendi dindaşlarımıza, kardeşlerimize karşı bu kayıtsızlık; memnuniyetsiz kitleleri artırmakta, fitnelere, isyanlara kaynaklık etmekte, yöneticileri, halkın başına musallat olmuş zalimler konumuna getirmektedir. İmkânlarını kaybetmek istemeyen yöneticiler daha otoriter hale gelmektedir. Despotluk kök salmakta, halkın demokrasi talepleri oyunlarla, provokasyonlarla habire ertelenmektedir. Batılı ülkeler de, İslam ülkelerini yeni metotlarla sömürdüğü için bir yandan demokrasi havariliği yaparken, bir yandan da bu durumu görmezden gelmekte, el altından destek vermekte, çağın zalimlerine göz yummaktadır.

Bu çarkı, kırsa kırsa Türkiye kırabilir.

Çünkü Türkiye, örneği kendinden hareketlerle bir diriliş başlattı. Yeniden kendimiz olma yoluna girdik. Büyük zenginler değil ama kendi ayakları üzerinde ayağa kalkan orta büyüklükteki zenginleri, esnafları, işadamları ile gücü öğrenci burslarına yeten memurları, işçileri ile milletimiz, topyekûn bir yardımlaşma ve dayanışma hamlesi başlattı. Bugün dünyanın 110 ülkesinde Türk okulları varsa, milletimizin bu hamlesi sayesindedir. Doğu ve Güneydoğu'ya diğer bölgelerimizin işadamları ellerinde yardım paketleri ile gidiyor, kapı kapı dolaşıyor, yeniden kardeşlik köprüleri kuruluyorsa milletimizin bu hamlesi sayesindedir.

Evet, artık yeniden doğru örnekleriyle Müslüman zenginlerimiz, başkaları için yaşama erdemine ulaşmış adanmış ruhlarımız var.

Bu yenilenme, çok yakınlarda tadına doyulmaz bayramlar yaşatacaktır. Ben asıl o bayramların hasretiyle, bütün okuyucularımın Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum.

02 Ekim 2008, Perşembe

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2