09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 HİLMİ YAVUZ

h.yavuz@zaman.com.tr

Tarih nedir? Tarihçi kime denir? Tarih'in sıradanlaştırılması üzerine

Tarih nedir? Tarihçi kime denir? Tarih, Ranke'nin bildirdiği gibi, ne 'nasılsa öylece göstermek' midir? Yoksa Parsons'un görüşlerinden yolaçıkılarak söylenirse, olgular arasında seçmecilik midir? Tarih, tarihçinin yorumundan bağımsız mıdır, değil midir? Sıradan bir olgu, tarihsel bir olguya nasıl dönüşür? Yoksa tarih, çoklu bir nedensellikle mi inşa edilir? Vs., vs...

E.H.Carr, 'Tarih Nedir?' adlı o çok yararlı kitabında bu soruları sorarken, Tarih'in bir bilim olarak nasıl temellendirileceğini göstermeyi amaçlar. Tarihin, nedensellikler (neden-sonuç ilişkileri) üzerine inşâ edilmesi gerektiğini; ama bir tek nedene ircâ edilerek değil, bir çoklu nedensellikle (multiplicity of causes) kurulması gerektiğini bildirir.

Türkiye'de, galiba sistemli olarak, entelektüel ya da ahlakî alanda, geleneksel bağlamıyla değer atfedilen ne varsa, hemen hemen tümünü popülerleştirerek sıradanlaştırmak tavrından, Tarih de hissesine düşeni almış görünüyor... TV kanalları, bir zamanlar, nasıl İslam'ı popülerleştirdikleri ve yaygınlaştırdıkları iddiasıyla fevkalâde sıradan bir derekeye düşürdülerse, şimdi de Tarih'in sıradanlaştırılması işini üstlenmiş görünüyorlar.

Bu sıradanlaştırma yahut popülerleştirme, bana, bilimi bir modaya, dolayısıyla bir çokbilmişlik yaratmaya matuf bir sistemli gayretin sonucu gibi görünüyor. Bir moda, evet;- herkesin Tarih'ten veya İslam'dan, kulaktan dolma bilgilerle konuşarak bir malûmatfuruşluk gösterisinde bulunmasına imkân hazırlıyor çünkü! TV kanallarında canlı yayına katılan izleyicilerin sorularından, bizzat program sahipleri şikâyet ediyor;- aslında, bu sıradanlığa, bizzat kendilerinin, yani program sahiplerinin neden olduğunun farkında olunmadan!...

Hatırlatmak gerekiyor: Popüler tarih, Tarih bilimi değildir; tersine, Tarih'i Bilim olmaktan çıkarır. Gelgelelim, işin hazîn yanı, Tarih'i bir Bilim olarak temellük etmiş olan çok değerli tarihçilerimizin, başta aziz dostum Prof. Dr. İlber Ortaylı olmak üzere, bu malûmatfuruş çokbilmişliğin âleti olmaya nasıl rıza gösterdikleridir. Ortaylı elbette sıradan bir tarihçi değildir; ama malûmatfuruşluk gösterisini tarihçilik zannedenlerle nasıl aynı masaya oturabilmektedir;- şaşmamak elde değil!

Bir defa daha belirteyim: Tarihçiliğin, ansiklopedik malûmattan ibaret olduğunu zannetmek veya Tarih bilimini bu neviden malûmata ircâ etmek, Tarih'in sıradanlaştırılmasından başka bir anlama gelmiyor. Bilgi başka, malûmat başkadır. Tarihin bilgisi, olgusal verilerin bilimsel bilgiye dönüşmesiyle mümkündür. Tarih, şuradan buradan çerçöp edinilmiş malumatın dilegetirilmesiyle değil, olgusal verilerin neden-sonuç ilişkisi içinde dönüştürülmesiyle inşa edilir. (TV'deki Tarih programlarını izleyenlerin, canlı yayına katılarak sordukları sorular, Tarih'in nasıl sıradanlaştırıldığının apaçık kanıtıdır.) Peki, Tarih nedir? E.H.Carr'ı dinleyelim:

'Gerçek bir tarihçi, kendi topladığı bu nedenler listesini eline alınca, bir çeşit meslekî zorlama ile bunu bir düzene indirgemek, birbiriyle ilişkilerini kuran bir nedenler hiyerarşisi meydana getirmek, belki hangi nedenin ya da nedenler grubunun, 'son bakışta' ya da 'nihaî analizde' (tarihçilerin pek sevdikleri deyişler) en son neden, bütün nedenler nedeni olarak ele alınması gerektiğini kararlaştırmak gereğini duyacaktır. [...] Her tarih tezi, nedenlerin önceliği sorunu çevresinde döner.'

Türkiye'de her şey sıradanlaştırılıyor; kitch'e dönüştürülüyor. Sıradanlık, değer düşüklüğü demektir. Aşk sıradanlaştırılıyor, İslam sıradanlaştırılıyor, Devrim sıradanlaştırılıyor, Tarih Bilimi sıradanlaştırılıyor, Şiir sıradanlaştırılıyor!... Cehaletin allâmelik; müteşairlerin büyük şair; zevksizliğin seçkinlik; Aşk'ın magazin, İslam'ın köylülük, Devrim'in soytarılık diye takdim edildiği bir ülke haline geldik... Yazıklar olsun!

28 Ocak 2009, Çarşamba

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2